Jó 41

Türkçe (BB31) vs ARA

Sair da comparação
ARA Almeida Revista e Atualizada 1993
1 ‹‹Livyatanı çengelle çekebilir misin, 2 Dilini halatla bağlayabilir misin? olarak bilinmiyor. Timsah ya da soyu tükenmiş bir hayvan olduğu sanılıyor.
1 Podes tu, com anzol, apanhar o crocodilo ou lhe travar a língua com uma corda?
2 Burnuna sazdan ip takabilir misin, 2 Kancayla çenesini delebilir misin?
2 Podes meter-lhe no nariz uma vara de junco? Ou furar-lhe as bochechas com um gancho?
3 Yalvarıp yakarır mı sana, 2 Tatlı tatlı konuşur mu?
3 Acaso, te fará muitas súplicas? Ou te falará palavras brandas?
4 Seninle antlaşma yapar mı, 2 Onu ömür boyu köle edesin diye?
4 Fará ele acordo contigo? Ou tomá-lo-ás por servo para sempre?
5 Kuşla oynar gibi onunla oynayabilir misin, 2 Hizmetçilerin eğlensin diye ona tasma takabilir misin?
5 Brincarás com ele, como se fora um passarinho? Ou tê-lo-ás preso à correia para as tuas meninas?
6 Balıkçılar onun üzerine pazarlık eder mi? 2 Tüccarlar aralarında onu böler mi?
6 Acaso, os teus sócios negociam com ele? Ou o repartirão entre os mercadores?
7 Derisini zıpkınlarla, 2 Başını mızraklarla doldurabilir misin?
7 Encher-lhe-ás a pele de arpões? Ou a cabeça, de farpas?
8 Elini üzerine koy da, çıkacak çıngarı gör, 2 Bir daha yapmayacaksın bunu.
8 Põe a mão sobre ele, lembra-te da peleja e nunca mais o intentarás.
9 Onu yakalamak için umutlanma, 2 Görünüşü bile insanın ödünü patlatır.
9 Eis que a gente se engana em sua esperança; acaso, não será o homem derribado só em vê-lo?
10 Onu uyandıracak kadar yürekli adam yoktur. 2 Öyleyse benim karşımda kim durabilir?
10 Ninguém há tão ousado, que se atreva a despertá-lo. Quem é, pois, aquele que pode erguer-se diante de mim?
11 Kim benden hesap vermemi isteyebilir? 2 Göklerin altında ne varsa bana aittir.
11 Quem primeiro me deu a mim, para que eu haja de retribuir-lhe? Pois o que está debaixo de todos os céus é meu.
12 ‹‹Onun kolları, bacakları, 2 Zorlu gücü, güzel yapısı hakkında 2 Konuşmadan edemeyeceğim.
12 Não me calarei a respeito dos seus membros, nem da sua grande força, nem da graça da sua compostura.
13 Onun giysisinin önünü kim açabilir? 2 Kim onun iki katlı zırhını delebilir? (bkz. Septuaginta), Masoretik metin ‹‹Kim çift gem takmak için ona yaklaşabilir?››
13 Quem lhe abrirá as vestes do seu dorso? Ou lhe penetrará a couraça dobrada?
14 Ağzının kapılarını açmaya kim yeltenebilir, 2 Dehşet verici dişleri karşısında?
14 Quem abriria as portas do seu rosto? Pois em roda dos seus dentes está o terror.
15 Sımsıkı kenetlenmiştir 2 Sırtındakifö sıra sıra pullar, Masoretik metin ‹‹Gurur duyduğu››.
15 As fileiras de suas escamas são o seu orgulho, cada uma bem-encostada como por um selo que as ajusta.
16 Öyle yakındır ki birbirine 2 Aralarından hava bile geçmez.
16 A tal ponto uma se chega à outra, que entre elas não entra nem o ar.
17 Birbirlerine geçmişler, 2 Yapışmış, ayrılmazlar.
17 Umas às outras se ligam, aderem entre si e não se podem separar.
18 Aksırması ışık saçar, 2 Gözleri şafak gibi parıldar.
18 Cada um dos seus espirros faz resplandecer luz, e os seus olhos são como as pestanas da alva.
19 Ağzından alevler fışkırır, 2 Kıvılcımlar saçılır.
19 Da sua boca saem tochas; faíscas de fogo saltam dela.
20 Kaynayan kazandan, 2 Yanan sazdan çıkan duman gibi 2 Burnundan duman tüter.
20 Das suas narinas procede fumaça, como de uma panela fervente ou de juncos que ardem.
21 Soluğu kömürleri tutuşturur, 2 Alev çıkar ağzından.
21 O seu hálito faz incender os carvões; e da sua boca sai chama.
22 Boynu güçlüdür, 2 Dehşet önü sıra gider.
22 No seu pescoço reside a força; e diante dele salta o desespero.
23 Etinin katmerleri birbirine yapışmış, 2 Sertleşmiş üzerinde, kımıldamazlar.
23 Suas partes carnudas são bem-pegadas entre si; todas fundidas nele e imóveis.
24 Göğsü taş gibi serttir, 2 Değirmenin alt taşı gibi sert.
24 O seu coração é firme como uma pedra, firme como a mó de baixo.
25 Ayağa kalktı mı güçlüler dehşete düşer, 2 Çıkardığı gürültüden ödleri patlar.
25 Levantando-se ele, tremem os valentes; quando irrompe, ficam como que fora de si.
26 Üzerine gidildi mi ne kılıç işler, 2 Ne mızrak, ne cirit, ne de kargı.
26 Se o golpe de espada o alcança, de nada vale, nem de lança, de dardo ou de flecha.
27 Demir saman gibi gelir ona, 2 Tunç çürük odun gibi.
27 Para ele, o ferro é palha, e o cobre, pau podre.
28 Oklar onu kaçırmaz, 2 Anız gibi gelir ona sapan taşları.
28 A seta o não faz fugir; as pedras das fundas se lhe tornam em restolho.
29 Anız sayılır onun için topuzlar, 2 Vınlayan palaya güler.
29 Os porretes atirados são para ele como palha, e ri-se do brandir da lança.
30 Keskin çömlek parçaları gibidir karnının altı, 2 Döven gibi uzanır çamura.
30 Debaixo do ventre, há escamas pontiagudas; arrasta-se sobre a lama, como um instrumento de debulhar.
31 Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır, 2 Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.
31 As profundezas faz ferver, como uma panela; torna o mar como caldeira de unguento.
32 Ardında parlak bir iz bırakır, 2 İnsan enginin saçları ağarmış sanır.
32 Após si, deixa um sulco luminoso; o abismo parece ter-se encanecido.
33 Yeryüzünde bir eşi daha yoktur, 2 Korkusuz bir yaratıktır.
33 Na terra, não tem ele igual, pois foi feito para nunca ter medo.
34 Kendini büyük gören her varlığı aşağılar, 2 Gururlu her varlığın kralı odur.››
34 Ele olha com desprezo tudo o que é alto; é rei sobre todos os animais orgulhosos.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Jó 41, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.