Lucas 8

Turkish Easy-to-Read Translation (HADI) (TURHADI) vs ARA

Sair da comparação
ARA Almeida Revista e Atualizada 1993
1 Bundan kısa bir süre sonra İsa on iki havarisiyle birlikte köyleri, şehirleri dolaşmaya başladı. Halka vazetti, Allah’ın Hükümranlığı’nı müjdeledi. On iki havarisi de O’nunla birlikteydi.
1 Aconteceu, depois disto, que andava Jesus de cidade em cidade e de aldeia em aldeia, pregando e anunciando o evangelho do reino de Deus, e os doze iam com ele,
2 Ayrıca yanında cinlerden ve hastalıklardan kurtardığı kadınlar vardı. Bunlardan biri Mecdelli Meryem’di. İçinden yedi cin çıkmıştı.
2 e também algumas mulheres que haviam sido curadas de espíritos malignos e de enfermidades: Maria, chamada Madalena, da qual saíram sete demônios;
3 Hirodes’in kâhyası olan Kuza’nın karısı Yohanna, Suzanna ve daha birçok kadın da İsa ve havarilerine refakat ediyor kendi imkânlarıyla onlara yardım ediyorlardı.
3 e Joana, mulher de Cuza, procurador de Herodes, Suzana e muitas outras, as quais lhe prestavam assistência com os seus bens.
4 İsa değişik şehirlerden yanına gelen kalabalıklara şu misali anlattı:
4 Afluindo uma grande multidão e vindo ter com ele gente de todas as cidades, disse Jesus por parábola:
5 “Çiftçinin biri tohum ekmeye çıkmış. Tohumu savururken bazıları yol kenarına düşmüş. Ayak altında ezilmiş ve kuşlara yem olmuş.
5 Eis que o semeador saiu a semear. E, ao semear, uma parte caiu à beira do caminho; foi pisada, e as aves do céu a comeram.
6 Bazı tohumlar ise taşlık yere düşmüş. Bu tohumlar filiz vermişse de susuzluktan kuruyup gitmiş.
6 Outra caiu sobre a pedra; e, tendo crescido, secou por falta de umidade.
7 Bazı tohumlar dikenler arasına düşmüş. Dikenler filizlerle birlikte büyümüş, filizleri boğmuş.
7 Outra caiu no meio dos espinhos; e estes, ao crescerem com ela, a sufocaram.
8 Geri kalan tohumlar ise iyi toprağa düşmüş. Bu tohumlar büyüyüp yüz kat ürün vermiş.” İsa misali şu sözlerle bitirdi: “Kulağı olan işitsin!”
8 Outra, afinal, caiu em boa terra; cresceu e produziu a cento por um. Dizendo isto, clamou: Quem tem ouvidos para ouvir, ouça.
9 Şakirtleri bu misalin ne anlama geldiğini sordular.
9 E os seus discípulos o interrogaram, dizendo: Que parábola é esta?
10 İsa şöyle cevap verdi: “Allah’ın Hükümranlığı ile ilgili sırlar size açıklandı. Fakat diğer insanlara bu sırları misallerle anlatıyorum. Böylece, ‘Bakacaklar, fakat hakikati görmeyecekler, Duyacaklar, fakat anlamayacaklar.’
10 Respondeu-lhes Jesus: A vós outros é dado conhecer os mistérios do reino de Deus; aos demais, fala-se por parábolas, para que, vendo, não vejam; e, ouvindo, não entendam.
11 “Misal şu anlama geliyor: Tohum Allah’ın kelâmıdır.
11 Este é o sentido da parábola: a semente é a palavra de Deus.
12 Yol kenarına düşenler, kelâmı duymakla kalan insanlardır; İblis gelir, inanıp kurtulmasınlar diye kelâmı kalplerinden söküp atar.
12 A que caiu à beira do caminho são os que a ouviram; vem, a seguir, o diabo e arrebata-lhes do coração a palavra, para não suceder que, crendo, sejam salvos.
13 Taşlık yere düşenler, kelâmı sevinçle kabul edenlerdir. Bir süre inanırlar, fakat kök salamazlar. Sıkıntılar geldiğinde imandan dönerler.
13 A que caiu sobre a pedra são os que, ouvindo a palavra, a recebem com alegria; estes não têm raiz, creem apenas por algum tempo e, na hora da provação, se desviam.
14 Dikenler arasına düşenlere gelince, bunlar da kelâmı sadece dinlemekle kalan insanlardır, hayatın endişeleri, serveti ve zevkleri arasında boğulup giderler. Bundan dolayı böyleleri iyi ameller çıkaramaz.
14 A que caiu entre espinhos são os que ouviram e, no decorrer dos dias, foram sufocados com os cuidados, riquezas e deleites da vida; os seus frutos não chegam a amadurecer.
15 İyi toprağa düşenler, kelâmı işiten ve buna sıkıca sarılan iyi ve temiz kalpli insanlardır. Bunlar sabırla dayanır, bol bol iyi ameller işler.”
15 A que caiu na boa terra são os que, tendo ouvido de bom e reto coração, retêm a palavra; estes frutificam com perseverança.
16 “Kimse kandil yakıp kapla örtmez, ya da yatağın altına koymaz. Bilakis, kandilliğe koyar; eve girenler de ışığı görür.
16 Ninguém, depois de acender uma candeia, a cobre com um vaso ou a põe debaixo de uma cama; pelo contrário, coloca-a sobre um velador, a fim de que os que entram vejam a luz.
17 Saklı olan her şey bilinecek, her sır açığa çıkacaktır.
17 Nada há oculto, que não haja de manifestar-se, nem escondido, que não venha a ser conhecido e revelado.
18 O yüzden Allah’ın kelâmını nasıl dinlediğinize dikkat edin. Kelâmı anlayana daha çok verilecek; anlamayan ise sahip olduğunu da kaybedecek.”
18 Vede, pois, como ouvis; porque ao que tiver, se lhe dará; e ao que não tiver, até aquilo que julga ter lhe será tirado.
19 İsa’nın annesi ve kardeşleri O’nu ziyarete geldiler, fakat kalabalıktan O’nun yanına yaklaşamadılar.
19 Vieram ter com ele sua mãe e seus irmãos e não podiam aproximar-se por causa da concorrência de povo.
20 İsa’ya, “Annenle kardeşlerin dışarıdalar. Seni görmek istiyorlar” diye haber verildi.
20 E lhe comunicaram: Tua mãe e teus irmãos estão lá fora e querem ver-te.
21 İsa, “Benim annem ve kardeşlerim, Allah’ın kelâmını duyup ona itaat edenlerdir” dedi.
21 Ele, porém, lhes respondeu: Minha mãe e meus irmãos são aqueles que ouvem a palavra de Deus e a praticam.
22 Bir gün İsa ve şakirtleri tekneye bindiler. İsa onlara, “Gölün karşı kıyısına geçelim” dedi. Hep beraber göle açıldılar.
22 Aconteceu que, num daqueles dias, entrou ele num barco em companhia dos seus discípulos e disse-lhes: Passemos para a outra margem do lago; e partiram.
23 Bu esnada İsa uykuya daldı. Birdenbire gölde büyük bir fırtına koptu ve tekne su almaya başladı. Tehlikeli bir durumdaydılar.
23 Enquanto navegavam, ele adormeceu. E sobreveio uma tempestade de vento no lago, correndo eles o perigo de soçobrar.
24 Şakirtleri gidip İsa’yı uyandırdılar. O’na “Üstat, Üstat, boğuluyoruz!” dediler. İsa kalktı, rüzgârı ve azgın dalgaları azarladı. Fırtına dindi, ortalık sütliman oldu.
24 Chegando-se a ele, despertaram-no dizendo: Mestre, Mestre, estamos perecendo! Despertando-se Jesus, repreendeu o vento e a fúria da água. Tudo cessou, e veio a bonança.
25 İsa şakirtlerine dönerek, “Hani nerede imanınız?” dedi. Şakirtler korktular, şaşkınlık içinde kaldılar. Birbirlerine, “Bu adam kim? Rüzgâr ve su bile emirlerine itaat ediyor” dediler.
25 Então, lhes disse: Onde está a vossa fé? Eles, possuídos de temor e admiração, diziam uns aos outros: Quem é este que até aos ventos e às ondas repreende, e lhe obedecem?
26 İsa ve şakirtleri Celile’nin karşı kıyısında olan Gerasa yöresine vardılar.
26 Então, rumaram para a terra dos gerasenos, fronteira da Galileia.
27 İsa kıyıya çıkınca Gerasa şehrinden bir adam O’nu karşıladı. Bu adam cinliydi. Uzun zamandır çıplak dolaşıyordu. Evi yoktu, mezarlık mağaralarda yaşıyordu.
27 Logo ao desembarcar, veio da cidade ao seu encontro um homem possesso de demônios que, havia muito, não se vestia, nem habitava em casa alguma, porém vivia nos sepulcros.
28 İsa’yı görünce bağırıp önünde yere kapandı, yüksek sesle şöyle dedi: “Benden ne istiyorsun İsa, yüceler yücesi Allah’ın semavî Oğlu? Yalvarırım beni cezalandırma!”
28 E, quando viu a Jesus, prostrou-se diante dele, exclamando e dizendo em alta voz: Que tenho eu contigo, Jesus, Filho do Deus Altíssimo? Rogo-te que não me atormentes.
29 Adam böyle bağırdı, çünkü İsa cine ‘adamdan çık’ demişti. Cin sık sık adama saldırıyordu. Adam zincir ve kösteklerle bağlanmıştı; başında hep bir nöbetçi vardı. Fakat bağlarını parçalardı, cin tarafından ıssız yerlere sürüklenirdi.
29 Porque Jesus ordenara ao espírito imundo que saísse do homem, pois muitas vezes se apoderara dele. E, embora procurassem conservá-lo preso com cadeias e grilhões, tudo despedaçava e era impelido pelo demônio para o deserto.
30 İsa ona, “Adın ne?” diye sordu. O da, “Tümen” dedi, çünkü bir sürü cin onun içine girmişti.
30 Perguntou-lhe Jesus: Qual é o teu nome? Respondeu ele: Legião, porque tinham entrado nele muitos demônios.
31 Cinler kendilerini dipsiz derinliklere göndermesin diye İsa’ya yalvarıp durdular.
31 Rogavam-lhe que não os mandasse sair para o abismo.
32 O sırada dağın yamacında otlayan büyük bir domuz sürüsü vardı. Cinler domuzların içine girmelerine izin vermesi için İsa’ya yalvardılar. O da izin verdi.
32 Ora, andava ali, pastando no monte, uma grande manada de porcos; rogaram-lhe que lhes permitisse entrar naqueles porcos. E Jesus o permitiu.
33 Cinler adamdan çıkıp domuzların içine girdi. Domuz sürüsü dik yamaçtan aşağı koşuştu, göle atlayıp boğuldu.
33 Tendo os demônios saído do homem, entraram nos porcos, e a manada precipitou-se despenhadeiro abaixo, para dentro do lago, e se afogou.
34 Domuzları otlatanlar olup bitenleri gördüler; koşup şehirlerde ve köylerde haberi duyurdular.
34 Os porqueiros, vendo o que acontecera, fugiram e foram anunciá-lo na cidade e pelos campos.
35 Bunun üzerine halk olup biteni görmeye çıktı. İsa’nın yanına geldiler, cinlerden kurtulan adamı gördüler. Adam İsa’nın ayaklarının dibinde oturuyordu. Giyinmiş, aklı başına gelmişti. Halk korkuya kapıldı.
35 Então, saiu o povo para ver o que se passara, e foram ter com Jesus. De fato, acharam o homem de quem saíram os demônios, vestido, em perfeito juízo, assentado aos pés de Jesus; e ficaram dominados de terror.
36 Olanları görenler başkalarına İsa’nın cinli adama nasıl şifa verdiğini anlattılar.
36 E algumas pessoas que tinham presenciado os fatos contaram-lhes também como fora salvo o endemoninhado.
37 Gerasa bölgesinde yaşayanlar bundan çok korktu. Onun için İsa’nın oradan ayrılmasını istediler. İsa da Celile’ye dönmek üzere tekneye bindi.
37 Todo o povo da circunvizinhança dos gerasenos rogou-lhe que se retirasse deles, pois estavam possuídos de grande medo. E Jesus, tomando de novo o barco, voltou.
38 Bu arada cinlerden kurtardığı adam yanında kalabilmek için İsa’ya yalvardı. Fakat İsa, “Evine dön, Allah’ın senin için neler yaptığını anlat” diyerek adamı gönderdi. Adam da gitti, İsa’nın kendisi için neler yaptığını Gerasa şehrinin her yanında duyurdu.
38 O homem de quem tinham saído os demônios rogou-lhe que o deixasse estar com ele; Jesus, porém, o despediu, dizendo:
39 Bu arada cinlerden kurtardığı adam yanında kalabilmek için İsa’ya yalvardı. Fakat İsa, “Evine dön, Allah’ın senin için neler yaptığını anlat” diyerek adamı gönderdi. Adam da gitti, İsa’nın kendisi için neler yaptığını Gerasa şehrinin her yanında duyurdu.
39 Volta para casa e conta aos teus tudo o que Deus fez por ti. Então, foi ele anunciando por toda a cidade todas as coisas que Jesus lhe tinha feito.
40 İsa Celile’ye döndüğünde kalabalıklar O’nu karşıladı, çünkü herkes O’nu bekliyordu.
40 Ao regressar Jesus, a multidão o recebeu com alegria, porque todos o estavam esperando.
41 O sırada Yair adında bir havra önderi çıkageldi. İsa’nın ayaklarına kapandı ve birlikte evine gitmesi için yalvardı.
41 Eis que veio um homem chamado Jairo, que era chefe da sinagoga, e, prostrando-se aos pés de Jesus, lhe suplicou que chegasse até a sua casa.
42 Çünkü on iki yaşlarında olan biricik kızı ölmek üzereydi. İsa, Yair’in evine giderken kalabalıklar O’nu her yandan sıkıştırıyordu.
42 Pois tinha uma filha única de uns doze anos, que estava à morte. Enquanto ele ia, as multidões o apertavam.
43 Orada on iki yıldır kanaması olan bir kadın da vardı. Bütün parasını hekimlere harcamasına rağmen hiçbir hekim ona şifa verememişti.
43 Certa mulher que, havia doze anos, vinha sofrendo de uma hemorragia, e a quem ninguém tinha podido curar [e que gastara com os médicos todos os seus haveres],
44 İsa’nın arkasından gelip elbisesinin eteğine dokundu. Kanaması birden duruverdi.
44 veio por trás dele e lhe tocou na orla da veste, e logo se lhe estancou a hemorragia.
45 İsa, “Bana kim dokundu?” diye sordu. Herkes dokunduğunu inkâr etti. Petrus, “Üstat, kalabalık etrafını sarıp sıkıştırıyor” dedi.
45 Mas Jesus disse: Quem me tocou? Como todos negassem, Pedro [com seus companheiros] disse: Mestre, as multidões te apertam e te oprimem [e dizes: Quem me tocou?].
46 Fakat İsa, “Biri bana dokundu. İçimden bir gücün çıktığını hissettim” dedi.
46 Contudo, Jesus insistiu: Alguém me tocou, porque senti que de mim saiu poder.
47 Olanları saklayamayacağını anlayan kadın titreyerek öne çıktı. İsa’nın ayaklarına kapandı. Herkesin önünde neden İsa’ya dokunduğunu ve dokunur dokunmaz nasıl şifa bulduğunu anlattı.
47 Vendo a mulher que não podia ocultar-se, aproximou-se trêmula e, prostrando-se diante dele, declarou, à vista de todo o povo, a causa por que lhe havia tocado e como imediatamente fora curada.
48 İsa kadına, “Kızım, imanın seni kurtardı. Selâmetle git” dedi.
48 Então, lhe disse: Filha, a tua fé te salvou; vai-te em paz.
49 İsa daha konuşurken havra önderinin evinden biri geldi, öndere, “Kızın öldü!” dedi. “Artık hocayı rahatsız etme.”
49 Falava ele ainda, quando veio uma pessoa da casa do chefe da sinagoga, dizendo: Tua filha já está morta, não incomodes mais o Mestre.
50 Bunu duyan İsa, Yair’e, “Korkma! Sadece iman et, kızın kurtulacak” dedi.
50 Mas Jesus, ouvindo isto, lhe disse: Não temas, crê somente, e ela será salva.
51 İsa, Yair’in evine geldi. Sadece Petrus, Yuhanna, Yakub ve kızın annesiyle babasını içeri aldı.
51 Tendo chegado à casa, a ninguém permitiu que entrasse com ele, senão Pedro, João, Tiago e bem assim o pai e a mãe da menina.
52 Herkes ağlayıp dövünüyordu. İsa onlara, “Ağlamayın. Kız ölmedi. Sadece uyuyor” dedi.
52 E todos choravam e a pranteavam. Mas ele disse: Não choreis; ela não está morta, mas dorme.
53 Oradakiler İsa’ya alaylı şekilde güldü. Kızın öldüğünü biliyorlardı.
53 E riam-se dele, porque sabiam que ela estava morta.
54 Fakat İsa kızın elini tutup, “Çocuğum, ayağa kalk!” diye seslendi.
54 Entretanto, ele, tomando-a pela mão, disse-lhe, em voz alta: Menina, levanta-te!
55 Kız yeniden canlandı, hemen ayağa kalktı. İsa, “Ona yiyecek bir şeyler verin” diye emretti.
55 Voltou-lhe o espírito, ela imediatamente se levantou, e ele mandou que lhe dessem de comer.
56 Kızın anne babası hayretler içinde kalmıştı. İsa olanları kimseye söylememelerini tembihledi.
56 Seus pais ficaram maravilhados, mas ele lhes advertiu que a ninguém contassem o que havia acontecido.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Lucas 8, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.