Romanos 11

Turkish Easy-to-Read Translation (HADI) (TURHADI) vs ARC

Sair da comparação
ARC Almeida Revista e Corrigida 2009
1 O halde soruyorum: Allah kendi halkından yüz mü çevirdi? Hâşâ! Ben bizzat İsrailli’yim. İbrahim Peygamber’in soyundan, Benyamin aşiretindenim.
1 Digo, pois: porventura, rejeitou Deus o seu povo? De modo nenhum! Porque também eu sou israelita, da descendência de Abraão, da tribo de Benjamim.
2 Allah, ezelden beri halkı olarak bildiği İsrailoğullarından yüz çevirmedi. Tevrat’ta İlyas Peygamber’le ilgili ne dendiğini bilirsiniz. İlyas Allah’a dua ederken İsrail halkından şöyle yakındı:
2 Deus não rejeitou o seu povo, que antes conheceu. Ou não sabeis o que a Escritura diz de Elias, como fala a Deus contra Israel, dizendo:
3 “Ya Rab, senin peygamberlerini öldürdüler. Sunaklarını yıktılar. Bir tek ben sağ kaldım. Şimdi beni de öldürmeye kalkıyorlar.”
3 Senhor, mataram os teus profetas e derribaram os teus altares; e só eu fiquei, e buscam a minha alma?
4 Allah ona şöyle cevap verdi: “Sahte ilâh Baal’ın putu önünde diz çökmeyen yedi bin kişiyi kendime ayırdım.”
4 Mas que lhe diz a resposta divina? Reservei para mim sete mil varões, que não dobraram os joelhos diante de Baal.
5 Aynı şekilde şimdi de İsrailoğullarından Allah’a sadık kalmış bir azınlık bulunmaktadır. Allah onlara lütfetmiş ve kendi halkı olarak seçmiştir.
5 Assim, pois, também agora neste tempo ficou um resto, segundo a eleição da graça.
6 Bunu lütufkâr olduğu için yaptı, onları iyi amelleri yüzünden seçmedi. Aksi halde lütuf, lütuf olmaktan çıkar.
6 Mas, se é por graça, já não é pelas obras; de outra maneira, a graça já não é graça.
7 Peki ne oldu? İsrailoğulları Allah katında sâlih olma yolunu aradıysa da aradığına kavuşamadı. Allah’ın aralarından seçtiği azınlıksa sâlih sayıldı. Diğerleri inat etti, iman etmeyi reddetti.
7 Pois quê? O que Israel buscava não o alcançou; mas os eleitos o alcançaram, e os outros foram endurecidos.
8 Tevrat’ta yazılmış olduğu gibi, “Allah onların zihinlerini uyuşturdu.” “Gözlerini kör etti, kulaklarını sağırlaştırdı. Bugün de öyledirler.”
8 Como está escrito: Deus lhes deu espírito de profundo sono: olhos para não verem e ouvidos para não ouvirem, até ao dia de hoje.
9 Davud Peygamber de şöyle dedi: “Şölenleri onlara tuzak ve kapan olsun. Kendi tuzaklarına takılıp cezalarını bulsunlar.
9 E Davi diz: Torne-se-lhes a sua mesa em laço, e em armadilha, e em tropeço, por sua retribuição;
10 Gözleri kararsın, göremez olsunlar. Ya Rab, bellerini bük, bir daha doğrulamasınlar.”
10 escureçam-se-lhes os olhos para não verem, e encurvem-se-lhes continuamente as costas.
11 Peki, Yahudiler bir daha kalkmamak üzere mi tökezleyip düştüler? Hâşâ! Onların suçu yüzünden öteki halklar kurtuluşa kavuştu. Allah Yahudileri kıskandırmak istedi.
11 Digo, pois: porventura, tropeçaram, para que caíssem? De modo nenhum! Mas, pela sua queda, veio a salvação aos gentios, para os incitar à emulação.
12 Onların hataları dünyaya büyük bir nimet oldu. Onların bozgunu diğer halkları berekete boğdu. O halde düşünün, Allah’ın Hükümranlığı’na tam olarak dâhil olmaları, daha ne kadar büyük bir nimet olacaktır!
12 E, se a sua queda é a riqueza do mundo, e a sua diminuição, a riqueza dos gentios, quanto mais a sua plenitude!
13 Yahudi olmayanlara söylüyorum, sizlere havari tayin edildim, bu yüce hizmetten şeref duyarım.
13 Porque convosco falo, gentios, que, enquanto for apóstolo dos gentios, glorificarei o meu ministério;
14 Belki böylece soydaşlarımı imrendiririm, Allah’ın bazılarını kurtarmasına vesile olurum.
14 para ver se de alguma maneira posso incitar à emulação os da minha carne e salvar alguns deles.
15 Çünkü Yahudilerin Allah’tan uzaklaşması, dünyanın Allah’la barışmasına yol açtı. O halde onların tövbe edip yeniden Allah’a dönmeleri, ölümden hayata dönmek kadar harika olacaktır.
15 Porque, se a sua rejeição é a reconciliação do mundo, qual será a sua admissão, senão a vida dentre os mortos?
16 Allah’a takdim edilen hamurun ilk kısmı mukaddes ise, bütün hamur mukaddestir. Ağacın kökü mukaddes ise, dalları da mukaddestir.
16 E, se as primícias são santas, também a massa o é; se a raiz é santa, também os ramos o são.
17 Aslında cins zeytin ağacından kesilen dallar yabani zeytin ağacına aşılanır. Siz Yahudi olmayanlar yabani zeytin dallarına benziyorsunuz. Buna rağmen cins zeytin ağacına benzeyen İsrail halkına aşılandınız. Şimdi o ağacın kökünden yükselen bereketli özden besleniyorsunuz.
17 E se alguns dos ramos foram quebrados, e tu, sendo zambujeiro, foste enxertado em lugar deles e feito participante da raiz e da seiva da oliveira,
18 O halde cins ağaçtan budanmış olan dallara üstünlük taslamayın. Unutmayın ki, siz ağacın kökünü beslemiyorsunuz, kök sizi besliyor.
18 não te glories contra os ramos; e, se contra eles te gloriares, não és tu que sustentas a raiz, mas a raiz a ti.
19 Şimdi, “O dallar ben aşılanayım diye budandı” diyebilirsiniz.
19 Dirás, pois: Os ramos foram quebrados, para que eu fosse enxertado.
20 Bu doğrudur. Fakat o dallar Allah’a iman etmedikleri için kesilip atıldılar. Sizse Allah’a iman ettiğiniz için yerinizde duruyorsunuz. Bunda övünülecek bir şey yok. Övünmek yerine, Allah’tan korkun!
20 Está bem! Pela sua incredulidade foram quebrados, e tu estás em pé pela fé; então, não te ensoberbeças, mas teme.
21 Çünkü Allah asıl dalları esirgemediyse, sizi de esirgemez.
21 Porque, se Deus não poupou os ramos naturais, teme que te não poupe a ti também.
22 Öyleyse unutmayın! Allah şefkatlidir. Fakat gördüğünüz gibi günahkârlara karşı katıdır. O’nun şefkatine sadakatle karşılık verirseniz size iyi davranır. Fakat O’na sadık kalmazsanız sizi de kesip atar!
22 Considera, pois, a bondade e a severidade de Deus: para com os que caíram, severidade; mas, para contigo, a benignidade de Deus, se permaneceres na sua benignidade; de outra maneira, também tu serás cortado.
23 Yahudiler inadı bırakıp imana dönerlerse Allah onları yeniden kabul eder. Çünkü onları eskisi gibi ağaca aşılamaya kadirdir.
23 E também eles, se não permanecerem na incredulidade, serão enxertados; porque poderoso é Deus para os tornar a enxertar.
24 Siz yabani bir zeytin ağacından kesilen dallar gibisiniz. Tabiata aykırı olarak cins zeytin ağacına aşılandınız. Yahudilerse cins zeytin ağacından kesilen dallar gibidir. O halde cins zeytin ağacına aşılanmaları çok daha kolaydır!
24 Porque, se tu foste cortado do natural zambujeiro e, contra a natureza, enxertado na boa oliveira, quanto mais esses, que são naturais, serão enxertados na sua própria oliveira!
25 Ey mümin kardeşlerim, bu konudaki ilâhî sırdan habersiz kalmanızı istemem. Aksi halde kendi aklınıza güvenip ukalalığa kapılabilirsiniz. Sır şudur: İsrailoğullarının bir bölümü inat etti, iman etmeyi reddetti. Bu durum, Yahudi olmayanlardan Allah’ın Hükümranlığı’na gireceklerin sayısı tamamlanıncaya kadar devam edecektir.
25 Porque não quero, irmãos, que ignoreis este segredo (para que não presumais de vós mesmos): que o endurecimento veio em parte sobre Israel, até que a plenitude dos gentios haja entrado.
26 Sonunda bütün İsrail kurtulacaktır. Tevrat’ta yazılmış olduğu gibi, “Kurtarıcı Kudüs’ten gelecek, Yakub’un soyundan takvasızlığı uzaklaştıracak.
26 E, assim, todo o Israel será salvo, como está escrito: De Sião virá o Libertador, e desviará de Jacó as impiedades.
27 Allah diyor ki, “O zaman onların günahlarını silip onlarla bu ahdi yapacağım.”
27 E este será o meu concerto com eles, quando eu tirar os seus pecados.
28 Yahudiler kurtuluş müjdesini reddetmekle Allah’a geçici düşman oldular. Bu da, siz Yahudi olmayanların menfaatine oldu. Öte yandan Yahudiler Allah’ın seçtiği halktır, Allah onları sever. Bu da atalarına vermiş olduğu vaatlerin neticesidir.
28 Assim que, quanto ao evangelho, são inimigos por causa de vós; mas, quanto à eleição, amados por causa dos pais.
29 Çünkü Allah lütfetmiş olduğu nimetleri geri almaz. Çağırmış olduğu insanlardan yüz çevirmez.
29 Porque os dons e a vocação de Deus são sem arrependimento.
30 Diğer halklardan olan sizler, bir zamanlar Allah’a itaat etmiyordunuz. Fakat şimdi Yahudilerin itaatsizliği yüzünden Allah’ın merhametine kavuştunuz.
30 Porque assim como vós também, antigamente, fostes desobedientes a Deus, mas, agora, alcançastes misericórdia pela desobediência deles,
31 Benzer şekilde, siz merhamete kavuştuğunuz için onlar da şimdi Allah’a itaatsiz oldular. Fakat bu, onlar da merhamete ersinler diye oluyor.
31 assim também estes, agora, foram desobedientes, para também alcançarem misericórdia pela misericórdia a vós demonstrada.
32 Çünkü Allah, merhametini herkese göstermek için herkesi itaatsizliğe esir etti.
32 Porque Deus encerrou a todos debaixo da desobediência, para com todos usar de misericórdia.
33 Allah merhamette ne zengindir, hikmeti ve irfanı ne kadar engindir! O’nun hükümlerine akıl ermez, yolları anlaşılmazdır!
33 Ó profundidade das riquezas, tanto da sabedoria, como da ciência de Deus! Quão insondáveis são os seus juízos, e quão inescrutáveis, os seus caminhos!
34 “Rab’bin düşüncesini kim bilebilir? Kim O’na akıl verebilir?”
34 Porque quem compreendeu o intento do Senhor? Ou quem foi seu conselheiro?
35 “Kim Allah’a bir şey verebilir ki, karşılığını O’ndan istesin?”
35 Ou quem lhe deu primeiro a ele, para que lhe seja recompensado?
36 Her şeyi yaratan O’dur. Her şey O’nun sayesinde ve O’nun için var olmuştur. Allah ebediyen hamda lâyıktır! Âmin.
36 Porque dele, e por ele, e para ele são todas as coisas; glória, pois, a ele eternamente. Amém!

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Romanos 11, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.