Judas 1
Turkish Easy-to-Read Translation (HADI) (TURHADI) vs VC
1 İsa Mesih’in kulu ve Yakub’un kardeşi ben Yahuda’dan selam. Ey müminler, semavî Babamız Allah sizi sevdi ve cemaatine davet etti; İsa Mesih’in himayesindesiniz.
1 Judas, servo de Jesus Cristo e irmão de Tiago, aos eleitos bem-amados em Deus Pai e reservados para Jesus Cristo.
2 Size Allah’tan bol bol merhamet, selâmet ve muhabbet dilerim.
2 Que a misericórdia, a paz e o amor se realizem em vós copiosamente.
3 Sevgili dostlarım, müşterek kurtuluşumuz hakkında size yazmayı çok istedim; fakat bunun yerine, Allah’ın müminlere ilk ve son kere emanet ettiği inancı var gücünüzle savunmanızı rica etmeye mecbur oldum.
3 Caríssimos, estando eu muito preocupado em vos escrever a respeito da nossa comum salvação, senti a necessidade de dirigir-vos esta carta para exortar-vos a pelejar pela fé, confiada de uma vez para sempre aos santos.
4 Çünkü aranıza bazı sapkınlar sızdı. Bunlar Allahımız’ın lütfunu sefahate araç ederler; hatta tek Efendimiz ve Rabbimiz İsa Mesih’e sırt çevirmişlerdir. Mahkûmiyetleri çoktan beri mukaddes yazılarda bildirilmiştir.
4 Pois certos homens ímpios se introduziram furtivamente entre nós, os quais desde muito tempo estão destinados para este julgamento; eles transformam em dissolução a graça de nosso Deus e negam Jesus Cristo, nosso único Mestre e Senhor.
5 Bütün bunları bildiğiniz halde yine de hatırlatmak istiyorum: Rab İsrail halkını Mısır esaretinden kurtardı; fakat iman etmeyenleri daha sonra helâk etti.
5 Quisera trazer-vos à memória, embora saibais todas estas coisas: o Senhor, depois de ter salvo o povo da terra do Egito, fez em seguida perecer os incrédulos.
6 Yetkilerinin sınırları içinde kalmayan melekleri de büyük hesap gününe kadar çözülmez zincirlerle bağladı, karanlığa hapsetti. Çünkü kendilerine tahsis edilen yeri terk ettiler.
6 Os anjos que não tinham guardado a dignidade de sua classe, mas abandonado os seus tronos, ele os guardou com laços eternos nas trevas para o julgamento do Grande Dia.
7 Benzer şekilde Sodom, Gomora ve çevre şehirler kendilerini fuhuş ve cinsel sapıklığa teslim ettiler. Ebedî ateşte yanma cezasına çarptırıldılar, herkese ibret oldular.
7 Da mesma forma Sodoma, Gomorra e as cidades circunvizinhas, que praticaram as mesmas impurezas e se entregaram a vícios contra a natureza, jazem lá como exemplo, sofrendo a pena do fogo eterno.
8 Benzer şekilde aranıza sızan sapkınlar da gördükleri düşlere dayanarak Sodom ve Gomora halkı gibi bedenlerini kirletiyorlar; aynı zamanda Rab’bin yetkisini hiçe sayıyorlar, yüce meleklere küfrediyorlar.
8 Assim também estes homens, em seu louco desvario, contaminam igualmente a carne, desprezam a soberania e maldizem as glórias.
9 Oysa Başmelek Mikail bile Musa’nın cesedi hakkında İblis’le çekişip tartışırken İblis’e küfretmedi, onun hakkında hüküm vermeye cesaret edemedi. Sadece, “Seni Rab azarlasın” dedi.
9 Ora, quando o arcanjo Miguel discutia com o demônio e lhe disputava o corpo de Moisés, não ousou fulminar contra ele uma sentença de execração, mas disse somente: Que o próprio Senhor te repreenda!
10 Fakat bu kişiler anlamadıkları her şeye küfrediyorlar. Öte yandan bazı şeyleri anlıyorlar. Ancak akıldan yoksun hayvanlar gibi, içgüdüleriyle hareket ediyorlar; anladıkları şeyleri yerine getirmedikleri için helâk oluyorlar.
10 Estes, porém, falam mal do que ignoram. Encontram eles a sua perdição naquilo que não conhecem, senão de um modo natural, à maneira dos animais destituídos de razão.
11 Vay onların haline! Çünkü katil Kabil’in yolundan giderler. Para uğruna sahte peygamber Balam’ınkine benzer bir sapkınlığa kapılırlar. Musa Peygamber’e kafa tutan Korah’ınkine benzer bir isyanda mahvolurlar.
11 Ai deles, porque andaram pelo caminho de Caim, e por amor do lucro caíram no erro de Balaão e pereceram na revolta de Coré.
12 Sevgi şölenlerinizde sizlerle birlikte pervasızca yiyip içerler. Bu kişiler birer kara lekedir. Yalnızca kendi menfaatlerini gözetirler. Rüzgârın sürüklediği yağmursuz bulutlar gibidirler. Sonbaharda bile meyve vermeyen, kökünden sökülmüş ağaçlara benzerler; böylece iki kez ölü sayılırlar.
12 Esses fazem escândalos nos vossos ágapes. Banqueteiam-se convosco despudoradamente e se saciam a si mesmos. São nuvens sem água, que os ventos levam! Árvores de fim de outono, sem fruto, duas vezes mortas, desarraigadas!
13 Köpüğünü kıyıya savuran denizin azgın dalgaları gibi, ayıplarını çevreye savururlar. Serseri yıldızlar gibidirler. Onları ebedî zifirî karanlık bekliyor.
13 Ondas furiosas do mar, que arrojam as espumas da sua torpeza! Estrelas errantes, para as quais está reservada a escuridão das trevas para toda a eternidade!
14 Adem’den sonra yedinci nesilden olan Hanok Peygamber bu adamlar hakkında şu kehanette bulundu:
14 Também Henoc, que foi o oitavo patriarca depois de Adão, profetizou a respeito deles, dizendo: Eis que veio o Senhor entre milhares de seus santos
15 “Rab herkes hakkında hükmünü vermek için on binlerce mukaddes meleğiyle geliyor. Kâfirler bir sürü kötülük yaptı, imansız günahkârlar Rab’be karşı ağır sözler söylediler. Rab bütün bu şeylerden ötürü hepsinden hesap soracaktır.”
15 para julgar a todos e confundir a todos os ímpios por causa das obras de impiedade que praticaram, e por causa de todas as palavras injuriosas que eles, ímpios, têm proferido contra Deus.
16 Bu kişiler devamlı yakınıp söylenirler; kötü arzularının peşinden giderler. Ağızlarından sadece kibirli sözler çıkar; kendi menfaatleri için başkalarını pohpohlarlar.
16 Estes são murmuradores descontentes, homens que vivem segundo as suas paixões, cuja boca profere palavras soberbas e que admiram os demais por interesse.
17 Size gelince sevgili dostlarım, Efendimiz İsa Mesih’in havarileri tarafından önceden söylenen sözleri hatırlayın.
17 Mas vós, caríssimos, lembrai-vos das palavras que vos foram preditas pelos apóstolos de nosso Senhor Jesus Cristo,
18 Size şunu demişlerdi: “Ahir zamanda Allah’la alay edenler, Allah yolundan sapıp kendi arzularına göre yaşayanlar olacaktır.”
18 os quais vos diziam: No fim dos tempos virão impostores, que viverão segundo as suas ímpias paixões;
19 Bunlar münafık ve nefsanî insanlardır; Mukaddes Ruh’tan mahrumdurlar.
19 homens que semeiam a discórdia, homens sensuais que não têm o Espírito.
20 Size gelince sevgili mümin kardeşlerim, kendinizi son derece mukaddes olan imanınızın temeli üzerinde geliştirin. Mukaddes Ruh’un rehberliğinde dua edin.
20 Mas vós, caríssimos, edificai-vos mutuamente sobre o fundamento da vossa santíssima fé. Orai no Espírito Santo.
21 Allah’ın sizi sevdiğini daima hatırlayın; Efendimiz İsa Mesih’in merhamet edip sizi ebedî hayata kavuşturmasını ümitle bekleyin.
21 Conservai-vos no amor de Deus, aguardando a misericórdia de nosso Senhor Jesus Cristo, para a vida eterna.
22 İman konusunda tereddüt içinde olanlara siz de merhametle davranın.
22 Para com uns exercei a vossa misericórdia, repreendendo-os,
23 Bazılarını yangından kapıp kurtarır gibi, cehenneme atılma tehlikesinden kurtarın. Bazılarına korkuyla merhamet edin. Günahlı bir bedenin lekelediği elbiseden tiksinir gibi, onların kötü hayatlarından etkilenmekten sakının.
23 e salvai-os, arrebatando-os do fogo. Dos demais tende compaixão, repassada de temor, detestando até a túnica manchada pela carne.
24 Allah kadirdir. Sizi düşmekten kurtaracak, lekesiz olarak coşkun bir sevinç içinde huzuruna çıkaracaktır.
24 Àquele, que é poderoso para nos preservar de toda queda e nos apresentar diante de sua glória, imaculados e cheios de alegria,
25 İzzet, haşmet, kudret ve hâkimiyet ezelden ebede kadar Efendimiz İsa Mesih’in vasıtasıyla Kurtarıcımız olan tek Allah’a aittir. Âmin.
25 ao Deus único, Salvador nosso, por Jesus Cristo, Senhor nosso, sejam dadas glória, magnificência, império e poder desde antes de todos os tempos, agora e para sempre. Amém.
Atalhos do teclado
- Capítulo anterior←
- Próximo capítulo→
- Versículo anteriork
- Próximo versículoj
- Limpar seleçãoEsc
- Esta ajuda?
Estude este capítulo no WhatsApp
Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Judas 1, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.