Jó 38
Türkçe (BB31) vs NVI
1 RAB kasırganın içinden Eyüpü şöyle yanıtladı:
1 Então o Senhor respondeu a Jó do meio da tempestade. Disse ele:
2 ‹‹Bilgisizce sözlerle 2 Tasarımı karartan bu adam kim?
2 "Quem é esse que obscurece o meu conselho com palavras sem conhecimento?
3 Şimdi erkek gibi kuşağını beline vur da, 2 Ben sorayım, sen anlat.
3 Prepare-se como simples homem; vou fazer-lhe perguntas, e você me responderá.
4 ‹‹Ben dünyanın temelini atarken sen neredeydin? 2 Anlıyorsan söyle.
4 "Onde você estava quando lancei os alicerces da terra? Responda-me, se é que você sabe tanto.
5 Kim saptadı onun ölçülerini? Kuşkusuz biliyorsun! 2 Kim çekti ipi üzerine?
5 Quem marcou os limites das suas dimensões? Vai ver que você sabe! E quem estendeu sobre ela a linha de medir?
6 Neyin üstüne yapıldı temelleri? 2 Kim koydu köşe taşını,
6 E as suas bases, sobre o que foram postas? E quem colocou sua pedra de esquina,
7 Sabah yıldızları birlikte şarkı söylerken, 2 İlahi varlıklar sevinçle çığrışırken?
7 enquanto as estrelas matutinas juntas cantavam e todos os anjos se regozijavam?
8 ‹‹Denizin ardından kapıları kim kapadı, 2 Ana rahminden fışkırdığı zaman;
8 "Quem represou o mar pondo-lhe portas, quando ele irrompeu do ventre materno,
9 Ona bulutları giysi, 2 Koyu karanlığı kundak yaptığım,
9 quando o vesti de nuvens e em densas trevas o envolvi,
10 Sınırını koyduğum, 2 Kapılarıyla sürgülerini yerleştirdiğim,
10 quando fixei os seus limites e lhe coloquei portas e barreiras,
11 ‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, 2 Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?
11 quando eu lhe disse: Até aqui você pode vir, além deste ponto não, aqui faço parar suas ondas orgulhosas?
12 ‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, 2 Şafağa yerini gösterdin mi;
12 "Você já deu ordens à manhã ou mostrou à alvorada o seu lugar,
13 Yeryüzünün uçlarını tutsun, 2 Oradaki kötüler silkilip atılsın diye?
13 para que ela apanhasse a terra pelas pontas e sacudisse dela os ímpios?
14 Mühür basılan balçık gibi biçim değiştirir yeryüzü, 2 Giysi kıvrımları gibi göze çarpar.
14 A terra toma forma como o barro sob o sinete; e tudo nela se vê como uma veste.
15 Kötülerin ışıkları alınır, 2 Kalkan kolları kırılır.
15 Aos ímpios é negada a sua luz, e quebra-se o seu braço levantado.
16 ‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, 2 Gezdin mi enginin diplerinde?
16 "Você já foi até às nascentes do mar, ou já passeou pelas obscuras profundezas do abismo?
17 Ölüm kapıları sana gösterildi mi? 2 Gördün mü ölüm gölgesinin kapılarını?
17 As portas da morte lhe foram mostradas? Você viu as portas das densas trevas?
18 Dünyanın genişliğini kavradın mı? 2 Anlat bana, bütün bunları biliyorsan.
18 Você faz idéia de quão imensas são as áreas da terra? Fale-me, se é que você sabe.
19 ‹‹Işığın bulunduğu yerin yolu nerede? 2 Ya karanlık, onun yeri neresi?
19 "Como se vai ao lugar onde mora a luz? E onde está a residência das trevas?
20 Onları yerlerine götürebilir misin? 2 Evlerinin yolunu biliyor musun?
20 Poderá você conduzi-las ao lugar que lhes pertence? Conhece o caminho da habitação delas?
21 Bilmediğin şey yok zaten, 2 Çünkü onlarla aynı zamanda doğmuştun! 2 O kadar yaşlısın!
21 Vai ver que conhece, pois você já tinha nascido! Você já viveu tantos anos!
22 ‹‹Karın ambarlarına girdin mi, 2 Dolunun ambarlarını gördün mü?
22 "Acaso você entrou nos reservatórios de neve, já viu os depósitos de saraiva,
23 Ben onları sıkıntılı günler için, 2 Kavga ve savaş günleri için saklıyorum.
23 que eu guardo para os períodos de tribulação, para os dias de guerra e de combate?
24 Nerede ışığın dağıtıldığı, 2 Doğu rüzgarının yeryüzüne saçıldığı yere giden yol?
24 Qual o caminho por onde se repartem os relâmpagos? Onde é que os ventos orientais são distribuídos sobre a terra?
25 Kim sellere kanal, 2 Yıldırımlara yol açtı;
25 Quem é que abre um canal para a chuva torrencial, e um caminho para a tempestade trovejante,
26 Kimsenin yaşamadığı toprakları, 2 İnsanın bulunmadığı çölü sulasın diye;
26 para fazer chover na terra em que não vive nenhum homem, no deserto onde não há ninguém,
27 Kurak ve ıssız yeri doyursun, 2 Ot bitirsin diye?
27 para matar a sede do deserto árido e nele fazer brotar vegetação?
28 Yağmurun babası var mı? 2 Çiy damlalarını kim yarattı?
28 Acaso a chuva tem pai? Quem é o pai das gotas de orvalho?
29 Buz kimin rahminden çıktı? 2 Göklerden düşen kırağıyı kim doğurdu,
29 De que ventre materno vem o gelo? E quem dá à luz a geada que cai dos céus,
30 Sular taş gibi katılaşıp 2 Enginin yüzü donunca?
30 quando as águas se tornam duras como pedra e a superfície do abismo se congela?
31 ‹‹Ülker yıldızlarını bağlayabilir misin? 2 Oryonun bağlarını çözebilir misin?
31 "Você pode amarrar as lindas Plêiades? Pode afrouxar as cordas do Órion?
32 Mevsimlerinde çıkartabilir misin takımyıldızları? 2 Büyük ve Küçük Ayıya yol gösterebilir misin?
32 Pode fazer surgir no tempo certo as constelações ou fazer sair a Ursa com os seus filhotes?
33 Biliyor musun göklerin yasalarını? 2 Tanrının yönetimini yeryüzünde kurabilir misin?
33 Você conhece as leis dos céus? Voce pode determinar o domínio de Deus sobre a terra?
34 ‹‹Başına bol yağmur yağsın diye 2 Bulutlara sesini duyurabilir misin?
34 "Você é capaz de levantar a voz até às nuvens e cobrir-se com uma inundação?
35 Varıp da, ‹Buradayız› desinler diye, 2 Şimşekleri gönderebilir misin?
35 É você que envia os relâmpagos, e eles lhe dizem: ‘Aqui estamos’?
36 Kim mısırturnasına bilgelik, 2 Horoza anlayış verdi? sezdikleri sanılırdı. Bu iki sözcük ‹‹yüreğimiz›› ve ‹‹aklımız›› anlamına da gelebilir.
36 Quem foi que deu sabedoria ao coração e entendimento à mente?
37 Kimin bulutları sayacak bilgisi var? 2 Kim göklerin tulumlarını boşaltabilir,
37 Quem é que tem sabedoria para avaliar as nuvens? Quem é capaz de despejar os cântaros de água dos céus,
38 Toprak sertleşip 2 Parçaları birbirine yapışınca?
38 quando o pó se endurece e os torrões de terra grudam uns nos outros?
39 ‹‹Dişi aslanlar için sen avlanabilir misin, 2 Genç aslanların karnını doyurabilir misin,
39 "É você que caça a presa para a leoa e satisfaz a fome dos leões,
40 İnlerine sindikleri, 2 Çalılıkta pusuya yattıkları zaman?
40 quando se agacham em suas tocas ou ficam à espreita no matagal?
41 Kuzguna yiyeceğini kim sağlıyor, 2 Yavruları Tanrı'ya feryat edip 2 Açlıktan kıvrandığı zaman?
41 Quem dá alimento aos corvos quando os seus filhotes clamam a Deus e vagueiam por falta de comida?
Atalhos do teclado
- Capítulo anterior←
- Próximo capítulo→
- Versículo anteriork
- Próximo versículoj
- Limpar seleçãoEsc
- Esta ajuda?
Estude este capítulo no WhatsApp
Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Jó 38, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.