Jó 41

Türkçe (BB31) vs VC

Sair da comparação
VC Versão Católica
1 ‹‹Livyatanı çengelle çekebilir misin, 2 Dilini halatla bağlayabilir misin? olarak bilinmiyor. Timsah ya da soyu tükenmiş bir hayvan olduğu sanılıyor.
1 Poderás tu fisgar Leviatã com um anzol, e amarrar-lhe a língua com uma corda?
2 Burnuna sazdan ip takabilir misin, 2 Kancayla çenesini delebilir misin?
2 Serás capaz de passar um junco em suas ventas, ou de furar-lhe a mandíbula com um gancho?
3 Yalvarıp yakarır mı sana, 2 Tatlı tatlı konuşur mu?
3 Ele te fará muitos rogos, e te dirigirá palavras ternas?
4 Seninle antlaşma yapar mı, 2 Onu ömür boyu köle edesin diye?
4 Concluirá ele um pacto contigo, a fim de que faças dele sempre teu escravo?
5 Kuşla oynar gibi onunla oynayabilir misin, 2 Hizmetçilerin eğlensin diye ona tasma takabilir misin?
5 Brincarás com ele como com um pássaro, ou atá-lo-ás para divertir teus filhos?
6 Balıkçılar onun üzerine pazarlık eder mi? 2 Tüccarlar aralarında onu böler mi?
6 Será ele vendido por uma sociedade de pescadores, e dividido entre os negociantes?
7 Derisini zıpkınlarla, 2 Başını mızraklarla doldurabilir misin?
7 Crivar-lhe-ás a pele de dardos, fincar-lhe-ás um arpão na cabeça?
8 Elini üzerine koy da, çıkacak çıngarı gör, 2 Bir daha yapmayacaksın bunu.
8 Tenta pôr a mão nele, sempre te lembrarás disso, e não recomeçarás.
9 Onu yakalamak için umutlanma, 2 Görünüşü bile insanın ödünü patlatır.
9 Tua esperança será lograda, bastaria seu aspecto para te arrasar.
10 Onu uyandıracak kadar yürekli adam yoktur. 2 Öyleyse benim karşımda kim durabilir?
10 Ninguém é bastante ousado para provocá-lo; quem lhe resistiria face a face?
11 Kim benden hesap vermemi isteyebilir? 2 Göklerin altında ne varsa bana aittir.
11 Quem pôde afrontá-lo e sair com vida, debaixo de toda a extensão do céu?
12 ‹‹Onun kolları, bacakları, 2 Zorlu gücü, güzel yapısı hakkında 2 Konuşmadan edemeyeceğim.
12 Não quero calar {a glória} de seus membros, direi seu vigor incomparável.
13 Onun giysisinin önünü kim açabilir? 2 Kim onun iki katlı zırhını delebilir? (bkz. Septuaginta), Masoretik metin ‹‹Kim çift gem takmak için ona yaklaşabilir?››
13 Quem levantou a dianteira de sua couraça? Quem penetrou na dupla linha de sua dentadura?
14 Ağzının kapılarını açmaya kim yeltenebilir, 2 Dehşet verici dişleri karşısında?
14 Quem lhe abriu os dois batentes da goela, em que seus dentes fazem reinar o terror?
15 Sımsıkı kenetlenmiştir 2 Sırtındakifö sıra sıra pullar, Masoretik metin ‹‹Gurur duyduğu››.
15 Sua costa é um aglomerado de escudos, cujas juntas são estreitamente ligadas;
16 Öyle yakındır ki birbirine 2 Aralarından hava bile geçmez.
16 uma toca a outra, o ar não passa por entre elas;
17 Birbirlerine geçmişler, 2 Yapışmış, ayrılmazlar.
17 uma adere tão bem à outra, que são encaixadas sem se poderem desunir.
18 Aksırması ışık saçar, 2 Gözleri şafak gibi parıldar.
18 Seu espirro faz jorrar a luz, seus olhos são como as pálpebras da aurora.
19 Ağzından alevler fışkırır, 2 Kıvılcımlar saçılır.
19 De sua goela saem chamas, escapam centelhas ardentes.
20 Kaynayan kazandan, 2 Yanan sazdan çıkan duman gibi 2 Burnundan duman tüter.
20 De suas ventas sai uma fumaça, como de uma marmita que ferve entre chamas.
21 Soluğu kömürleri tutuşturur, 2 Alev çıkar ağzından.
21 Seu hálito queima como brasa, a chama jorra de sua goela.
22 Boynu güçlüdür, 2 Dehşet önü sıra gider.
22 Em seu pescoço reside a força, diante dele salta o espanto.
23 Etinin katmerleri birbirine yapışmış, 2 Sertleşmiş üzerinde, kımıldamazlar.
23 As barbelas de sua carne são aderentes, esticadas sobre ele, inabaláveis.
24 Göğsü taş gibi serttir, 2 Değirmenin alt taşı gibi sert.
24 Duro como a pedra é seu coração, sólido como a mó fixa de um moinho.
25 Ayağa kalktı mı güçlüler dehşete düşer, 2 Çıkardığı gürültüden ödleri patlar.
25 Quando se levanta, tremem as ondas, as vagas do mar se afastam.
26 Üzerine gidildi mi ne kılıç işler, 2 Ne mızrak, ne cirit, ne de kargı.
26 Se uma espada o toca, ela não resiste, nem a lança, nem a azagaia, nem o dardo.
27 Demir saman gibi gelir ona, 2 Tunç çürük odun gibi.
27 O ferro para ele é palha; o bronze, pau podre.
28 Oklar onu kaçırmaz, 2 Anız gibi gelir ona sapan taşları.
28 A flecha não o faz fugir, as pedras da funda são palhinhas para ele.
29 Anız sayılır onun için topuzlar, 2 Vınlayan palaya güler.
29 O martelo lhe parece um fiapo de palha; ri-se do assobio da azagaia.
30 Keskin çömlek parçaları gibidir karnının altı, 2 Döven gibi uzanır çamura.
30 Seu ventre é coberto de cacos de vidro pontudos, é uma grade de ferro que se estende sobre a lama.
31 Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır, 2 Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.
31 Faz ferver o abismo como uma panela, faz do mar um queimador de perfumes.
32 Ardında parlak bir iz bırakır, 2 İnsan enginin saçları ağarmış sanır.
32 Deixa atrás de si um sulco brilhante, como se o abismo tivesse cabelos brancos.
33 Yeryüzünde bir eşi daha yoktur, 2 Korkusuz bir yaratıktır.
33 Não há nada igual a ele na terra, pois foi feito para não ter medo de nada;
34 Kendini büyük gören her varlığı aşağılar, 2 Gururlu her varlığın kralı odur.››
34 afronta tudo o que é elevado, é o rei dos mais orgulhosos animais.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Jó 41, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.