Romanos 4

Turkish Easy-to-Read Translation (HADI) (TURHADI) vs NAA

Sair da comparação
NAA Nova Almeida Atualizada 2017
1 O halde biz Yahudilerin atası İbrahim Peygamber için ne diyelim? İbrahim iman hakkında ne öğrendi?
1 Que diremos, então, a respeito de Abraão, nosso pai segundo a carne? O que foi que ele conseguiu?
2 İbrahim kendi amelleri sayesinde sâlih sayılmadı. Öyle olsaydı, övünmeye hakkı olurdu. Bu yüzden Allah’ın önünde övünemez.
2 Porque, se Abraão foi justificado por obras, tem do que se orgulhar, porém não diante de Deus.
3 Tevrat der ki, “İbrahim Allah’a iman etti. Bu sayede Allah tarafından sâlih sayıldı.”
3 Pois o que diz a Escritura? Ela diz: “Abraão creu em Deus, e isso lhe foi atribuído para justiça.”
4 Çalışan adam için ücret lütuf değil, haktır.
4 Ora, para quem trabalha, o salário não é considerado como favor, mas como dívida.
5 Fakat Allah, sâlih olmak yolunda hiçbir ameli olmayan, ancak O’na iman eden fasıkları bile imanları sayesinde sâlih sayar.
5 Mas, para quem não trabalha, porém crê naquele que justifica o ímpio, a sua fé lhe é atribuída como justiça.
6 Davud Peygamber de bunu söyledi. Sâlih sayılmayı hak edecek bir şey yapmadığı halde Allah’ın sâlih saydığı insanın mutluluğunu şöyle tarif etti:
6 E é assim também que Davi declara ser bem-aventurado aquele a quem Deus atribui justiça, independentemente de obras.
7 “Ne mutlu suçları bağışlanan, günahları affedilen insanlara!
7 Davi disse: “Bem-aventurados aqueles cujas transgressões são perdoadas, e cujos pecados são cobertos;
8 “Ne mutlu Rab’bin günahsız saydığı insanlara!”
8 bem-aventurado aquele a quem o Senhor jamais atribuir pecado.”
9 Bu mutluluk sadece Yahudilere mahsus değildir. Aynı zamanda Yahudi olmayanlar için de geçerlidir. İbrahim imanı sayesinde Allah tarafından sâlih sayıldı dedik.
9 Esta bem-aventurança vem apenas sobre os circuncisos ou será que ela vem também sobre os incircuncisos? Porque dizemos: “A fé foi atribuída a Abraão para justiça.”
10 Peki bu ne zaman oldu? İbrahim sünnet olduktan sonra mı, yoksa sünnet olmadan önce mi? Allah, İbrahim’i sünnetliyken değil, daha sünnet olmadan önce sâlih saydı.
10 Como, pois, lhe foi atribuída? Estando ele já circuncidado ou sendo ainda incircunciso? Não foi no regime da circuncisão, mas quando ele ainda não havia sido circuncidado.
11 İbrahim, bundan sonra sünnet oldu. Sünnet, İbrahim’in daha sünnetsizken imanı sayesinde sâlih sayıldığının işareti oldu. Demek ki İbrahim, sünnetsiz olduğu halde iman eden herkesin atası oldu. Böylece iman eden herkes Allah tarafından sâlih sayılır.
11 E Abraão recebeu o sinal da circuncisão como selo da justiça da fé que teve quando ainda não havia sido circuncidado. E isto para que ele viesse a ser o pai de todos os que creem, embora não circuncidados, a fim de que a justiça fosse atribuída também a eles.
12 İbrahim aynı zamanda sünnetlilerin de atasıdır. Fakat sadece sünnet olmak yeterli değildir. Atamız İbrahim’in daha sünnetsizken sahip olduğu iman yolundan gitmek gerekir.
12 Ele é também pai da circuncisão, isto é, daqueles que não são apenas circuncisos, mas também andam nas pisadas da fé que teve Abraão, nosso pai, antes de ser circuncidado.
13 Allah, İbrahim’e ve soyundan gelenlere dünyayı miras alacaklarını vaat etti. Allah bu vaadi İbrahim’e, şeriatı yerine getirdiği için değil, imanı sayesinde sâlih saydığı için verdi.
13 A promessa de que seria herdeiro do mundo não veio a Abraão ou à sua descendência por meio da lei, e sim por meio da justiça da fé.
14 Allah’ın vaadine kavuşmak şeriata bağlı olsaydı, imanın değeri kalmazdı. Bu durumda Allah’ın vaadi de boş olurdu.
14 Pois, se os da lei é que são os herdeiros, anula-se a fé e cancela-se a promessa.
15 Çünkü şeriat, ancak şeriatı ihlal edeni cezalandırmaya yarar. Fakat şeriatın olmadığı yerde şeriatın çiğnenmesi de söz konusu olmaz.
15 Porque a lei suscita a ira; mas onde não há lei, também não há transgressão.
16 Bu sebeple Allah’ın vaadine imanla kavuşulur. Allah vaadini insanlara karşılıksız olarak lütfeder. Böylece İbrahim’in bütün soyunun Allah’ın vaatlerine kavuşacağı kesindir. İbrahim’in soyu yalnız şeriatı yerine getirenler değil, İbrahim’in imanına sahip olan herkestir. Çünkü İbrahim hepimizin atasıdır.
16 Essa é a razão por que provém da fé, para que seja segundo a graça, a fim de que a promessa seja garantida para toda a descendência, não somente à descendência que está no regime da lei, mas também à descendência que tem a fé que Abraão teve — porque Abraão é pai de todos nós,
17 Nitekim Tevrat’ta, Allah’ın İbrahim’e, “Seni birçok milletin atası yaptım” dediği yazılıdır. Ölülere hayat veren ve olmayanı yoktan var eden Allah, İbrahim’i atamız saydı. Çünkü İbrahim Allah’a iman etti.
17 como está escrito: “Eu o constituí por pai de muitas nações” — diante daquele em quem Abraão creu, o Deus que vivifica os mortos e chama à existência as coisas que não existem.
18 Allah İbrahim’i birçok milletin atası yapacağını vaat edip demişti ki, “Soyundan gelenlerin sayısı gökteki yıldızlar kadar çok olacak.” Bu imkânsız görünüyordu. Fakat İbrahim umudunu kesmeden buna iman etti.
18 Abraão, esperando contra a esperança, creu, para vir a ser pai de muitas nações, segundo lhe havia sido dito: “Assim será a sua descendência.”
19 İbrahim neredeyse yüz yaşındaydı. Ölüme yakındı denebilir. Üstelik karısı Sara da kısırdı. İbrahim bunları bilmesine rağmen Allah’a olan imanı zayıflamadı.
19 E, sem enfraquecer na fé, levou em conta o seu próprio corpo já amortecido, tendo ele quase cem anos, e a esterilidade do ventre de Sara.
20 Allah’ın vaadini yerine getireceğinden şüphe etmedi. İmanı sarsılmadı; bilakis daha da kuvvetlendi. Çünkü Allah’a izzet verdi.
20 Não duvidou, por incredulidade, da promessa de Deus; mas, pela fé, se fortaleceu, dando glória a Deus,
21 Allah’ın vaadini yerine getirmeye kadir olduğuna güvendi.
21 estando plenamente convicto de que Deus era poderoso para cumprir o que havia prometido.
22 Bunun için Allah tarafından sâlih sayıldı.
22 Assim, também isso lhe foi atribuído para justiça.
23 ‘Sâlih sayıldı’ sözü sadece İbrahim için değil,
23 E as palavras “lhe foi atribuído” foram escritas não somente por causa dele,
24 bizim için de geçerlidir. Efendimiz İsa Mesih’i ölümden dirilten Allah’a iman ettiğimizde, Allah bizi de sâlih sayar.
24 mas também por nossa causa, visto que a nós igualmente nos será atribuído, a saber, a nós que cremos naquele que ressuscitou dentre os mortos a Jesus, nosso Senhor,
25 Allah, İsa’yı günahlarımız yüzünden ölüme teslim etti ve bizi sâlih kılmak için O’nu ölümden diriltti.
25 o qual foi entregue por causa das nossas transgressões e ressuscitou para a nossa justificação.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Romanos 4, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.