Lucas 22

Turkish Easy-to-Read Translation (HADI) (TURHADI) vs NTLH

Sair da comparação
NTLH Nova Tradução na Linguagem de Hoje 2000
1 Mayasız Ekmek Bayramı, diğer adıyla Fısıh Bayramı yaklaşmıştı.
1 Faltava pouco tempo para a Festa dos Pães sem Fermento , chamada Páscoa .
2 Başrahipler ve din âlimleri halktan çekindikleri için İsa’yı ortadan kaldırmanın uygun bir yolunu arıyorlardı.
2 Os chefes dos sacerdotes e os mestres da Lei procuravam um jeito para matar Jesus em segredo porque tinham medo do povo.
3 Bu sırada Şeytan on iki havariden biri olan Yahuda İskariyot’un içine girdi.
3 Então Satanás entrou em Judas, chamado Iscariotes, que era um dos doze discípulos.
4 Yahuda başrahiplere ve mabet muhafızlarının komutanlarına gitti; İsa’yı nasıl ele verebileceğini görüştü.
4 Judas foi falar com os chefes dos sacerdotes e com os oficiais da guarda do Templo para combinar a maneira como ele ia lhes entregar Jesus.
5 Onlar buna sevindiler, karşılığında para vermeye razı oldular.
5 Eles ficaram muito contentes e prometeram dar dinheiro a ele.
6 Yahuda bunu kabul etti; kalabalığın olmadığı bir zamanda İsa’yı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.
6 Judas aceitou e começou a procurar uma oportunidade para entregar Jesus a eles, sem que o povo ficasse sabendo.
7 Mayasız Ekmek günüydü. O gün Fısıh kurbanının kesilmesi gerekiyordu.
7 Chegou o dia da Festa dos Pães sem Fermento , dia em que os judeus matavam carneirinhos para comemorar a Páscoa .
8 İsa, Petrus’a ve Yuhanna’ya, “Gidin Fısıh yemeğini yiyebilmemiz için hazırlık yapın” dedi.
8 Então Jesus deu a Pedro e a João a seguinte ordem:
9 Onlar da, “Yemeği nerede hazırlamamızı istersin?” diye sordular.
9 Eles perguntaram: — Onde o senhor quer que a gente prepare o jantar?
10 İsa şöyle dedi: “Dinleyin; şehre girdiğinizde karşınıza su testisi taşıyan bir adam çıkacak. Onu gideceği eve kadar takip edin.
10 Jesus respondeu:
11 Evin sahibine, ‘Hocamız şakirtleriyle birlikte Fısıh yemeğini yiyeceği misafir odasını soruyor’ deyin.
11 e digam ao dono dela: “O Mestre mandou perguntar a você onde fica a sala em que ele e os seus discípulos vão comer o jantar da Páscoa.”
12 Evin sahibi size üst katta döşenmiş geniş bir oda gösterecek. Yemeği orada hazırlayın.”
12 Então ele mostrará a vocês uma grande sala mobiliada, no andar de cima. Preparem ali o jantar.
13 Petrus ve Yuhanna oradan ayrıldılar. Her şeyi İsa’nın söylediği gibi buldular ve Fısıh yemeğini hazırladılar.
13 Os dois discípulos foram até a cidade e encontraram tudo como Jesus tinha dito. Então prepararam o jantar da Páscoa.
14 Yemek vakti gelince İsa ve havarileri sofrada yerlerini aldılar. İsa onlara, “Ben acı çekip ölmeden önce bu Fısıh yemeğini sizinle birlikte yemeyi çok istedim.
14 Quando chegou a hora, Jesus sentou-se à mesa com os apóstolos
15 Yemek vakti gelince İsa ve havarileri sofrada yerlerini aldılar. İsa onlara, “Ben acı çekip ölmeden önce bu Fısıh yemeğini sizinle birlikte yemeyi çok istedim.
15 e lhes disse:
16 Çünkü Allah’ın Hükümranlığı’nda tam anlamıyla yerine gelene kadar Fısıh yemeğini bir daha yemeyeceğim” dedi.
16 Pois eu digo a vocês que nunca comerei este jantar até que eu coma o verdadeiro jantar que haverá no
17 Sonra bir kâse şarap aldı. Allah’a şükretti ve şöyle dedi: “Bu kâseyi alıp aranızda paylaşın.
17 Então Jesus pegou o cálice de vinho, deu graças a Deus e disse:
18 Allah’ın Hükümranlığı gelene kadar bir daha bu kâseden içmeyeceğim.”
18 Pois eu afirmo a vocês que nunca mais beberei deste vinho até que chegue o Reino de Deus.
19 Sonra ekmek alıp Allah’a şükretti. Ekmeği bölüp havarilere verdi. “Bu ekmek sizin için feda ettiğim bedenimdir. Bunu beni anmak için yiyin” dedi.
19 Depois pegou o pão e deu graças a Deus. Em seguida partiu o pão e o deu aos apóstolos, dizendo:
20 Aynı şekilde, yemekten sonra kâseyi alıp şöyle dedi: “Bu kâse, uğrunuza akıtılan kanımla başlayan yeni ahdi temsil eder.
20 Depois do jantar, do mesmo modo deu a eles o cálice de vinho, dizendo:
21 Fakat bakın, bana ihanet edecek adamın eli benimkiyle birlikte sahandadır.
21 Mas vejam: o traidor está aqui sentado comigo à mesa!
22 Gerçi İnsanoğlu Allah’ın tayin ettiği şekilde ölüme gidiyor. Fakat O’na ihanet eden adamın vay haline!”
22 Pois o
23 Havariler aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.
23 Então os apóstolos começaram a perguntar uns aos outros quem seria o traidor.
24 Havariler arasında ayrıca hangisinin en üstün olduğu yolunda bir çekişme başladı.
24 Os apóstolos tiveram uma forte discussão sobre qual deles deveria ser considerado o mais importante.
25 İsa onlara şöyle dedi: “Krallar halklarına tahakküm eder, ileri gelenleri de halka ‘Velinimetimiz’ dedirtirler.
25 Então Jesus disse:
26 Fakat siz böyle olmayacaksınız. Aranızda en büyük olan, en küçük gibi olsun; yöneten, hizmet eden gibi olsun.
26 Mas entre vocês não pode ser assim. Pelo contrário, o mais importante deve ser como o menos importante; e o que manda deve ser como o que é mandado.
27 Kim daha üstün? Sofrada oturan mı, hizmet eden mi? Sofrada oturan değil mi? Fakat ben aranızda hizmet eden biri gibi oldum.
27 Quem é o mais importante? É o que está sentado à mesa para comer ou é o que está servindo? Claro que é o que está sentado à mesa. Mas entre vocês eu sou como aquele que serve.
28 Çetin anlarımda bana sadık kalan sizlersiniz.
28 — Vocês têm estado sempre comigo nos meus sofrimentos.
29 Semavî Babam bana nasıl hükümranlık verdiyse ben de size hükümranlık veriyorum.
29 Por isso, assim como o meu Pai me deu o direito de governar, eu também dou o mesmo direito a vocês.
30 Böylece hükümranlığımda benim soframda yiyip içeceksiniz, hüküm tahtına oturup İsrail’in on iki aşiretine hükmedeceksiniz.”
30 Vocês vão comer e beber à minha mesa no meu
31 “Simun, Simun! Şeytan sizleri buğday gibi elekten geçirmek için izin aldı.
31 Jesus continuou:
32 Fakat ben imanını kaybetmemen için dua ettim. Bana geri döndüğünde mümin kardeşlerini güçlendir.”
32 Mas eu tenho orado por você, Simão, para que não lhe falte fé. E, quando você voltar para mim, anime os seus irmãos.
33 Simun İsa’ya, “Efendimiz, ben seninle zindana da, ölüme de gitmeye hazırım” dedi.
33 Então Pedro disse a Jesus: — Estou pronto para ser preso e morrer com o senhor!
34 İsa ise şöyle dedi: “Petrus, sana şunu söyleyeyim, horoz yarın sabah ötmeden önce beni tanıdığını üç kez inkâr edeceksin.”
34 Então Jesus afirmou:
35 Sonra havarilere, “Ben sizi kesesiz, torbasız, çarıksız gönderdiğim zaman bir eksiğiniz oldu mu?” diye sordu. Onlar da, “Hiçbir eksiğimiz olmadı” dediler.
35 Depois Jesus perguntou aos discípulos: — Não faltou nada! — responderam eles.
36 İsa şöyle dedi: “Fakat şimdi, kesesi olan da, torbası olan da yanına almalıdır. Kılıcı olmayan, abasını satıp bir kılıç alsın.
36 Então Jesus disse:
37 Size şunu söyleyeyim, şu peygamberlik sözünün hayatımda yerine gelmesi gerekiyor: ‘O, canilerle aynı kefeye kondu.’ Benim hakkımda yazılmış olanlar yerine gelmek üzeredir.”
37 Pois as
38 Havariler, “Efendimiz, işte burada iki kılıç var” dediler. İsa, “Yeter!” dedi.
38 Aí os seus discípulos disseram: — Senhor, aqui estão duas espadas.
39 İsa dışarı çıktı. Her zamanki gibi Zeytin Dağı’na gitti. Şakirtleri de O’nun ardından gittiler.
39 Jesus saiu e foi, como de costume, ao monte das Oliveiras; e os seus discípulos foram com ele.
40 Oraya varınca İsa şakirtlerine, “Ayartılmamak için dua edin” dedi.
40 Quando chegou ao lugar escolhido, Jesus disse:
41 Sonra onlardan bir taş atımı kadar uzaklaştı. Diz çökerek dua etti:
41 Então se afastou a uma distância de mais ou menos trinta metros. Ajoelhou-se e começou a orar,
42 “Semavî Baba, eğer iradene uygunsa, çekeceğim acıları benden uzaklaştır. Fakat benim istediğim değil, senin istediğin olsun.”
42 dizendo:
43 Semadan bir melek İsa’ya göründü, O’nu kuvvetlendirdi.
43 [Então um anjo do céu apareceu e o animava.
44 İsa derin bir acı içindeydi; daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlaları gibiydi.
44 Cheio de uma grande aflição, Jesus orava com mais força ainda. O seu suor era como gotas de sangue caindo no chão.]
45 Duadan kalkıp şakirtlerinin yanına döndü. Onları kederden uyur halde buldu.
45 Depois de orar, ele se levantou, voltou para o lugar onde os discípulos estavam e os encontrou dormindo, pois a tristeza deles era muito grande.
46 “Neden uyuyorsunuz? Kalkın, ayartılmamak için dua edin” dedi.
46 E disse:
47 İsa daha konuşurken bir kalabalık göründü. On iki havariden biri olan Yahuda onlara öncülük ediyordu. İsa’yı öpmek üzere yaklaştı.
47 Jesus ainda estava falando, quando chegou uma multidão. Judas, um dos doze discípulos, que era quem guiava aquela gente, chegou perto de Jesus para beijá-lo.
48 İsa ona, “Yahuda, İnsanoğlu’na bir öpücükle mi ihanet ediyorsun?” dedi.
48 Mas Jesus disse:
49 İsa’nın çevresindekiler olacakları anlayınca, “Efendimiz, kılıçla saldıralım mı?” dediler.
49 Quando os discípulos que estavam com Jesus viram o que ia acontecer, disseram: — Senhor, devemos atacar essa gente com as nossas espadas?
50 İçlerinden biri kılıcıyla başrahibin kölesine vurdu, sağ kulağını uçurdu.
50 Um deles feriu com a espada o empregado do Grande Sacerdote , cortando a sua orelha direita.
51 Fakat İsa, “Durun, yeter!” dedi. Sonra kölenin kulağının olduğu yere dokunarak ona şifa verdi.
51 Mas Jesus ordenou: Aí tocou na orelha do homem e o curou.
52 Üzerine yürüyen başrahiplere, mabet muhafızlarının komutanlarına ve ileri gelenlere şöyle dedi: “Üzerime niçin kılıç ve sopalarla geldiniz? Ben haydut muyum?
52 Em seguida disse aos chefes dos sacerdotes, aos oficiais da guarda do Templo e aos líderes judeus que tinham vindo para prendê-lo:
53 Her gün mabette sizlerle birlikteydim, bana el sürmediniz. Fakat zaman artık sizindir, karanlığın hüküm sürdüğü zamandır.”
53 Eu estava com vocês todos os dias no pátio do Templo, e vocês não tentaram me prender. Mas esta é a hora de vocês e também a hora do poder da escuridão.
54 İsa’yı yakalayıp başrahibin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu.
54 Eles prenderam Jesus e o levaram até a casa do Grande Sacerdote . E Pedro os seguia de longe.
55 Avlunun ortasında ateş yakıp birlikte çömeldiler. Petrus da gelip aralarına çömeldi.
55 Quando acenderam uma fogueira no meio do pátio, Pedro foi e sentou-se com os que estavam em volta do fogo.
56 Bir hizmetçi kız ateşin ışığında çömelen Petrus’u gördü. Ona dikkatlice baktı, “Bu adam da İsa’yla birlikteydi” dedi.
56 Uma das empregadas o viu sentado ali perto da fogueira, olhou bem para ele e disse: — Este homem também estava com Jesus!
57 Fakat Petrus, “Kadın, ben O’nu tanımıyorum” diye inkâr etti.
57 Mas Pedro negou, dizendo: — Mulher, eu nem conheço esse homem!
58 Biraz sonra bir başkası onu gördü, “Sen de onlardansın!” dedi. Petrus, “Değilim, arkadaş!” dedi.
58 Pouco tempo depois, um homem o viu ali e disse: — Você também é um deles! Mas Pedro respondeu: — Homem, eu não sou um deles.
59 Yaklaşık bir saat sonra, bir başkası ısrarla şöyle dedi: “Hiç şüphem yok, bu adam da O’nunla beraberdi. Çünkü ikisi de Celileli.”
59 Mais ou menos uma hora depois, outro insistiu: — Você estava mesmo com ele porque também é galileu.
60 Petrus, “Sen ne diyorsun be adam, anlamıyorum!” dedi. Tam o sırada, Petrus daha konuşurken, horoz öttü.
60 Mas Pedro respondeu: — Homem, eu não sei do que é que você está falando! Naquele instante, enquanto ele falava, o galo cantou.
61 Efendimiz İsa arkasına dönüp Petrus’a baktı. O zaman Petrus İsa’nın kendisine, “Horoz yarın sabah ötmeden beni tanıdığını üç kez inkâr edeceksin” dediğini hatırladı.
61 Então o Senhor virou-se e olhou firme para Pedro, e ele lembrou das palavras que o Senhor lhe tinha dito: “Hoje, antes que o galo cante, você dirá três vezes que não me conhece.”
62 Dışarı çıkıp acı acı ağladı.
62 Então Pedro saiu dali e chorou amargamente.
63 İsa’yı gözetim altında tutan adamlar O’nunla alay ettiler, O’nu dövmeye başladılar.
63 Os homens que estavam guardando Jesus zombavam dele e batiam nele.
64 Gözlerini bağlayıp, “Peygamberliğini göster bakalım, sana vuran kim?” dediler.
64 Taparam os olhos dele e perguntavam: — Quem foi que bateu em você? Adivinhe!
65 O’na bir sürü küfür yağdırdılar.
65 E diziam muitas outras coisas para insultá-lo.
66 Gün doğunca halkın ileri gelenleri, başrahipler ve din âlimleri toplandılar. İsa, bunlardan meydana gelen Yüksek Meclis’in önüne çıkarıldı.
66 Quando amanheceu, alguns líderes dos judeus, alguns chefes dos sacerdotes e alguns mestres da Lei se reuniram. Depois mandaram levar Jesus diante do Conselho Superior .
67 O’na, “Eğer Mesih isen, bize söyle” dediler. İsa şöyle dedi: “Size söylersem bana inanmazsınız.
67 Então lhe disseram: — Diga para nós se você é o Ele respondeu:
68 Size soru sorarsam, cevap vermezsiniz.
68 E, se eu fizer uma pergunta, vocês não vão responder.
69 Fakat bundan böyle İnsanoğlu kadir Allah’ın sağında oturacaktır.”
69 Mas de agora em diante o
70 Hepsi birden, “Yani sen Allah’ın Oğlu musun?” diye sordular. İsa da onlara, “Dediğiniz gibi, ben O’yum” dedi.
70 Aí todos perguntaram: — Então você é o Filho de Deus? Jesus respondeu:
71 “Artık şahide ne ihtiyacımız var? İşte kendi ağzından duyduk!” dediler.
71 E eles disseram: — Não precisamos mais de testemunhas. Nós mesmos ouvimos o que ele disse.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Lucas 22, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.