Lucas 2

Turkish Easy-to-Read Translation (HADI) (TURHADI) vs NAA

Sair da comparação
NAA Nova Almeida Atualizada 2017
1 O günlerde Sezar Avgustus Roma hâkimiyetindeki bütün topraklarda nüfus sayımı yapılmasını emretti.
1 Naqueles dias, foi publicado um decreto de César Augusto, convocando toda a população do Império para recensear-se.
2 Bu, Kirinyus Suriye valisiyken yapılan ilk nüfus sayımıydı.
2 Este, o primeiro recenseamento, foi feito quando Quirino era governador da Síria.
3 Herkes sayılmak için kendi memleketine gitti.
3 Todos iam alistar-se, cada um à sua própria cidade.
4 Yusuf da yaşadığı yer olan Celile’nin Nasıra şehrinden Yahuda bölgesine, Davud’un doğduğu yer olan Beytlehem şehrine doğru yola çıktı. Çünkü Yusuf Davud’un soyundan geliyordu.
4 José também saiu da Galileia, da cidade de Nazaré, e foi para a Judeia, até a cidade de Davi, chamada Belém, por ser ele da casa e família de Davi,
5 Sayılmak için hamile olan nişanlısı Meryem’le birlikte Beytlehem’e gitti.
5 a fim de alistar-se com Maria, sua esposa, que estava grávida.
6 Onlar Beytlehem’deyken Meryem’in doğum zamanı geldi.
6 E aconteceu que, estando eles ali, chegou o tempo de ela ter a criança.
7 Meryem ilk erkek çocuğunu doğurup kundakladı; konakladıkları evde başka yer olmadığından ahırdaki yemliğe yatırdı.
7 Então Maria deu à luz o seu filho primogênito, enfaixou o menino e o deitou numa manjedoura, porque não havia lugar para eles na hospedaria.
8 Geceyi Beytlehem civarındaki kırlarda geçiren çobanlar vardı. Sürülerinin yanında nöbet tutuyorlardı.
8 Havia, naquela mesma região, pastores que viviam nos campos e guardavam os seus rebanhos durante as vigílias da noite.
9 Birden Rab’bin meleği onlara göründü; Rab’bin ihtişamı çevrelerini aydınlattı. Çobanlar dehşete kapıldı.
9 E um anjo do Senhor desceu aonde eles estavam, e a glória do Senhor brilhou ao redor deles; e ficaram tomados de grande temor.
10 Melek onlara şöyle seslendi: “Korkmayın! Bütün halkınızı çok sevindirecek bir müjde getirdim.
10 O anjo, porém, lhes disse: — Não tenham medo! Estou aqui para lhes trazer boa-nova de grande alegria, que será para todo o povo:
11 Bugün Davud’un şehrinde Kurtarıcınız doğdu. O, Efendiniz Mesih’tir.
11 é que hoje, na cidade de Davi, lhes nasceu o Salvador, que é Cristo, o Senhor.
12 Yemlikte kundağa sarılmış bir bebek bulacaksınız. Bu size alâmet olsun.”
12 E isto servirá a vocês de sinal: vocês encontrarão uma criança envolta em faixas e deitada em manjedoura.
13 Birdenbire meleğin yanında büyük bir melekler ordusu beliriverdi. Hepsi Allah’a hamdederek şöyle dediler:
13 E, de repente, apareceu com o anjo uma multidão do exército celestial, louvando a Deus e dizendo:
14 “En yücelerde Allah’a izzet olsun, yeryüzünde razı olduğu insanlara selâmet olsun.”
14 “Glória a Deus nas maiores alturas, e paz na terra entre os homens, a quem ele quer bem.”
15 Melekler çobanların yanından ayrılıp semaya çekildiler. Çobanlar da birbirlerine, “Hemen Beytlehem’e gidelim, Rab’bin bize bildirdiği bu olayı görelim” dediler.
15 Quando os anjos se afastaram deles e voltaram para o céu, os pastores disseram uns aos outros: — Vamos até Belém e vejamos os acontecimentos que o Senhor nos deu a conhecer.
16 Çobanlar oradan koşarak ayrıldılar. Meryem, Yusuf ve bebeği bir arada buldular. Bebek yemlikte yatıyordu.
16 Foram depressa e encontraram Maria e José, e a criança deitada na manjedoura.
17 Çobanlar bebeği gördükten sonra gidip meleğin O’nun hakkında söylediklerini anlattılar.
17 E, vendo isso, divulgaram o que lhes tinha sido dito a respeito deste menino.
18 Çobanlardan haberi duyanlar çok şaşırdı.
18 Todos os que ouviram se admiraram das coisas relatadas pelos pastores.
19 Meryem bütün bu olanları bir bir düşünerek anlamaya çalıştı.
19 Maria, porém, guardava todas estas palavras, meditando-as no coração.
20 Çobanlar görüp işittikleri her şey için Allah’a şükredip hamdederek otlağa geri döndüler. Meleğin bütün söyledikleri doğru çıkmıştı.
20 E os pastores voltaram, glorificando e louvando a Deus por tudo o que tinham ouvido e visto, como lhes tinha sido anunciado.
21 Bebek sekiz günlük olunca sünnet edildi; O’na İsa adı verildi. Zaten bu isim melek tarafından bebek daha Meryem’in rahmine düşmeden verilmişti.
21 E ao se completarem oito dias, quando o menino foi circuncidado, deram-lhe o nome de Jesus . Esse nome tinha sido dado pelo anjo, antes de o menino ser concebido.
22 Musa’nın şeriatına göre Meryem’in arınması için gereken süre doldu. Yusuf ile Meryem İsa’yı Rab’be adamak için Kudüs’e götürdüler.
22 Passados os dias da purificação deles segundo a Lei de Moisés, levaram o menino a Jerusalém para o apresentar ao Senhor,
23 Rab’bin şeriatında şöyle yazılmıştır: “Her yeni doğan erkek çocuk Rab’be adanmalıdır.”
23 conforme o que está escrito na Lei do Senhor: “Todo primogênito será consagrado ao Senhor.”
24 Yine Rab şeriatında, “Bir çift kumru ya da iki güvercin yavrusu kurban edin” diye emreder. Yusuf ile Meryem de bu emri yerine getirmek için Kudüs’ e gittiler.
24 E também foram para oferecer um sacrifício, segundo o que está escrito na referida Lei: “Um par de rolinhas ou dois pombinhos.”
25 Kudüs’te Şimon adında sâlih ve dini bütün bir adam vardı. Mesih’in İsrail’i kurtarıp huzura kavuşturacağı zamanı bekliyordu. Mukaddes Ruh onun üzerindeydi.
25 Em Jerusalém havia um homem chamado Simeão. Este homem era justo e piedoso e esperava a consolação de Israel; e o Espírito Santo estava sobre ele.
26 Mukaddes Ruh, Şimon’a Rab’bin göndereceği Mesih’i görmeden ölmeyeceğini vahiy yoluyla bildirmişti.
26 Ele tinha recebido uma revelação do Espírito Santo de que não morreria antes de ver o Cristo do Senhor.
27 Bu sebeple Mukaddes Ruh Şimon’u mabede yönlendirdi. Meryem ve Yusuf Musa’nın şeriatına göre bebek İsa’yı Allah’a adamak için mabede getirdiler.
27 Movido pelo Espírito, ele foi ao templo. Quando os pais trouxeram o menino Jesus para fazerem com ele o que a Lei ordenava,
28 Şimon bebeği kollarına aldı ve Allah’a hamdederek şöyle dedi:
28 Simeão o tomou nos braços e louvou a Deus, dizendo:
29 “Ya Rab, bana verdiğin sözü tuttun, artık ben kulun huzur içinde ölebilirim,
29 “Agora, Senhor, podes despedir em paz o teu servo, segundo a tua palavra;
30 çünkü hazırladığın kurtuluşu kendi gözlerimle gördüm,
30 porque os meus olhos já viram a tua salvação,
31 bütün halklar da onu görecektir.
31 a qual preparaste diante de todos os povos:
32 O diğer milletleri aydınlatan, senin halkın İsrail’e de yücelik kazandıran nur olacaktır.”
32 luz para revelação aos gentios, e para glória do teu povo de Israel.”
33 İsa’nın anne ve babası Şimon’un bu sözlerine şaşıp kaldılar.
33 E o pai e a mãe do menino estavam admirados com o que se dizia a respeito dele.
34 Şimon onları takdis etti ve Meryem’e şöyle dedi: “Dinle bak! Bu çocuk İsrail’de birçok kişinin düşmesine, birçoğunun da yükselmesine sebep olacak. O, düşmanlarınca reddedilen bir alâmet olacak.
34 Simeão os abençoou e disse a Maria, mãe do menino: — Eis que este menino está destinado tanto para ruína como para elevação de muitos em Israel e para ser alvo de contradição,
35 Böylelikle birçok insanın gizli düşünceleri açığa çıkacak. Olaylar sana çok acı verecek; hatta yüreğine saplanan bir hançer gibi olacak.”
35 para que se manifestem os pensamentos de muitos corações. Quanto a você, Maria, uma espada atravessará a sua alma.
36 Hanna adında bir peygamber de mabetteydi. Aşer aşiretinden Panuel’in kızıydı. Çok yaşlıydı. Evlendikten yedi yıl sonra dul kalmıştı. Şimdi seksen dört yaşındaydı; mabetten hiç ayrılmazdı. Gece gündüz oruç tutup dua ederek Allah’a ibadet ederdi.
36 Havia uma profetisa, chamada Ana, filha de Fanuel, da tribo de Aser. Ela era bem idosa, tendo vivido com o marido sete anos desde que tinha se casado.
37 Hanna adında bir peygamber de mabetteydi. Aşer aşiretinden Panuel’in kızıydı. Çok yaşlıydı. Evlendikten yedi yıl sonra dul kalmıştı. Şimdi seksen dört yaşındaydı; mabetten hiç ayrılmazdı. Gece gündüz oruç tutup dua ederek Allah’a ibadet ederdi.
37 Agora era viúva de oitenta e quatro anos. Ela não deixava o templo, mas adorava noite e dia, com jejuns e orações.
38 Hanna, Yusuf’la Meryem’in yanına geldi. Allah’a şükretti. Bebek İsa’yı işaret ederek Kudüs’ün kurtuluşunu umutla bekleyen herkesle konuştu.
38 E, chegando naquela hora, dava graças a Deus e falava a respeito do menino a todos os que esperavam a redenção de Jerusalém.
39 Yusuf ve Meryem Rab’bin şeriatının emrettiği her şeyi yerine getirdikten sonra Celile’nin Nasıra şehrindeki evlerine geri döndüler.
39 Depois de terem cumprido tudo conforme a Lei do Senhor, voltaram para a Galileia, para a sua cidade de Nazaré.
40 Bu arada çocuk İsa büyüyüp olgunlaşıyor, hikmetle doluyordu. Allah’ın lütfu O’nun üzerindeydi.
40 O menino crescia e se fortalecia, enchendo-se de sabedoria; e a graça de Deus estava sobre ele.
41 İsa’nın annesi ve babası her yıl Fısıh Bayramı için Kudüs’e giderlerdi.
41 Todos os anos os pais de Jesus iam a Jerusalém, para a Festa da Páscoa.
42 İsa on iki yaşına gelince her zaman olduğu gibi yine bayrama katıldılar.
42 Quando ele atingiu os doze anos, foram a Jerusalém, segundo o costume da festa.
43 Bayram sona erdiğinde eve doğru yola koyuldular. Haberleri olmadan küçük İsa Kudüs’te kaldı.
43 Terminados os dias da festa, ao regressarem, o menino Jesus ficou em Jerusalém, sem que os pais dele o soubessem.
44 İsa’nın da dönen kalabalık arasında olduğunu düşünerek bütün gün yolculuk ettiler. Sonra O’nu yakınları ve arkadaşları arasında aramaya başladılar.
44 Pensando, porém, que ele estava entre os companheiros de viagem, andaram um dia inteiro e, então, começaram a procurá-lo entre os parentes e os conhecidos.
45 Bulamayınca O’nu araya araya Kudüs’e döndüler.
45 E, como não o encontraram, voltaram a Jerusalém à sua procura.
46 Üç gün sonra İsa’yı mabette din hocalarının arasında otururken buldular. İsa hocaları dinliyor, onlara sorular soruyordu.
46 Três dias depois, o acharam no templo, assentado no meio dos doutores, ouvindo-os e fazendo-lhes perguntas.
47 O’nu duyan herkes zekâsına ve verdiği akıllıca cevaplara hayran kaldı.
47 E todos os que ouviam o menino se admiravam muito da sua inteligência e das suas respostas.
48 Anne ve babası İsa’yı görünce şaşkına döndüler. Meryem, “Çocuğum, bize bunu neden yaptın? Babanla ben senin için çok endişelendik, her yerde seni arayıp durduk” dedi.
48 Logo que os pais o viram, ficaram maravilhados. E a sua mãe lhe disse: — Filho, por que você fez isso conosco? Seu pai e eu estávamos aflitos à sua procura.
49 İsa da onlara, “Beni niçin aradınız? Semavî Babam’ın evinde olmam gerektiğini bilmiyor muydunuz?” dedi.
49 Ele respondeu:
50 Fakat Meryem’le Yusuf O’nun ne demek istediğini anlamadılar.
50 Não compreenderam, porém, as palavras que lhes disse.
51 İsa onlarla birlikte yola çıkıp Nasıra’ya döndü. Onların sözünü hep dinlerdi. Bu arada annesi Meryem bütün bu olup bitenlerin ne anlama geldiğini düşünüp durdu.
51 E voltou com eles para Nazaré e era submisso a eles. E a mãe dele guardava todas estas coisas no coração.
52 İsa hikmette ve boyda gelişiyor, Allah’ın ve insanların takdirini kazanıyordu.
52 E Jesus crescia em sabedoria, estatura e graça, diante de Deus e dos homens.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Lucas 2, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.