Jó 38

Türkçe (BB31) vs ARC

Sair da comparação
ARC Almeida Revista e Corrigida 2009
1 RAB kasırganın içinden Eyüpü şöyle yanıtladı:
1 Depois disto, o Senhor respondeu a Jó de um redemoinho e disse:
2 ‹‹Bilgisizce sözlerle 2 Tasarımı karartan bu adam kim?
2 Quem é este que escurece o conselho com palavras sem conhecimento?
3 Şimdi erkek gibi kuşağını beline vur da, 2 Ben sorayım, sen anlat.
3 Agora cinge os teus lombos como homem; e perguntar-te-ei, e, tu, responde-me.
4 ‹‹Ben dünyanın temelini atarken sen neredeydin? 2 Anlıyorsan söyle.
4 Onde estavas tu quando eu fundava a terra? Faze- mo saber, se tens inteligência.
5 Kim saptadı onun ölçülerini? Kuşkusuz biliyorsun! 2 Kim çekti ipi üzerine?
5 Quem lhe pôs as medidas, se tu o sabes? Ou quem estendeu sobre ela o cordel?
6 Neyin üstüne yapıldı temelleri? 2 Kim koydu köşe taşını,
6 Sobre que estão fundadas as suas bases, ou quem assentou a sua pedra de esquina,
7 Sabah yıldızları birlikte şarkı söylerken, 2 İlahi varlıklar sevinçle çığrışırken?
7 quando as estrelas da alva juntas alegremente cantavam, e todos os filhos de Deus rejubilavam?
8 ‹‹Denizin ardından kapıları kim kapadı, 2 Ana rahminden fışkırdığı zaman;
8 Ou quem encerrou o mar com portas, quando trasbordou e saiu da madre,
9 Ona bulutları giysi, 2 Koyu karanlığı kundak yaptığım,
9 quando eu pus as nuvens por sua vestidura e, a escuridão, por envolvedouro?
10 Sınırını koyduğum, 2 Kapılarıyla sürgülerini yerleştirdiğim,
10 Quando passei sobre ele o meu decreto, e lhe pus portas e ferrolhos,
11 ‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, 2 Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?
11 e disse: Até aqui virás, e não mais adiante, e aqui se quebrarão as tuas ondas empoladas?
12 ‹‹Sen ömründe sabaha buyruk verdin mi, 2 Şafağa yerini gösterdin mi;
12 Ou desde os teus dias deste ordem à madrugada ou mostraste à alva o seu lugar,
13 Yeryüzünün uçlarını tutsun, 2 Oradaki kötüler silkilip atılsın diye?
13 para que agarrasse nas extremidades da terra, e os ímpios fossem sacudidos dela?
14 Mühür basılan balçık gibi biçim değiştirir yeryüzü, 2 Giysi kıvrımları gibi göze çarpar.
14 Tudo se modela como o barro sob o selo e se põe como vestes;
15 Kötülerin ışıkları alınır, 2 Kalkan kolları kırılır.
15 e dos ímpios se desvia a sua luz, e o braço altivo se quebranta.
16 ‹‹Denizin kaynaklarına vardın mı, 2 Gezdin mi enginin diplerinde?
16 Ou entraste tu até às origens do mar, ou passeaste no mais profundo do abismo?
17 Ölüm kapıları sana gösterildi mi? 2 Gördün mü ölüm gölgesinin kapılarını?
17 Ou descobriram-se-te as portas da morte, ou viste as portas da sombra da morte?
18 Dünyanın genişliğini kavradın mı? 2 Anlat bana, bütün bunları biliyorsan.
18 Ou com o teu entendimento chegaste às larguras da terra? Faze- mo saber, se sabes tudo isto.
19 ‹‹Işığın bulunduğu yerin yolu nerede? 2 Ya karanlık, onun yeri neresi?
19 Onde está o caminho da morada da luz? E, quanto às trevas, onde está o seu lugar,
20 Onları yerlerine götürebilir misin? 2 Evlerinin yolunu biliyor musun?
20 para que as tragas aos seus limites, e para que saibas as veredas da sua casa?
21 Bilmediğin şey yok zaten, 2 Çünkü onlarla aynı zamanda doğmuştun! 2 O kadar yaşlısın!
21 Decerto, tu o sabes, porque já então eras nascido, e porque é grande o número dos teus dias!
22 ‹‹Karın ambarlarına girdin mi, 2 Dolunun ambarlarını gördün mü?
22 Ou entraste tu até aos tesouros da neve e viste os tesouros da saraiva,
23 Ben onları sıkıntılı günler için, 2 Kavga ve savaş günleri için saklıyorum.
23 que eu retenho até ao tempo da angústia, até ao dia da peleja e da guerra?
24 Nerede ışığın dağıtıldığı, 2 Doğu rüzgarının yeryüzüne saçıldığı yere giden yol?
24 Onde está o caminho em que se reparte a luz, e se espalha o vento oriental sobre a terra?
25 Kim sellere kanal, 2 Yıldırımlara yol açtı;
25 Quem abriu para a inundação um leito e um caminho para os relâmpagos dos trovões,
26 Kimsenin yaşamadığı toprakları, 2 İnsanın bulunmadığı çölü sulasın diye;
26 para chover sobre uma terra onde não há ninguém e no deserto, em que não há gente;
27 Kurak ve ıssız yeri doyursun, 2 Ot bitirsin diye?
27 para fartar a terra deserta e assolada e para fazer crescer os renovos da erva?
28 Yağmurun babası var mı? 2 Çiy damlalarını kim yarattı?
28 A chuva, porventura, tem pai? Ou quem gera as gotas do orvalho?
29 Buz kimin rahminden çıktı? 2 Göklerden düşen kırağıyı kim doğurdu,
29 De que ventre procede o gelo? E quem gera a geada do céu,
30 Sular taş gibi katılaşıp 2 Enginin yüzü donunca?
30 quando debaixo de pedras as águas se escondem, e a superfície do abismo se coalha?
31 ‹‹Ülker yıldızlarını bağlayabilir misin? 2 Oryonun bağlarını çözebilir misin?
31 Ou poderás tu ajuntar as cadeias do Sete-estrelo ou soltar os atilhos do Órion?
32 Mevsimlerinde çıkartabilir misin takımyıldızları? 2 Büyük ve Küçük Ayıya yol gösterebilir misin?
32 Ou produzir as constelações a seu tempo e guiar a Ursa com seus filhos?
33 Biliyor musun göklerin yasalarını? 2 Tanrının yönetimini yeryüzünde kurabilir misin?
33 Sabes tu as ordenanças dos céus, ou podes dispor do domínio deles sobre a terra?
34 ‹‹Başına bol yağmur yağsın diye 2 Bulutlara sesini duyurabilir misin?
34 Ou podes levantar a tua voz até às nuvens, para que a abundância das águas te cubra?
35 Varıp da, ‹Buradayız› desinler diye, 2 Şimşekleri gönderebilir misin?
35 Ou ordenarás aos raios que saiam e te digam: Eis-nos aqui?
36 Kim mısırturnasına bilgelik, 2 Horoza anlayış verdi? sezdikleri sanılırdı. Bu iki sözcük ‹‹yüreğimiz›› ve ‹‹aklımız›› anlamına da gelebilir.
36 Quem pôs a sabedoria no íntimo, ou quem à mente deu o entendimento?
37 Kimin bulutları sayacak bilgisi var? 2 Kim göklerin tulumlarını boşaltabilir,
37 Quem numerará as nuvens pela sabedoria? Ou os odres dos céus, quem os abaixará,
38 Toprak sertleşip 2 Parçaları birbirine yapışınca?
38 quando se funde o pó numa massa, e se pegam os torrões uns aos outros?
39 ‹‹Dişi aslanlar için sen avlanabilir misin, 2 Genç aslanların karnını doyurabilir misin,
39 Porventura, caçarás tu presa para a leoa ou satisfarás a fome dos filhos dos leões,
40 İnlerine sindikleri, 2 Çalılıkta pusuya yattıkları zaman?
40 quando se agacham nos covis e estão à espreita nas covas?
41 Kuzguna yiyeceğini kim sağlıyor, 2 Yavruları Tanrı'ya feryat edip 2 Açlıktan kıvrandığı zaman?
41 Quem prepara para os corvos o seu alimento, quando os seus pintainhos gritam a Deus e andam vagueando, por não terem que comer?

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Jó 38, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.