Atos 17

Turkish Easy-to-Read Translation (HADI) (TURHADI) vs NTLH

Sair da comparação
NTLH Nova Tradução na Linguagem de Hoje 2000
1 Pavlus ve Silas, Amfipolis ve Apollonya şehirlerinden geçerek Selânik’e geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.
1 Paulo e Silas passaram pelas cidades de Anfípolis e Apolônia e chegaram a Tessalônica, onde havia uma sinagoga .
2 Pavlus, her zamanki gibi, ibadet için onlara katıldı;
2 Conforme o seu costume, Paulo foi lá e nos três sábados seguintes falou sobre as Escrituras Sagradas com as pessoas que estavam ali na sinagoga.
3 üst üste üç Şabat Günü onlarla Tevrat üzerinde tartıştı, Tevrat’ı tefsir etti. Mesih’in acı çekmesi ve ölümden dirilmesi gerektiğini gösterdi. ‘Sizlere duyurmakta olduğum bu İsa, Mesih’tir’ dedi.
3 Paulo lhes explicava e provava que o Messias precisava sofrer e que, depois de morrer, tinha de ressuscitar. Ele dizia: — Este Jesus que estou anunciando a vocês é o Messias.
4 Yahudilerin bazıları, Allah’a ibadet eden bir sürü Grek ve ileri gelen birçok kadın da ikna oldular ve Pavlus’la Silas’a katıldılar.
4 Paulo e Silas conseguiram convencer disso algumas daquelas pessoas, as quais se juntaram a eles. Um grande número de não judeus convertidos ao Judaísmo e muitas senhoras da alta sociedade também se juntaram ao grupo.
5 Fakat inanmayan Yahudiler bunu kıskandı. Pazaryerinden bazı kötü insanları topladılar. Bir güruh oluşturup şehirde kargaşalık çıkarttılar. Yason’un evine saldırdılar. Çünkü Pavlus ile Silas orada kalıyordu. Onları halkın önüne çıkarıp yargılamak istiyorlardı.
5 Mas os judeus ficaram com inveja. Eles foram buscar alguns homens maus entre os malandros das ruas e formaram um grupo de desordeiros. Estes fizeram muita confusão na cidade e atacaram a casa de Jasão, procurando Paulo e Silas a fim de os levar para o meio do povo.
6 Onları bulamayınca Yason’la bazı müminleri şehrin ileri gelenlerinin önüne sürüklediler. “Bu insanlar dünyayı altüst ettiler, şimdi de buraya geldiler.
6 Mas, como não os encontraram, levaram à força Jasão e alguns outros irmãos até a presença das autoridades da cidade, gritando: — Aqueles homens têm provocado desordens em todos os lugares! Agora chegaram até a nossa cidade,
7 Yason onları evine aldı. Onların hepsi imparatorun emirlerine karşı geliyorlar. İsa adında başka bir kral olduğunu söylüyorlar” diye bağırdılar.
7 e Jasão os hospedou na casa dele. Eles estão desobedecendo às leis do Imperador romano, dizendo que existe outro rei, chamado Jesus.
8 Kalabalık ve şehir yöneticileri bunu duyunca telaşlandılar.
8 Tanto a multidão como as autoridades ficaram agitadas quando ouviram essas palavras.
9 Sonunda Yason ve diğerlerini kefaletle serbest bıraktılar.
9 E as autoridades soltaram Jasão e os outros, depois que eles pagaram a quantia exigida para isso.
10 Müminler hemen o gece Pavlus’la Silas’ı Veriya şehrine gönderdiler. Pavlus ile Silas oraya varınca havraya gittiler.
10 Logo que anoiteceu, os irmãos enviaram Paulo e Silas para a cidade de Bereia. Quando chegaram lá, eles foram à sinagoga .
11 Veriya’daki Yahudiler Selânik’tekilerden daha açık fikirliydi. Allah’ın kelâmını büyük ilgiyle karşıladılar. Her gün Tevrat’ı okuyorlardı. İşittiklerinin doğru olup olmadığını araştırıyorlardı.
11 As pessoas dali eram mais bem-educadas do que as de Tessalônica e ouviam a mensagem com muito interesse. Todos os dias estudavam as Escrituras Sagradas para saber se o que Paulo dizia era mesmo verdade.
12 Sonuçta birçok Yahudi ve çok sayıda itibarlı Grek kadın ve erkek iman etti.
12 Assim muitos judeus naquela cidade creram, e também não judeus, tanto mulheres da alta sociedade como também muitos homens.
13 Pavlus Veriya’da da Allah’ın kelâmını vazetti. Selanikli Yahudiler bunu duyunca oraya da geldiler ve halkı Pavlus’a karşı kışkırtıp galeyana getirdiler.
13 Mas, quando os judeus de Tessalônica souberam que Paulo tinha anunciado a palavra de Deus também em Bereia, foram até lá e começaram a agitar e atiçar o povo contra eles.
14 Müminler Pavlus’u hemen deniz kıyısına yolladılar. Silas ile Timoteos ise Veriya’da kaldılar.
14 Então os irmãos enviaram Paulo imediatamente para o litoral; porém Silas e Timóteo ficaram em Bereia.
15 Pavlus’a refakat edenler onu Atina’ya kadar götürdüler, onu orada bıraktılar. Pavlus onlara talimatlar verdi; Silas’la Timoteos’u bir an önce yanına göndermelerini istedi. Onlar da Veriya’ya geri döndüler.
15 Os irmãos que protegiam Paulo o levaram até a cidade de Atenas. Depois voltaram para Bereia, levando um recado de Paulo; ele pedia que Silas e Timóteo fossem encontrá-lo em Atenas o mais depressa possível.
16 Pavlus, Silas’la Timoteos’u Atina’da bekledi. Bu arada şehrin putlarla dolu olduğunu gördü; yüreği burkuldu.
16 Enquanto estava esperando Silas e Timóteo em Atenas, Paulo ficou revoltado ao ver a cidade tão cheia de ídolos.
17 Bu sebeple havrada Yahudilerle ve Allah’a ibadet eden yabancılarla görüşüp tartıştı. Ayrıca her gün pazaryerine gidip karşılaştığı insanlarla konuştu.
17 Ele ia para a sinagoga e ali falava com os judeus e com os não judeus convertidos ao Judaísmo. E todos os dias, na praça pública, ele falava com as pessoas que se encontravam ali.
18 Bazı Epikürcü ve Stoacı filozoflar onunla atışmaya başladılar. Bazıları, “Bu lafebesi ne demek istiyor?” diye sordu. Bazıları da, “Galiba yabancı ilâhların tellallığını yapıyor” dedi. Çünkü Pavlus, İsa’yla ve dirilişle ilgili haberi duyuruyordu.
18 Alguns professores epicureus e alguns estoicos discutiam com ele e perguntavam: — O que é que esse ignorante está querendo dizer? Outros comentavam: — Parece que ele está falando de deuses estrangeiros. Diziam isso porque Paulo estava anunciando Jesus e a ressurreição .
19 Onlar Pavlus’u alıp Atina Meclisi’nin toplandığı Ares Tepesi’ne götürdüler. Ona, “Vazettiğin bu yeni konular nedir, açıklar mısın?” diye sordular.
19 Então eles o levaram a uma reunião da Câmara Municipal e disseram: — Gostaríamos de saber que novo ensinamento é esse que você está trazendo para nós.
20 “Kulağımıza yabancı gelen şeylerden bahsediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek istiyoruz” dediler.
20 Pois você diz algumas coisas que nos parecem esquisitas, e nós gostaríamos de saber o que elas querem dizer.
21 Bütün Atinalılar ve şehirde yaşayan yabancılar, yeni fikirleri dinleyip tartışmayı severlerdi. Bütün vakitlerini bu şekilde geçirirlerdi.
21 É que todos os moradores de Atenas e os estrangeiros que viviam ali gostavam de passar o tempo contando e ouvindo as últimas novidades.
22 Pavlus, Ares Tepesi Meclisi’nin huzuruna çıktı; şunları söyledi: “Ey Atinalılar, her bakımdan çok dindar olduğunuzu görüyorum.
22 Então Paulo ficou de pé diante deles, na reunião da Câmara Municipal, e disse: — Atenienses! Vejo que em todas as coisas vocês são muito religiosos.
23 Şehrinizi dolaştım. İbadet ettiğiniz şeyleri incelerken üzerinde, ‘Meçhul İlâha’ diye yazılmış bir sunağa bile rastladım. Bilmeden ibadet ettiğiniz bu ilâhı ben size tanıtayım.
23 De fato, quando eu estava andando pela cidade e olhava os lugares onde vocês adoram os seus deuses, encontrei um altar em que está escrito: “ Ao Deus Desconhecido ”. Pois esse Deus que vocês adoram sem conhecer é justamente aquele que eu estou anunciando a vocês.
24 “O, dünyayı ve içindeki her şeyi yaratan Allah’tır. O, yeryüzünün ve göğün Efendisi’dir. İnsan eliyle yapılmış mabetlerde oturmaz.
24 — Deus, que fez o mundo e tudo o que nele existe, é o Senhor do céu e da terra e não mora em templos feitos por seres humanos.
25 O’nun bir şey yapmak için insanın yardımına ihtiyacı yoktur. Herkese hayat, nefes ve her şeyi veren O’dur.
25 E também não precisa que façam nada por ele, pois é ele mesmo quem dá a todos vida, respiração e tudo mais.
26 Allah, tek insandan bütün halkları yarattı ve onları yeryüzünün her yanına yerleştirdi. Halkların sürelerini ve yerleşecekleri bölgelerin sınırlarını önceden tespit etti.
26 De um só homem ele criou todas as raças humanas para viverem na terra. Antes de criar os povos, Deus marcou para eles os lugares onde iriam morar e quanto tempo ficariam lá.
27 Bunu, insanlar kendisini arasın ve el yordamıyla bulabilsin diye yaptı. Aslında Allah hiçbirimizden uzak değildir.
27 Ele fez isso para que todos pudessem procurá-lo e talvez encontrá-lo, embora ele não esteja longe de cada um de nós.
28 ‘O’nda yaşarız, O’nda hareket ederiz, O’nda varız.’ Bazı şairleriniz de şöyle der: ‘Biz de O’nun soyundanız.’
28 Porque, como alguém disse: “Nele vivemos, nos movemos e existimos.” E alguns dos poetas de vocês disseram: “Nós também somos filhos dele.”
29 “Allah’ın soyundan olduğumuz için ilâhî cevheri altın, gümüş, ya da taştan bir nesneymiş gibi düşünmemeliyiz. O, insan sanatı ve hayal gücüyle yaratılmış bir şey değildir.
29 E, já que somos filhos dele, não devemos pensar que Deus é parecido com um ídolo de ouro, de prata ou de pedra, feito pela arte e habilidade das pessoas.
30 Allah, geçmiş çağlardaki cahilliklere göz yumdu; fakat şimdi her yerde insanlara tövbe etmelerini emrediyor.
30 No passado Deus não levou em conta essa ignorância. Mas agora ele manda que todas as pessoas, em todos os lugares, se arrependam dos seus pecados.
31 Çünkü dünyaya hükmedeceği günü tespit etti. Bunu tayin ettiği Kişi vasıtasıyla adaletle yapacaktır. Bu Kişi’yi ölümden diriltmekle bunu herkese ispatlamıştır.”
31 Pois ele marcou o dia em que vai julgar o mundo com justiça, por meio de um homem que escolheu. E deu prova disso a todos quando ressuscitou esse homem.
32 Ölülerin dirilişinden söz edildiğini duyan meclis üyeleri alay etti. Bazıları da, “Seni bu konuda bir daha dinlemek isteriz” dedi.
32 Quando ouviram Paulo falar a respeito de ressurreição, alguns zombaram dele, mas outros disseram: — Em outra ocasião queremos ouvir você falar sobre este assunto.
33 Bunun üzerine Pavlus meclisten ayrıldı.
33 Então Paulo foi embora dali.
34 Birkaç kişi ona katıldı ve iman etti. Bunların arasında meclis üyesi Dionisios, Damaris adında bir kadın ve birkaç kişi daha vardı.
34 Mas algumas pessoas creram e se juntaram a ele. Entre essas estavam Dionísio, que era membro da Câmara Municipal, uma mulher chamada Dâmaris e mais outras pessoas.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Atos 17, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.