2 Pedro 2

Open Basic Turkish New Testament (TUR_OBT) vs NAA

Sair da comparação
NAA Nova Almeida Atualizada 2017
1 İsrail halkı arasında kendilerini peygamber gösteren sahtekârlar vardı. Bunun gibi, sizin aranızda da yanlış inançlar vaaz edenler olacak. Onlar ayrılık getiren yıkıcı düşünceleri aranıza sinsice sokacaklar. Kendilerini canı pahasına kurtaran Efendimiz İsaʼyı bile reddedecekler. Bu yüzden ani bir yıkıma uğrayacaklar.
1 Assim como surgiram falsos profetas no meio do povo, também haverá falsos mestres entre vocês. Eles introduzirão heresias destruidoras, chegando a renegar o Soberano Senhor que os resgatou, trazendo sobre si mesmos repentina destruição.
2 Birçok insan onların azgın seksüel hareketlerini örnek alacak. Onlar yüzünden doğru yol kötülenecek.
2 E muitos seguirão as suas práticas libertinas, e, por causa deles, o caminho da verdade será difamado.
3 Açgözlülükle ve abuk sabuk laflarla sizi aldatıp para kazanacaklar. Allahʼın onlar için çoktan vermiş olduğu yargı hazırdır. Onları bekleyen yıkım da uyuklamaz.
3 Movidos por avareza, eles explorarão vocês com palavras fictícias. Mas, para eles, a condenação decretada há muito tempo não tarda, e a destruição deles não caiu no esquecimento.
4 Allah günah işleyen melekleri bile cezasız bırakmadı. Ama onları cehennemin dibine atıp karanlıkta zincire vurdu. Onlar yargılanıncaya kadar orada hapis kalacaklar.
4 Pois Deus não poupou anjos quando pecaram, mas, lançando-os no inferno, prendeu-os com correntes de escuridão, reservando-os para o juízo.
5 Allah eski dünyayı da cezasız bırakmadı. Kendisinden korkmayanların dünyasına tufan getirdiği zaman doğru yolu vaaz eden Nuh dahil sekiz kişiyi korudu.
5 E ele não poupou o mundo antigo, mas preservou Noé, pregador da justiça, e mais sete pessoas, quando fez vir o dilúvio sobre o mundo de ímpios.
6 Allah Sodom ve Gomora şehirlerini de cezalandırdı. Onları küle çevirip yok etti. Bu cezanın kendisinden korkmayanlara bir ders olmasını istedi.
6 E, reduzindo a cinzas as cidades de Sodoma e Gomorra, condenou-as à ruína completa, tendo-as posto como exemplo do que viria a acontecer com os que vivessem impiamente;
7 Fakat Allah Sodomʼda yaşayan Lutʼu kurtardı. Lut doğru bir adamdı. Etrafında bulunan, haddini bilmeyen insanların azgın seksüel hareketlerine çok üzülüyordu.
7 mas livrou o justo Ló, que ficava aflito com a conduta libertina daqueles insubordinados.
8 Onların arasında yaşayan bu doğru adam yaptıkları kötülükleri görüp duyuyordu. Bu yüzden yüreğinde her gün dayanılmaz acı çekiyordu.
8 Porque esse homem justo, pelo que via e ouvia ao morar entre eles, atormentava a sua alma justa, dia após dia, por causa das obras iníquas que aqueles praticavam.
9 Bundan anlaşılır ki Rab, yolunda yürüyenleri sabırlarını deneyen zorluklardan kurtarmayı bilir. Kötüleri yargılayıp cezalandıracağı güne kadar alıkoymayı da bilir.
9 Assim, o Senhor sabe livrar da provação os piedosos e manter os injustos sob castigo, para o Dia do Juízo,
10 Özellikle bedenlerinin sapık heveslerine uyanlar ve Rabbin yetkisini hor görenler cezalarını bulacaklar. Onlar haddini bilmeyen, dikbaşlı kişilerdir. Yüce varlıklara hakaret etmekten çekinmezler.
10 especialmente aqueles que, seguindo a carne, andam em desejos impuros e desprezam qualquer autoridade. Atrevidos, arrogantes, não temem difamar os gloriosos seres celestiais,
11 Oysa daha büyük güç ve kuvvete sahip olan melekler bile bu varlıklara hakaret etmez, onları Rabbin önünde suçlamazlar.
11 ao passo que anjos, embora maiores em força e poder, não proferem contra essas autoridades sentença difamatória na presença do Senhor.
12 Yanlış inançlar vaaz edenler ise içgüdüleriyle yaşayan ve aklı fikri olmayan, sadece avlanmak ve kesilmek için dünyaya gelen hayvanlar gibidirler. Anlayamadıkları her şeye hakaret ederler. Hayvanlar gibi onlar da yok olup gidecekler.
12 Esses, porém, como animais irracionais, seres guiados pelo instinto e que nascem para serem capturados e mortos, falando mal daquilo que não entendem, na sua destruição também hão de ser destruídos,
13 Verdikleri zarara karşılık zarar görecekler. Gündüz çılgın eğlencelere dalmaktan zevk alırlar. Sizin için kara bir leke ve yüzkarasıdırlar. Dostluk yemeklerinizekatılırken hile yapmaktan hoşlanırlar.
13 recebendo injustiça como pagamento pela injustiça que praticam. Encontram prazer na satisfação de seus desejos libertinos em pleno dia. Como manchas e defeitos, encontram satisfação nas suas próprias mentiras, enquanto se banqueteiam com vocês.
14 Gözleri hep zina eden kadınlardadır. Günaha doymazlar. Sağlam imana sahip olmayanları tuzağa düşürürler. Kendilerini açgözlü olmaya alıştırmış lanetli insanlardır.
14 Eles têm os olhos cheios de adultério e são insaciáveis no pecado. Enganam almas inconstantes e têm o coração exercitado na avareza, essa gente maldita.
15 Doğru yolu terk edip saptılar. Haksız kazancı seven Beor oğlu Balamʼınyolunu tuttular.
15 Tendo abandonado o reto caminho, desviaram-se e seguiram pelo caminho de Balaão, filho de Beor, que amou o pagamento pela injustiça.
16 Allah Balamʼı işlediği suç yüzünden azarladı. Bir eşeği dile getirip insan gibi konuşturdu. Eşek de bu peygamberin çılgınlığına engel oldu.
16 Mas ele foi repreendido pela sua transgressão: um animal de carga mudo, falando com voz humana, refreou a insensatez do profeta.
17 Bu adamlar, susuz kaynaklara, fırtınanın savurduğu bulutlara benzerler. Onları cehennemin en koyu karanlığı bekler.
17 Esses tais são fontes sem água, névoas levadas pela tempestade, para os quais está reservada a mais profunda escuridão.
18 Gösterişli, anlamsız sözler söylerler. Yanlış yolda yürüyenlerin arasından yeni kurtulmuş kişileri bedenin azgın seksüel hevesleriyle yoldan çıkarırlar.
18 Porque, falando com arrogância palavras sem conteúdo, enganam com desejos libertinos de natureza carnal aqueles que de fato estavam se afastando dos que vivem no erro.
19 Onlara, “Özgür olursunuz” diye söz verirler, ama kendileri yıkıcı alışkanlıkların esiridir. Çünkü insan neye yenilirse onun esiri olur.
19 Prometem-lhes a liberdade, quando eles mesmos são escravos da corrupção, pois aquele que é vencido fica escravo do vencedor.
20 İnsanlar Rab ve Kurtarıcımız İsa Mesihʼi tanımakla dünyanın pisliklerinden kurtulurlar. O pisliklere yeniden karışıp esir olurlarsa, onların son hali ilk halinden beter olur.
20 Portanto, se, depois de terem escapado das contaminações do mundo mediante o conhecimento do Senhor e Salvador Jesus Cristo, se deixam enredar de novo e são vencidos, o seu último estado se tornou pior do que o primeiro.
21 Kendilerine bildirilen kutsal buyruğu öğrenip ona sırt çevirmektense, doğru yolu hiç öğrenmeselerdi onlar için daha iyi olurdu.
21 Pois teria sido melhor que eles nunca tivessem conhecido o caminho da justiça do que, após conhecê-lo, voltar atrás e se afastar do santo mandamento que lhes havia sido dado.
22 Doğru bir atasözü onların durumunu anlatır: “Köpek kendi kusmuğuna döner. Yıkanmış domuz yine çamurda yuvarlanır.”
22 Com eles aconteceu o que diz certo provérbio muito verdadeiro: “O cão volta ao seu próprio vômito.” E: “A porca lavada volta a rolar na lama.”

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar 2 Pedro 2, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.