Mateus 22

Turkish Easy-to-Read Translation (HADI) (TURHADI) vs ARA

Sair da comparação
ARA Almeida Revista e Atualizada 1993
1 İsa halka yine misallerle konuşmaya başladı. Şöyle dedi:
1 De novo, entrou Jesus a falar por parábolas, dizendo-lhes:
2 “Semavî Hükümranlık, oğlu için düğün ziyafeti veren bir krala benzer.
2 O reino dos céus é semelhante a um rei que celebrou as bodas de seu filho.
3 Kral, davetlileri ziyafete çağırsınlar diye hizmetkârlarını göndermiş, fakat davetliler gelmek istememiş.
3 Então, enviou os seus servos a chamar os convidados para as bodas; mas estes não quiseram vir.
4 “Kral bir kez daha hizmetkârlarını göndermiş. Onlara şöyle demiş: ‘Davetlilere şunu söyleyin: Bakın ziyafet hazırlandı. Boğalarımı ve besili sığırlarımı kestim. Her şey hazır, buyurun ziyafete!’
4 Enviou ainda outros servos, com esta ordem: Dizei aos convidados: Eis que já preparei o meu banquete; os meus bois e cevados já foram abatidos, e tudo está pronto; vinde para as bodas.
5 “Fakat davetliler bu davete ilgi göstermemişler. Bazıları tarlada, bazıları da dükkânlarında çalışmaya gitmiş.
5 Eles, porém, não se importaram e se foram, um para o seu campo, outro para o seu negócio;
6 Diğerleri kralın hizmetkârlarını yakalayıp hırpalamış, ardından da öldürmüş.
6 e os outros, agarrando os servos, os maltrataram e mataram.
7 Kral duruma öfkelenmiş. Askerlerini gönderip o katilleri yok etmiş; şehirlerini ateşe vermiş.
7 O rei ficou irado e, enviando as suas tropas, exterminou aqueles assassinos e lhes incendiou a cidade.
8 “Sonra hizmetkârlarına şöyle demiş: ‘Düğün ziyafeti hazır, fakat davet ettiklerim buna lâyık değilmiş.
8 Então, disse aos seus servos: Está pronta a festa, mas os convidados não eram dignos.
9 O zaman yol kavşaklarına gidin, kimi bulursanız davet edin.’
9 Ide, pois, para as encruzilhadas dos caminhos e convidai para as bodas a quantos encontrardes.
10 Hizmetkârlar sokaklara çıkmış, iyi kötü kimi buldularsa toplamışlar. Ziyafet alanı konuklarla dolmuş.
10 E, saindo aqueles servos pelas estradas, reuniram todos os que encontraram, maus e bons; e a sala do banquete ficou repleta de convidados.
11 “Kral konukları görmeye gelince üzerinde düğün elbisesi olmayan bir adam görmüş.
11 Entrando, porém, o rei para ver os que estavam à mesa, notou ali um homem que não trazia veste nupcial
12 Adama, ‘Arkadaş, üzerinde düğün elbisesi olmadan buraya nasıl girdin?’ diye sormuş. Adam cevap verememiş.
12 e perguntou-lhe: Amigo, como entraste aqui sem veste nupcial? E ele emudeceu.
13 O zaman kral hizmetkârlarına şöyle emretmiş: ‘Bu adamın ellerini ayaklarını bağlayın ve onu dışarıdaki karanlığa atın! Orada feryat ve figan olacaktır.’
13 Então, ordenou o rei aos serventes: Amarrai-o de pés e mãos e lançai-o para fora, nas trevas; ali haverá choro e ranger de dentes.
14 Evet, davet edilenler çok, fakat seçilenler azdır.”
14 Porque muitos são chamados, mas poucos, escolhidos.
15 Sonra Ferisiler oradan ayrıldılar. İsa’ya düzen kurmak için bir araya geldiler. O’nu kendi sözleriyle tuzağa düşürmek istiyorlardı.
15 Então, retirando-se os fariseus, consultaram entre si como o surpreenderiam em alguma palavra.
16 Kendi şakirtlerini Hirodes yanlılarıyla birlikte İsa’ya gönderdiler. Bunlar gelip İsa’ya sordular: “Hocam, senin dürüst biri olduğunu biliyoruz. Sözünü sakınmazsın. İnsanlar arasında ayrım yapmadan Allah’ın yolunu dosdoğru vazedersin. Kimseyi kayırmazsın.
16 E enviaram-lhe discípulos, juntamente com os herodianos, para dizer-lhe: Mestre, sabemos que és verdadeiro e que ensinas o caminho de Deus, de acordo com a verdade, sem te importares com quem quer que seja, porque não olhas a aparência dos homens.
17 Söyle bize: Sezar’a vergi vermek caiz mi, değil mi?”
17 Dize-nos, pois: que te parece? É lícito pagar tributo a César ou não?
18 İsa onların kötü niyetinin farkındaydı. Onlara şöyle dedi: “Sizi ikiyüzlüler! Neden beni tuzağa düşürmeye kalkışıyorsunuz?
18 Jesus, porém, conhecendo-lhes a malícia, respondeu: Por que me experimentais, hipócritas?
19 Vergi olarak verdiğiniz parayı bana gösterin.” O’na bir dinar getirdiler.
19 Mostrai-me a moeda do tributo. Trouxeram-lhe um denário.
20 İsa, “Üzerinde kimin resmi, kimin adı var?” diye sordu.
20 E ele lhes perguntou: De quem é esta efígie e inscrição?
21 Onlar, “Sezar’ın” diye cevap verdiler. O zaman İsa, “O halde Sezar’ın hakkını Sezar’a, Allah’ın hakkını Allah’a verin!” dedi.
21 Responderam: De César. Então, lhes disse: Dai, pois, a César o que é de César e a Deus o que é de Deus.
22 Bu cevabı duyunca büyük şaşkınlığa düştüler. O’nun yanından uzaklaştılar.
22 Ouvindo isto, se admiraram e, deixando-o, foram-se.
23 Aynı gün Sadukiler İsa’nın yanına geldiler. Bunlar ölülerin dirileceğine inanmazlar. O’na şöyle dediler:
23 Naquele dia, aproximaram-se dele alguns saduceus, que dizem não haver ressurreição, e lhe perguntaram:
24 “Hocam, Musa Tevrat’ta şöyle der: ‘Bir adam çocuksuz ölürse, kardeşi onun dul karısıyla evlensin, soyunu sürdürsün.’
24 Mestre, Moisés disse: Se alguém morrer, não tendo filhos, seu irmão casará com a viúva e suscitará descendência ao falecido.
25 Aramızda yedi kardeş vardı. En büyük olan evlendi ve sonra öldü. Çocuğu olmadığından kardeşi onun dul karısını aldı.
25 Ora, havia entre nós sete irmãos. O primeiro, tendo casado, morreu e, não tendo descendência, deixou sua mulher a seu irmão;
26 Aynı şey ikinci ve üçüncü kardeşin de başına geldi. Yedi kardeşin hepsi kadınla evlendi ve öldü.
26 o mesmo sucedeu com o segundo, com o terceiro, até ao sétimo;
27 En sonunda kadın da öldü.
27 depois de todos eles, morreu também a mulher.
28 Ahirette bu kadın yedi kardeşten hangisinin karısı olacak? Zira hepsiyle evlendi.”
28 Portanto, na ressurreição, de qual dos sete será ela esposa? Porque todos a desposaram.
29 İsa onlara şöyle cevap verdi: “Tevrat’ı ve Allah’ın kudretini bilmediğinizden dolayı sapıtıyorsunuz!
29 Respondeu-lhes Jesus: Errais, não conhecendo as Escrituras nem o poder de Deus.
30 Ahirette insanlar evlenmez. Cennetteki melekler gibidirler.
30 Porque, na ressurreição, nem casam, nem se dão em casamento; são, porém, como os anjos no céu.
31 Allah’ın diriliş hakkında ne söylediğini okumadınız mı? Allah şöyle diyor:
31 E, quanto à ressurreição dos mortos, não tendes lido o que Deus vos declarou:
32 ‘Ben İbrahim’in, İshak’ın, Yakub’un Allahı’yım.’ O ölülerin değil, dirilerin Allahı’dır.”
32 Eu sou o Deus de Abraão, o Deus de Isaque e o Deus de Jacó?
33 Kalabalıklar bu sözleri işitti. İsa’nın vaazı karşısında şaşakaldılar.
33 Ouvindo isto, as multidões se maravilhavam da sua doutrina.
34 Ferisiler İsa’nın Sadukileri susturduğunu duyunca bir araya toplandılar.
34 Entretanto, os fariseus, sabendo que ele fizera calar os saduceus, reuniram-se em conselho.
35 İçlerinden bir şeriat âlimi, İsa’yı tuzağa düşürmek için şöyle sordu:
35 E um deles, intérprete da Lei, experimentando-o, lhe perguntou:
36 “Hoca, şeriattaki en büyük emir nedir?”
36 Mestre, qual é o grande mandamento na Lei?
37 İsa ona, “Rab Allahın’ı bütün kalbinle, bütün canınla, bütün aklınla sev’” dedi.
37 Respondeu-lhe Jesus:
38 “Birinci ve en büyük emir budur.
38 Este é o grande e primeiro mandamento.
39 Buna benzer ikinci emir ise şudur: ‘Komşunu kendini sevdiğin gibi sev’.
39 O segundo, semelhante a este, é:
40 Bütün Tevrat ve peygamberlik kitapları bu iki emre dayanır.”
40 Destes dois mandamentos dependem toda a Lei e os Profetas.
41 Ferisiler toplu haldeyken İsa onlara şunu sordu:
41 Reunidos os fariseus, interrogou-os Jesus:
42 “Mesih hakkındaki düşünceniz nedir? O kimin oğludur?” Onlar, “Davud’un Oğlu’dur” diye cevap verdiler.
42 Que pensais vós do Cristo? De quem é filho? Responderam-lhe eles: De Davi.
43 İsa şöyle dedi: “O halde Davud Mukaddes Ruh vasıtasıyla Mesih’e neden ‘Efendim’ diye hitap ediyor? Davud Zebur’da şöyle diyor:
43 Replicou-lhes Jesus: Como, pois, Davi, pelo Espírito, chama-lhe Senhor, dizendo:
44 ‘Rab Efendim’e dedi ki, sağımda otur. Bütün düşmanlarını ayaklarının altına sereceğim.’
44 Disse o Senhor ao meu Senhor: Assenta-te à minha direita, até que eu ponha os teus inimigos debaixo dos teus pés?
45 “Eğer Davud, Mesih’e ‘Efendim’ diyorsa, Mesih nasıl onun oğlu olabilir?”
45 Se Davi, pois, lhe chama Senhor, como é ele seu filho?
46 İsa’ya cevap veremediler. O günden sonra kimse O’na soru sormaya cesaret edemedi.
46 E ninguém lhe podia responder palavra, nem ousou alguém, a partir daquele dia, fazer-lhe perguntas.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Mateus 22, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.