João 9

Turkish Easy-to-Read Translation (HADI) (TURHADI) vs ARA

Sair da comparação
ARA Almeida Revista e Atualizada 1993
1 İsa yolda yürürken doğuştan kör olan bir adam gördü.
1 Caminhando Jesus, viu um homem cego de nascença.
2 Şakirtleri O’na şunu sordular: “Hocam, bu adam niçin kör doğdu? Buna kimin günahı sebep oldu? Kendisinin mi, yoksa anne babasının mı?”
2 E os seus discípulos perguntaram: Mestre, quem pecou, este ou seus pais, para que nascesse cego?
3 İsa onlara şöyle cevap verdi: “Ne kendisi, ne de anne babası günah işledi. Allah’ın kudreti onun hayatında görülsün diye kör doğdu.
3 Respondeu Jesus: Nem ele pecou, nem seus pais; mas foi para que se manifestem nele as obras de Deus.
4 Beni gönderen Allah’ın işlerini vakit gündüzken yapmalıyız. Gece olunca hiç kimse çalışamaz.
4 É necessário que façamos as obras daquele que me enviou, enquanto é dia; a noite vem, quando ninguém pode trabalhar.
5 Bu dünyada olduğum sürece, dünyanın ışığı Ben’im.”
5 Enquanto estou no mundo, sou a luz do mundo.
6 İsa bunları söyledikten sonra yere tükürdü, tükürüğüyle biraz çamur yaptı, doğuştan kör adamın gözlerine sürdü.
6 Dito isso, cuspiu na terra e, tendo feito lodo com a saliva, aplicou-o aos olhos do cego,
7 Sonra ona, “Git, Şiloah Havuzu’nda yıkan” dedi. Şiloah, ‘gönderilmiş’ anlamına gelir. Adam gidip havuzda yıkandı. Geri döndüğünde gözleri görüyordu.
7 dizendo-lhe: Vai, lava-te no tanque de Siloé (que quer dizer Enviado). Ele foi, lavou-se e voltou vendo.
8 Adamın komşuları ve daha önce dilendiğini görenler, “Bakın! Eskiden şuracıkta oturup dilenen kör adam değil mi bu?” diye sordular.
8 Então, os vizinhos e os que dantes o conheciam de vista, como mendigo, perguntavam: Não é este o que estava assentado pedindo esmolas?
9 İçlerinden bazıları, “Evet, o!” dedi. Bazılarıysa, “Hayır, o değil. Ona benzeyen başka biri” dedi. Adamın kendisi onlara, “Ben oyum” diye karşılık verdi.
9 Uns diziam: É ele. Outros: Não, mas se parece com ele. Ele mesmo, porém, dizia: Sou eu.
10 Bunun üzerine ona sordular, “Nasıl oldu da gözlerin açıldı?”
10 Perguntaram-lhe, pois: Como te foram abertos os olhos?
11 Şöyle cevap verdi: “İsa adındaki adam çamur yapıp gözlerime sürdü; bana, ‘Git, Şiloah Havuzu’nda yıkan’ dedi. Ben de gidip yıkandım ve gözlerim açıldı.”
11 Respondeu ele: O homem chamado Jesus fez lodo, untou-me os olhos e disse-me: Vai ao tanque de Siloé e lava-te. Então, fui, lavei-me e estou vendo.
12 Adama, “Nerede o?” diye sordular. O da, “Bilmiyorum” dedi.
12 Disseram-lhe, pois: Onde está ele? Respondeu: Não sei.
13 Eskiden kör olan adamı Ferisilerin yanına götürdüler.
13 Levaram, pois, aos fariseus o que dantes fora cego.
14 İsa’nın çamur yapıp adamın gözlerini açtığı gün Şabat Günü’ydü.
14 E era sábado o dia em que Jesus fez o lodo e lhe abriu os olhos.
15 Bu yüzden Ferisiler eskiden kör olan adama gözlerinin nasıl açıldığını sordular. Onlara şöyle cevap verdi: “İsa gözlerime çamur sürdü. Sonra yıkandım, artık görebiliyorum.”
15 Então, os fariseus, por sua vez, lhe perguntaram como chegara a ver; ao que lhes respondeu: Aplicou lodo aos meus olhos, lavei-me e estou vendo.
16 Ferisilerden bazıları, “Bu adam Tevrat’ın Şabat Günü’yle ilgili emrini çiğniyor. Allah’tan gelmiş olamaz” dediler. Bazı Ferisiler ise, “Fakat günahkâr biri olsa böyle alâmetleri nasıl yapabilir?” dedi. Böylece Ferisiler ikiye bölündü.
16 Por isso, alguns dos fariseus diziam: Esse homem não é de Deus, porque não guarda o sábado. Diziam outros: Como pode um homem pecador fazer tamanhos sinais? E houve dissensão entre eles.
17 Eskiden kör olan adama dönüp, “Gözlerini açtığına göre sen bu adam hakkında ne diyeceksin?” diye sordular. Adam onlara şöyle cevap verdi: “O bir peygamberdir.”
17 De novo, perguntaram ao cego: Que dizes tu a respeito dele, visto que te abriu os olhos? Que é profeta, respondeu ele.
18 Yahudi önderler bu adamın eskiden kör olduğuna ve şimdi gözlerinin açıldığına inanmadılar. Bu yüzden adamın anne babasını çağırttılar.
18 Não acreditaram os judeus que ele fora cego e que agora via, enquanto não lhe chamaram os pais
19 Onlara, “Bu adam sizin oğlunuz mu? Kör doğduğunu söylüyorsunuz, peki şimdi nasıl oluyor da görüyor?” diye sordular.
19 e os interrogaram: É este o vosso filho, de quem dizeis que nasceu cego? Como, pois, vê agora?
20 Anne babası şöyle cevap verdi: “Bu bizim oğlumuz. Onun doğuştan kör olduğunu biliyoruz.
20 Então, os pais responderam: Sabemos que este é nosso filho e que nasceu cego;
21 Ama nasıl oldu da görmeye başladı, bilmiyoruz. Gözlerini açanın kim olduğunu da bilmiyoruz. Kendisine sorun. Kendisi size cevap verebilecek yaştadır.”
21 mas não sabemos como vê agora; ou quem lhe abriu os olhos também não sabemos. Perguntai a ele, idade tem; falará de si mesmo.
22 Yahudi önderlerden korktukları için böyle konuştular. Çünkü Yahudi önderler, İsa’nın Mesih olduğunu açıkça söyleyen herkesi havra dışı etmeye kararlıydılar.
22 Isto disseram seus pais porque estavam com medo dos judeus; pois estes já haviam assentado que, se alguém confessasse ser Jesus o Cristo, fosse expulso da sinagoga.
23 Anne babanın eskiden kör olan oğulları için, “Kendisi size cevap verebilecek yaştadır” demesinin sebebi buydu.
23 Por isso, é que disseram os pais: Ele idade tem, interrogai-o.
24 Bunun üzerine eskiden kör olan adamı tekrar çağırdılar ve ona şöyle dediler: “Allah’ın hakkı için doğruyu söyle. Biz bu adamın günahkâr olduğunu biliyoruz.”
24 Então, chamaram, pela segunda vez, o homem que fora cego e lhe disseram: Dá glória a Deus; nós sabemos que esse homem é pecador.
25 Adam, “Günahkâr olup olmadığını bilemem. Bildiğim tek şey, eskiden kördüm; şimdiyse görebiliyorum” diye cevap verdi.
25 Ele retrucou: Se é pecador, não sei; uma coisa sei: eu era cego e agora vejo.
26 Ona, “Sana ne yaptı? Gözlerini nasıl açtı?” diye sordular.
26 Perguntaram-lhe, pois: Que te fez ele? como te abriu os olhos?
27 Adam, “Size demin söyledim. Fakat beni dinlemediniz. Şimdi neden tekrar duymak istiyorsunuz? Yoksa siz de mi O’nun şakirdi olmak istiyorsunuz?” diye cevap verdi.
27 Ele lhes respondeu: Já vo-lo disse, e não atendestes; por que quereis ouvir outra vez? Porventura, quereis vós também tornar-vos seus discípulos?
28 Yahudi önderler bunun üzerine adama sövüp dediler ki, “O’nun şakirdi sensin, biz değiliz! Biz Musa’nın şakirtleriyiz.
28 Então, o injuriaram e lhe disseram: Discípulo dele és tu; mas nós somos discípulos de Moisés.
29 Allah’ın Musa’yla konuştuğunu biliyoruz. Fakat bu adamın nereden geldiğini bile bilmiyoruz.”
29 Sabemos que Deus falou a Moisés; mas este nem sabemos donde é.
30 Adam onlara şöyle karşılık verdi: “Hayret! O benim gözlerimi açtı, fakat siz O’nun nereden geldiğini bilmiyorsunuz.
30 Respondeu-lhes o homem: Nisto é de estranhar que vós não saibais donde ele é, e, contudo, me abriu os olhos.
31 Allah günahkârları dinlemez, bunu biliyoruz, fakat kendisine secde eden ve itaat eden kişiyi dinler.
31 Sabemos que Deus não atende a pecadores; mas, pelo contrário, se alguém teme a Deus e pratica a sua vontade, a este atende.
32 Bir kimsenin doğuştan kör bir adamın gözlerini açtığı bugüne kadar hiç duyulmuş mu?
32 Desde que há mundo, jamais se ouviu que alguém tenha aberto os olhos a um cego de nascença.
33 Bu adam Allah’tan olmasaydı, hiçbir şey yapamazdı.”
33 Se este homem não fosse de Deus, nada poderia ter feito.
34 Yahudi önderler buna karşılık, “Sen tamamen günah içinde doğmuş bir adamsın! Sen mi bize ders vereceksin?” dediler; adamı havra dışı ettiler.
34 Mas eles retrucaram: Tu és nascido todo em pecado e nos ensinas a nós? E o expulsaram.
35 İsa, Yahudi önderlerin adamı havra dışı ettiklerini duydu. Onu buldu, “İnsanoğlu’na iman ediyor musun?” diye sordu.
35 Ouvindo Jesus que o tinham expulsado, encontrando-o, lhe perguntou: Crês tu no Filho do Homem?
36 Adam, “Efendim, O kimdir? Söyle de kendisine iman edeyim” dedi.
36 Ele respondeu e disse: Quem é, Senhor, para que eu nele creia?
37 İsa, “Sen O’nu zaten gördün. Şimdi konuştuğun kişi İnsanoğlu’dur” diye cevap verdi.
37 E Jesus lhe disse: Já o tens visto, e é o que fala contigo.
38 Adam, “Evet Rab, iman ediyorum!” dedi ve önünde secde etti.
38 Então, afirmou ele: Creio, Senhor; e o adorou.
39 İsa şöyle dedi: “Ben bu dünyaya hüküm için geldim. Kör olanlar görecek; görenlerse kör olacak.”
39 Prosseguiu Jesus: Eu vim a este mundo para juízo, a fim de que os que não veem vejam, e os que veem se tornem cegos.
40 Oradaki Ferisilerden bazıları İsa’nın bu sözlerini işittiler. O’na, “Yoksa biz de mi körüz?” diye sordular.
40 Alguns dentre os fariseus que estavam perto dele perguntaram-lhe: Acaso, também nós somos cegos?
41 İsa, “Kör olsaydınız günahınız olmazdı; fakat şimdi, ‘Görüyoruz’ dediğiniz için hâlâ günah içindesiniz” dedi.
41 Respondeu-lhes Jesus: Se fôsseis cegos, não teríeis pecado algum; mas, porque agora dizeis: Nós vemos, subsiste o vosso pecado.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar João 9, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.