Romanos 2

Turkish Easy-to-Read Translation (HADI) (TURHADI) vs NAA

Sair da comparação
NAA Nova Almeida Atualizada 2017
1 Ey insan, kim olursan ol, başkasını suçlarsan, kendini haklı çıkaracak hiçbir mazerete sahip değilsin. Başkasını suçladığın şeyleri kendin de yapıyorsun. Bu yüzden kendi kendini suçlu çıkarıyorsun.
1 Por isso, você é indesculpável quando julga os outros, não importando quem você é. Pois, naquilo que julga o outro, você está condenando a si mesmo, porque pratica as mesmas coisas que condena.
2 Allah’ın böyle davrananları haklı olarak mahkûm ettiğini biliriz.
2 Bem sabemos que o juízo de Deus é segundo a verdade contra os que praticam tais coisas.
3 Başkalarını suçladığın şeyleri kendin yaparsan Allah’ın hükmünden kaçabileceğini mi sanırsın?
3 E você, que condena os que praticam tais coisas, mas faz o mesmo que eles fazem, pensa que conseguirá se livrar do juízo de Deus?
4 Allah’ın büyük merhametini, tahammülünü ve sabrını kötüye kullanma! Allah sana tövbe fırsatı vermek için merhamet etmektedir; bunu anlamıyor musun?
4 Ou será que você despreza a riqueza da bondade, da tolerância e da paciência de Deus, ignorando que a bondade de Deus é que leva você ao arrependimento?
5 Fakat sen inatçısın, kalbin tövbeden uzaktır! Bunun için Allah’ın gazabını göstereceği hesap gününde çekeceğin cezayı daha da ağırlaştırıyorsun. O gün gelip çattığında Allah’ın hükmünün adil olduğunu herkes görecek.
5 Mas, por ser teimoso e ter um coração impenitente, você acumula contra si mesmo ira para o dia da ira e da revelação do justo juízo de Deus,
6 Allah, “herkese ameline göre hak ettiği karşılığı verecek.”
6 que retribuirá a cada um segundo as suas obras:
7 İyilik yapmakta azimli olup izzet, hürmet ve ölümsüzlük arzulayanlara ebedî hayat verecek.
7 a vida eterna aos que, perseverando em fazer o bem, procuram glória, honra e incorruptibilidade;
8 Fakat bencilce hareket edenleri ve hakikat yolunu reddedip dalâlete sapanları gazapla, öfkeyle cezalandıracak.
8 mas ira e indignação para os egoístas, que desobedecem à verdade e obedecem à injustiça.
9 Kötülük yapan herkese - önce Yahudilere, sonra Yahudi olmayanlara - sıkıntı ve ıstırap verecek.
9 Tribulação e angústia virão sobre todo aquele que faz o mal, ao judeu primeiro e também ao grego;
10 İyilik yapan herkese - önce Yahudilere, sonra Yahudi olmayanlara - izzet, hürmet ve selâmet verecek.
10 mas haverá glória, honra e paz a todo aquele que pratica o bem, ao judeu primeiro e também ao grego.
11 Çünkü Allah insanlar arasında ayrım yapmaz.
11 Porque Deus não trata as pessoas com parcialidade.
12 Tevrat’taki şeriat emirlerinden habersiz olup günah işleyenler, şeriat olmadan da helâk olacaklar. Şeriatı bildikleri halde günah işleyenler ise şeriata göre mahkûm olacaklardır.
12 Assim, todos os que pecaram sem lei também sem lei perecerão; e todos os que pecaram sob a lei serão julgados pela lei.
13 Çünkü şeriatın emirlerini bilmek, hiç kimseyi Allah’ın önünde sâlih kılmaz; yalnız bu emirleri yerine getirenler sâlih sayılacaklardır.
13 Porque justos diante de Deus não são aqueles que somente ouvem a lei, mas os que praticam a lei é que serão justificados.
14 Yahudi olmayanlar Tevrat’tan mahrumdur. Ancak Tevrat’tan habersiz olsalar bile, Tevrat’taki şeriat emirlerini tabiî şekilde yerine getirdikleri sürece kendi şeriatlarını yerine getirmiş olurlar.
14 Quando, pois, os gentios, que não têm a lei, fazem, por natureza, o que a lei ordena, eles se tornam lei para si mesmos, embora não tenham a lei.
15 Böylece şeriatın emirlerinin kalplerinde yazılı olduğunu gösterirler. Vicdanları da buna şahitlik eder. Zihinleri, yaptıklarını ya kınar ya da tasdik eder.
15 Estes mostram a obra da lei gravada no seu coração, o que é confirmado pela consciência deles e pelos seus pensamentos conflitantes, que às vezes os acusam e às vezes os defendem,
16 Vazettiğim kurtuluş müjdesine göre bütün bunlar hesap gününde olacaktır. O gün Allah, İsa Mesih vasıtasıyla insanları, gizledikleri günahlardan dolayı mahkûm edecektir.
16 no dia em que Deus, por meio de Cristo Jesus, julgar os segredos das pessoas, de acordo com o meu evangelho.
17 Peki ya sen? Kendine Yahudi diyorsun. Şeriata güvendiğini söylüyor ve Allah’a yakınlığınla övünüyorsun.
17 Mas, se você diz que é judeu, confia na lei e se gloria em Deus;
18 Allah’ın senden ne istediğini biliyorsun. Şeriat sayesinde doğruyu yanlıştan ayırt etmeyi de öğrendin.
18 se você conhece a vontade de Deus e aprova as coisas excelentes, sendo instruído na lei;
19 Şeriat sayesinde ilim ve hakikatin esasına kavuştuğunu düşünüyorsun. Körlerin kılavuzu, karanlıktakilerin ışığı, akılsızların eğitmeni, toyların akıl hocası olduğuna inanıyorsun.
19 se você está convencido de que é guia dos cegos, luz dos que se encontram em trevas,
20 Şeriat sayesinde ilim ve hakikatin esasına kavuştuğunu düşünüyorsun. Körlerin kılavuzu, karanlıktakilerin ışığı, akılsızların eğitmeni, toyların akıl hocası olduğuna inanıyorsun.
20 instrutor de insensatos, mestre de crianças, tendo na lei a forma da sabedoria e da verdade —
21 O halde başkalarına verdiğin öğüde kendin niçin uymuyorsun? “Hırsızlık yapma” diye vazederken, kendin neden hırsızlık yapıyorsun?
21 você, pois, que ensina os outros, não ensina a si mesmo? Você, que prega que não se deve roubar, rouba?
22 Başkasına, “zina etme” derken, kendin neden zina ediyorsun? Putlardan tiksindiğini söylerken, kendin neden mukaddes şeylere saygısızlık ediyorsun?
22 Você, que diz que não se deve cometer adultério, adultera? Você, que detesta ídolos, rouba os templos?
23 Şeriatla övünüyorsun, fakat şeriatın emirlerini çiğneyerek Allah’ı aşağılıyorsun.
23 Você, que se gloria na lei, desonra a Deus pela transgressão da lei?
24 Tevrat’ta yazılmış olduğu gibi, “Diğer halklar sizin yüzünüzden Allah’a küfrediyor.”
24 Pois, como está escrito: “O nome de Deus é blasfemado entre os gentios por causa de vocês.”
25 Şeriatın emirlerini yerine getirirsen sünnetin elbette faydası vardır. Fakat şeriatın emirlerini çiğnersen sünnetli olman hiçbir fayda etmez.
25 A circuncisão tem valor se você pratica a lei; mas, se você é transgressor da lei, a sua circuncisão já se tornou incircuncisão.
26 Bir kimse sünnetsiz bile olsa, şeriatın emirlerini yerine getiriyorsa Allah katında sünnetli sayılır.
26 Portanto, se a incircuncisão observa os preceitos da lei, não será essa incircuncisão considerada como circuncisão?
27 Sünnetli olmadığı halde şeriata uyan böyleleri seni suçlu çıkaracaklardır. Çünkü sen şeriata sahip ve sünnetli olduğun halde şeriata uymuyorsun.
27 E, se aquele que é incircunciso por natureza cumpre a lei, certamente ele julgará você, que, embora tenha a letra da lei e a circuncisão, é transgressor da lei.
28 Gerçek Yahudilik sadece dış görünüşle olmaz. Gerçek sünnet de sadece bedenin sünnet edilmesiyle olmaz.
28 Porque não é judeu quem o é apenas exteriormente, nem é circuncisão a que é somente na carne.
29 Gerçek Yahudi, içten Yahudi olandır. Gerçek sünnet de ancak kalbin sünnet edilmesiyle mümkündür. Bu sünneti yazılı şeriat değil, Mukaddes Ruh yapar. Bu özelliklere sahip olan kişi, insanların değil, Allah’ın takdirini kazanır.
29 Porém judeu é aquele que o é interiormente, e circuncisão é a do coração, pelo Espírito, não segundo a letra, e cujo louvor não procede de seres humanos, mas de Deus.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Romanos 2, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.