Jó 22
Türkçe (BB31) vs ARC
1 Temanlı Elifaz şöyle yanıtladı:
1 Então, respondeu Elifaz, o temanita, e disse:
2 ‹‹İnsan Tanrıya yararlı olabilir mi? 2 Bilge kişinin bile Ona yararı dokunabilir mi?
2 Porventura, o homem será de algum proveito a Deus? Antes, a si mesmo o prudente será proveitoso.
3 Doğruluğun Her Şeye Gücü Yetene ne zevk verebilir, 2 Kusursuz yaşamın Ona ne kazanç sağlayabilir?
3 Ou tem o Todo-Poderoso prazer em que tu sejas justo, ou lucro algum em que tu faças perfeitos os teus caminhos?
4 Seni azarlaması, dava etmesi 2 Ondan korktuğun için mi?
4 Ou te repreende pelo temor que tem de ti, ou entra contigo em juízo?
5 Kötülüğün büyük, 2 Günahların sonsuz değil mi?
5 Porventura, não é grande a tua malícia; e sem termo, as tuas iniquidades?
6 Çünkü kardeşlerinden nedensiz rehin alıyor, 2 Onları soyuyordun.
6 Porque penhoraste a teus irmãos sem causa alguma e aos nus despojaste das vestes.
7 Yorguna su içirmedin, 2 Açtan ekmeği esirgedin;
7 Não deste água a beber ao cansado e ao faminto retiveste o pão.
8 Ülkeye bileğinle sahip oldun, 2 Saygın biri olarak orada yaşadın.
8 Mas para o violento era a terra, e o homem tido em respeito habitava nela.
9 Dul kadınları eli boş çevirdin, 2 Öksüzlerin kolunu kanadını kırdın.
9 As viúvas despediste vazias, e os braços dos órfãos foram quebrantados.
10 Bu yüzden her yanın tuzaklarla çevrili, 2 Ansızın gelen korkuyla yılıyorsun,
10 Por isso, é que estás cercado de laços, e te perturbou um pavor repentino,
11 Her şey kararıyor, göremez oluyorsun, 2 Seller altına alıyor seni.
11 ou trevas, em que nada vês; e a abundância de águas te cobre.
12 ‹‹Tanrı göklerin yükseklerinde değil mi? 2 Yıldızlara bak, ne kadar yüksekteler!
12 Porventura, Deus não está na altura dos céus? Olha para a altura das estrelas; quão elevadas estão!
13 Sen ise, ‹Tanrı ne bilir?› diyorsun, 2 ‹Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?
13 E dizes: Que sabe Deus disto? Porventura, julgará por entre a escuridão?
14 Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, 2 Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›
14 As nuvens são o escondedouro dele, para que não veja; e ele passeia pelo circuito dos céus.
15 Kötülerin yürüdüğü 2 Eski yolu mu tutacaksın?
15 Porventura, consideraste a vereda do século passado, que pisaram os homens iníquos?
16 Onlar ki, vakitleri gelmeden çekilip alındılar, 2 Temellerini sel bastı.
16 Eles foram arrebatados antes do seu tempo; sobre o seu fundamento um dilúvio se derramou.
17 Tanrıya, ‹Bizden uzak dur!› dediler, 2 ‹Her Şeye Gücü Yeten bize ne yapabilir?›
17 Diziam a Deus: Retira-te de nós. E: Que foi que o Todo-Poderoso nos fez?
18 Ama onların evlerini iyilikle dolduran Oydu. 2 Bunun için kötülerin öğüdü benden uzak olsun.
18 Ora, ele enchera de bens as suas casas; pelo que, longe de mim o conselho dos ímpios!
19 ‹‹Doğrular onların yıkımını görüp sevinir, 2 Suçsuzlar şöyle diyerek eğlenir:
19 Os justos o viram e se alegraram, e o inocente escarneceu deles,
20 ‹Düşmanlarımız yok edildi, 2 Malları yanıp kül oldu.›
20 dizendo: Na verdade, os ímpios foram destruídos, e o fogo consumiu o resto deles.
21 ‹‹Tanrıyla dost ol, barış ki, 2 Bolluğa eresin.
21 Une-te, pois, a Deus, e tem paz, e, assim, te sobrevirá o bem.
22 Ağzından çıkan öğretiyi benimse, 2 Sözlerini yüreğinde tut.
22 Aceita, peço-te, a lei da sua boca e põe as suas palavras no teu coração.
23 Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. 2 Kötülüğü çadırından uzak tutar,
23 Se te converteres ao Todo-Poderoso, serás edificado; afasta a iniquidade da tua tenda.
24 Altınını yere, 2 Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,
24 Então, amontoarás ouro como pó e o ouro de Ofir, como pedras dos ribeiros.
25 Her Şeye Gücü Yeten senin altının, 2 Değerli gümüşün olur.
25 E até o Todo-Poderoso te será por ouro e por prata amontoada.
26 O zaman Her Şeye Gücü Yetenden zevk alır, 2 Yüzünü Tanrıya kaldırırsın.
26 Porque, então, te deleitarás no Todo-Poderoso e levantarás o teu rosto para Deus.
27 Ona dua edersin, dinler seni, 2 Adaklarını yerine getirirsin.
27 Tu orarás a ele, e ele te ouvirá; e pagarás os teus votos.
28 Neye karar verirsen yapılır, 2 Yollarını ışık aydınlatır.
28 Determinando tu algum negócio, ser-te-á firme, e a luz brilhará em teus caminhos.
29 İnsanlar seni alçaltınca, güvenini yitirme, 2 Çünkü Tanrı alçakgönüllüleri kurtarır.
29 Quando te abaterem, então, tu dirás: Haja exaltação! E Deus salvará ao humilde
30 O suçsuz olmayanı bile kurtarır, 2 Senin ellerinin temizliği sayesinde kurtulur suçlu.››
30 e livrará até ao que não é inocente; sim, ele será libertado pela pureza de tuas mãos.
Atalhos do teclado
- Capítulo anterior←
- Próximo capítulo→
- Versículo anteriork
- Próximo versículoj
- Limpar seleçãoEsc
- Esta ajuda?
Estude este capítulo no WhatsApp
Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Jó 22, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.