Romanos 7

Turkish Easy-to-Read Translation (HADI) (TURHADI) vs ARA

Sair da comparação
ARA Almeida Revista e Atualizada 1993
1 Ey mümin kardeşlerim, sizler şeriat ehlisiniz. Peki, size sorarım, insanın ancak yaşadığı müddetçe şeriatın hükmü altında olduğunu bilmiyor musunuz?
1 Porventura, ignorais, irmãos (pois falo aos que conhecem a lei), que a lei tem domínio sobre o homem toda a sua vida?
2 Mesela şeriat uyarınca evli bir kadın, kocası sağ olduğu müddetçe ona bağlı kalmalıdır. Fakat kocası ölürse şeriatın evlilikle ilgili hükmünden muaf olur.
2 Ora, a mulher casada está ligada pela lei ao marido, enquanto ele vive; mas, se o mesmo morrer, desobrigada ficará da lei conjugal.
3 Bu durumda kocası sağ olduğu halde başka bir adamla ilişki kurarsa zina etmiş sayılır. Fakat kocası ölürse şeriatın evlilikle ilgili hükmünden muaf olur. Böylece başka bir erkeğe varırsa zina etmiş olmaz.
3 De sorte que será considerada adúltera se, vivendo ainda o marido, unir-se com outro homem; porém, se morrer o marido, estará livre da lei e não será adúltera se contrair novas núpcias.
4 Ey mümin kardeşlerim, aynı şekilde Mesih’in ölümü sayesinde siz de şeriatın hükmünden kurtuldunuz. Artık başka birine, yani Allah’ın ölümden dirilttiği Mesih’e bağlandınız. Bunun için Allah’a hizmet etmekte verimli olabilirsiniz.
4 Assim, meus irmãos, também vós morrestes relativamente à lei, por meio do corpo de Cristo, para pertencerdes a outro, a saber, aquele que ressuscitou dentre os mortos, a fim de que frutifiquemos para Deus.
5 Eskiden nefsimizin tahakkümü altındaydık. Şeriat bedenlerimizde günah dolu ihtiraslar uyandırırdı. Bu ihtiraslar neticesinde bizi ölüme sürükleyen ameller işlerdik.
5 Porque, quando vivíamos segundo a carne, as paixões pecaminosas postas em realce pela lei operavam em nossos membros, a fim de frutificarem para a morte.
6 Eskiden şeriatın esiriydik. Fakat ölmüş sayıldığımız için artık şeriatın hükmünden kurtulduk. Bu sayede Allah’a yepyeni bir yolda kulluk edebiliriz. Bu yol şeriata dayanan eski yol değil, Mukaddes Ruh’a dayanan yeni yoldur.
6 Agora, porém, libertados da lei, estamos mortos para aquilo a que estávamos sujeitos, de modo que servimos em novidade de espírito e não na caducidade da letra.
7 Bundan ne sonuç çıkarıyoruz? Şeriatın kendisi günah mıdır? Hâşâ! Fakat şeriat olmadan günahın ne olduğunu bilemezdim. Şeriat, “Başkasının malına göz dikme” diye emretmeseydi, bana ait olmayan bir şeye göz dikmenin günah olduğunu bilemezdim.
7 Que diremos, pois? É a lei pecado? De modo nenhum! Mas eu não teria conhecido o pecado, senão por intermédio da lei; pois não teria eu conhecido a cobiça, se a lei não dissera: Não cobiçarás.
8 Fakat tamahkârlığım bu emirden istifade edip nefsimde her türlü ihtirası uyandırdı. Aslında şeriat olmadıkça günahın hükmü yoktur.
8 Mas o pecado, tomando ocasião pelo mandamento, despertou em mim toda sorte de concupiscência; porque, sem lei, está morto o pecado.
9 Bir zamanlar şeriattan haberdar değilken bende hayat vardı. Fakat şeriatın emirlerini öğrendiğim zaman içimdeki günah hortladı.
9 Outrora, sem a lei, eu vivia; mas, sobrevindo o preceito, reviveu o pecado, e eu morri.
10 Bunun neticesinde ruhen öldüm. Şeriatın emirleri bana hayat vereceğine ölüm getirdi.
10 E o mandamento que me fora para vida, verifiquei que este mesmo se me tornou para morte.
11 Çünkü günah, emirden istifade ederek beni aldattı ve ruhen öldürdü.
11 Porque o pecado, prevalecendo-se do mandamento, pelo mesmo mandamento, me enganou e me matou.
12 Her şeye rağmen Tevrat’taki şeriat mukaddestir; emirleri de mukaddes, adil ve iyidir.
12 Por conseguinte, a lei é santa; e o mandamento, santo, e justo, e bom.
13 Öyleyse iyi olan şey bana ölüm getirdi diyebilir miyim? Hâşâ! Günah, aslında iyi olan emirlerden istifade ederek bana ölüm getirmiştir. Bu, günahın gerçek yüzünü gösterir. Şeriatın emirleri sayesinde günahın ne kadar korkunç olduğu gözler önüne serildi.
13 Acaso o bom se me tornou em morte? De modo nenhum! Pelo contrário, o pecado, para revelar-se como pecado, por meio de uma coisa boa, causou-me a morte, a fim de que, pelo mandamento, se mostrasse sobremaneira maligno.
14 Biliyoruz ki şeriat ruhanidir; bense cismaniyim. Günahın kölesi olmuşum.
14 Porque bem sabemos que a lei é espiritual; eu, todavia, sou carnal, vendido à escravidão do pecado.
15 Ne yaptığımı anlamıyorum. İyi olanı yapmak istiyorum, fakat bunun yerine nefret ettiğim kötü şeyi yapıyorum.
15 Porque nem mesmo compreendo o meu próprio modo de agir, pois não faço o que prefiro, e sim o que detesto.
16 Yapmak istemediğim şeyleri yapıyorum; böylelikle şeriatın iyi olduğunu kabul etmiş oluyorum.
16 Ora, se faço o que não quero, consinto com a lei, que é boa.
17 Ne var ki, istemediğim kötü şeyleri yapan aslında ben değilim. Bunları bana yaptıran, içimde barınan günahtır.
17 Neste caso, quem faz isto já não sou eu, mas o pecado que habita em mim.
18 Nefsimde, yani insan tabiatımda barınan iyi bir şey olmadığını biliyorum. İyi olanı yapmaya isteğim vardır, fakat yerine getirmeye kuvvetim yoktur.
18 Porque eu sei que em mim, isto é, na minha carne, não habita bem nenhum, pois o querer o bem está em mim; não, porém, o efetuá-lo.
19 İstediğim iyi şeyi yapmıyorum, istemediğim kötü şeyi yapıyorum.
19 Porque não faço o bem que prefiro, mas o mal que não quero, esse faço.
20 İstemediğim şeyi yaptığıma göre bunu yapan aslında ben değilim, içimde barınan günahtır.
20 Mas, se eu faço o que não quero, já não sou eu quem o faz, e sim o pecado que habita em mim.
21 Bundan şu neticeyi çıkarıyorum: İyi olanı yapmak istediğimde, karşımda hep kötülük duruyor.
21 Então, ao querer fazer o bem, encontro a lei de que o mal reside em mim.
22 Özümde, Allah’ın Tevrat’taki şeriatından zevk alıyorum.
22 Porque, no tocante ao homem interior, tenho prazer na lei de Deus;
23 Fakat bedenimi başka bir kanun yönetiyor. Bu kanun, aklımın doğru bulduğu kanunla savaşmaktadır. Bedenimi yöneten kanun, günah kanunudur ve beni esir etmiştir.
23 mas vejo, nos meus membros, outra lei que, guerreando contra a lei da minha mente, me faz prisioneiro da lei do pecado que está nos meus membros.
24 Ne sefil insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?
24 Desventurado homem que sou! Quem me livrará do corpo desta morte?
25 Efendimiz İsa Mesih vasıtasıyla kurtuluş sağlayan Allah’a şükürler olsun! Neticede ben aklımla Allah’ın kanunu olan şeriata kulluk ediyorum. Fakat insan tabiatımla günah kanununa kulluk ediyorum.
25 Graças a Deus por Jesus Cristo, nosso Senhor. De maneira que eu, de mim mesmo, com a mente, sou escravo da lei de Deus, mas, segundo a carne, da lei do pecado.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Romanos 7, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.