Efésios 4

Turkish Easy-to-Read Translation (HADI) (TURHADI) vs ARA

Sair da comparação
ARA Almeida Revista e Atualizada 1993
1 Rab uğruna hapiste olan ben Pavlus yalvarıyorum; Allah yoluna lâyık yaşayın, çünkü sizi bu yola çağıran O’dur.
1 Rogo-vos, pois, eu, o prisioneiro no Senhor, que andeis de modo digno da vocação a que fostes chamados,
2 Her zaman alçakgönüllü, yumuşak huylu ve sabırlı olun. Birbirinize sevgiyle, hoşgörüyle davranın.
2 com toda a humildade e mansidão, com longanimidade, suportando-vos uns aos outros em amor,
3 Birliğinizi sağlayan Mukaddes Ruh’tur; sizi birbirinize bağlayan selâmet vasıtasıyla bu birliği korumak için elinizden geleni yapın.
3 esforçando-vos diligentemente por preservar a unidade do Espírito no vínculo da paz;
4 Hepimiz bir bedeniz, aynı Mukaddes Ruh’a sahibiz. Allah hepimizi aynı umuda çağırdı.
4 há somente um corpo e um Espírito, como também fostes chamados numa só esperança da vossa vocação;
5 Efendimiz, imanımız, vaftizimiz birdir.
5 há um só Senhor, uma só fé, um só batismo;
6 Hepimizin semavî Babası Allah birdir; O herkesten üstündür, hepimiz vasıtasıyla işini görür ve hepimizin içinde yaşar.
6 um só Deus e Pai de todos, o qual é sobre todos, age por meio de todos e está em todos.
7 Mesih kendi lütfundan her birimize düşen payı verdi.
7 E a graça foi concedida a cada um de nós segundo a proporção do dom de Cristo.
8 Nitekim Zebur’da Mesih hakkında şöyle yazılıdır: “Semaya yükseldi, birçok esiri peşine taktı. İnsanlara hediyeler verdi.”
8 Por isso, diz: Quando ele subiu às alturas, levou cativo o cativeiro e concedeu dons aos homens.
9 Şimdi, “semaya yükseldi” ifadesi ne manaya geliyor? Bu, Mesih ilk önce aşağılara, yani dünyaya indi demektir.
9 Ora, que quer dizer subiu, senão que também havia descido até às regiões inferiores da terra?
10 Her şeyi kemale erdirmek üzere aşağılara inen de, arşın doruğuna çıkan da aynı Mesih’tir.
10 Aquele que desceu é também o mesmo que subiu acima de todos os céus, para encher todas as coisas.
11 O, halkına mevhibeler dağıttı: kimini havari, kimini peygamber tayin etti, kimini kurtuluşu müjdelemekle, kimini cemaati gütmek ve eğitmekle vazifelendirdi.
11 E ele mesmo concedeu uns para apóstolos, outros para profetas, outros para evangelistas e outros para pastores e mestres,
12 Mesih bu mevhibelerle halkını hizmet etmek üzere donatır, bir bedene benzeyen cemaatini geliştirir.
12 com vistas ao aperfeiçoamento dos santos para o desempenho do seu serviço, para a edificação do corpo de Cristo,
13 Nihayet hepimiz Allah’ın semavî Oğlu’na iman etmekle ve O’nu tanımakla birliğe erişeceğiz, mükemmel insanlar olacağız, Mesih’in kemaline eşit bir ruhani olgunluk düzeyine ulaşacağız.
13 até que todos cheguemos à unidade da fé e do pleno conhecimento do Filho de Deus, à perfeita varonilidade, à medida da estatura da plenitude de Cristo,
14 Artık küçük çocuklar gibi olmayacağız. Sapkınlar kurnaz ve hileli yollar kullanarak talimleriyle bizi yoldan saptırmaya çalışabilirler. Fakat biz dalgalarla boğuşan, rüzgârla öteye beriye sürüklenen bir gemi gibi her talimden etkilenmeyeceğiz.
14 para que não mais sejamos como meninos, agitados de um lado para outro e levados ao redor por todo vento de doutrina, pela artimanha dos homens, pela astúcia com que induzem ao erro.
15 Hakikati sevgiyle savunacağız. Böyle yaptığımızda, Mesih’e benzemek üzere her bakımdan gelişeceğiz. Mesih müminler cemaatinin başıdır; bu cemaat tek bedendir.
15 Mas, seguindo a verdade em amor, cresçamos em tudo naquele que é a cabeça, Cristo,
16 Mesih’in önderliğinde beden bütün eklemlerin yardımıyla bir arada tutulur ve ahenkle çalışır. Bedenin her kısmı vazifesini yerine getirirse bütün beden gelişir ve sevgi temelinde büyür.
16 de quem todo o corpo, bem-ajustado e consolidado pelo auxílio de toda junta, segundo a justa cooperação de cada parte, efetua o seu próprio aumento para a edificação de si mesmo em amor.
17 Rab’den aldığım yetkiyle sizi uyarıyorum: Artık putperestler gibi yaşamayın. Böyleleri boş düşüncelere kapılmıştır;
17 Isto, portanto, digo e no Senhor testifico que não mais andeis como também andam os gentios, na vaidade dos seus próprios pensamentos,
18 zihinlerini karanlık bürümüştür. Cahil ve inatçı oldukları için Allah’ın verdiği hayattan mahrum kalırlar.
18 obscurecidos de entendimento, alheios à vida de Deus por causa da ignorância em que vivem, pela dureza do seu coração,
19 Utanma nedir bilmezler; şehvet düşkünüdürler, doymaz bir iştahla kirli emellerini gerçekleştirirler.
19 os quais, tendo-se tornado insensíveis, se entregaram à dissolução para, com avidez, cometerem toda sorte de impureza.
20 Fakat sizin Mesih’ten öğrendiğiniz hayat tarzı bu değildir.
20 Mas não foi assim que aprendestes a Cristo,
21 O’nun sözünü dinlediğinizden, O’nun yolunda eğitildiğinizden şüphem yoktur. Nitekim hak yolu İsa’dadır.
21 se é que, de fato, o tendes ouvido e nele fostes instruídos, segundo é a verdade em Jesus,
22 Bu sebeple eski tabiatınızı üzerinizden sıyırıp atın. Önceki hayatınıza ait olan bu tabiat, aldatıcı ihtiraslar yüzünden yozlaşmıştı.
22 no sentido de que, quanto ao trato passado, vos despojeis do velho homem, que se corrompe segundo as concupiscências do engano,
23 Zihnen ve ruhen yenilenmelisiniz.
23 e vos renoveis no espírito do vosso entendimento,
24 Allah sizi kendisine benzemek üzere yarattı; bu sebeple yeni tabiatı kuşanmalısınız. Böylece hakikaten sâlih ve Allah’a vakfolmuş kişiler olursunuz.
24 e vos revistais do novo homem, criado segundo Deus, em justiça e retidão procedentes da verdade.
25 Artık yalan söylemeyi bırakın! Birbirinize doğruları söyleyin. Çünkü hepimiz aynı bedenin azalarıyız.
25 Por isso, deixando a mentira, fale cada um a verdade com o seu próximo, porque somos membros uns dos outros.
26 Öfkeniz sizi günaha sürüklemesin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın.
26 Irai-vos e não pequeis; não se ponha o sol sobre a vossa ira,
27 Şeytan’ın sizi aldatmasına fırsat vermeyin.
27 nem deis lugar ao diabo.
28 Hırsızlık yapanlar artık bundan vazgeçsinler! Bunun yerine, emek verip dürüst işler yapsınlar; çalışarak yoksullara yardım etsinler.
28 Aquele que furtava não furte mais; antes, trabalhe, fazendo com as próprias mãos o que é bom, para que tenha com que acudir ao necessitado.
29 Ağzınızdan hiç kötü söz çıkmasın, ihtiyaca göre başkalarının imanını geliştiren, işitenlere faydalı olan sözler söyleyin.
29 Não saia da vossa boca nenhuma palavra torpe, e sim unicamente a que for boa para edificação, conforme a necessidade, e, assim, transmita graça aos que ouvem.
30 Yaptıklarınızla Allah’ın Mukaddes Ruhu’nu kederlendirmeyin; çünkü nihai kurtuluşa ereceğiniz güne kadar bu Ruh’la mühürlüsünüz.
30 E não entristeçais o Espírito de Deus, no qual fostes selados para o dia da redenção.
31 Kin, öfke, kızgınlık, ağız kavgası, iftira ve her türlü kötülük sizden ırak olsun.
31 Longe de vós, toda amargura, e cólera, e ira, e gritaria, e blasfêmias, e bem assim toda malícia.
32 Birbirinize karşı nazik, şefkatli olun. Allah sizi Mesih sayesinde nasıl affettiyse, siz de birbirinizi öyle affedin.
32 Antes, sede uns para com os outros benignos, compassivos, perdoando-vos uns aos outros, como também Deus, em Cristo, vos perdoou.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Efésios 4, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.