Atos 13

Turkish Easy-to-Read Translation (HADI) (TURHADI) vs ARC

Sair da comparação
ARC Almeida Revista e Corrigida 2009
1 Antakya’daki cemaatte bazı peygamberler ve vaizler vardı. Bunlar Barnaba, Zenci Şimon, Kireneli Lukius, bölge kralı Hirodes’in sütkardeşi Menahem ve Saul’du.
1 Na igreja que estava em Antioquia havia alguns profetas e doutores, a saber: Barnabé, e Simeão, chamado Níger, e Lúcio, cireneu, e Manaém, que fora criado com Herodes, o tetrarca, e Saulo.
2 Rab’be ibadet edip oruç tutarlarken Mukaddes Ruh şöyle dedi: “Barnaba’yla Saul’u özel bir hizmete çağırdım, onları bana ayırın.”
2 E, servindo eles ao Senhor e jejuando, disse o Espírito Santo: Apartai-me a Barnabé e a Saulo para a obra a que os tenho chamado.
3 Böylece oruç tuttular ve dua ettiler. Sonra Barnaba’yla Saul’u takdis edip yolcu ettiler.
3 Então, jejuando, e orando, e pondo sobre eles as mãos, os despediram.
4 Mukaddes Ruh tarafından yola çıkarılan Barnaba ve Saul, Selefkiye şehrine gittiler. Oradan da gemiyle Kıbrıs’a geçtiler.
4 E assim estes, enviados pelo Espírito Santo, desceram a Selêucia e dali navegaram para Chipre.
5 Salamis şehrine varınca Yahudi havralarında Allah’ın kelâmını vazettiler. Yardımcı olarak Yuhanna Markos da onlarla birlikteydi.
5 E, chegados a Salamina, anunciavam a palavra de Deus nas sinagogas dos judeus; e tinham também a João como cooperador.
6 Adayı baştanbaşa geçerek Baf şehrine kadar geldiler. Orada büyücü ve sahte peygamber Baryeşu adında bir Yahudi’yle karşılaştılar.
6 E, havendo atravessado a ilha até Pafos, acharam um certo judeu, mágico, falso profeta, chamado Barjesus,
7 Baryeşu, adanın valisi Sergius Pavlus’a yakın biriydi. Sergius Pavlus akıllı bir adamdı. Barnaba’yla Saul’u çağırttı ve Allah’ın kelâmını dinlemek istedi.
7 o qual estava com o procônsul Sérgio Paulo, varão prudente. Este, chamando a si Barnabé e Saulo, procurava muito ouvir a palavra de Deus.
8 Fakat kendisine ‘Elimas’, yani büyücü dedirten Baryeşu, onlara karşı koydu. Valiyi iman etmekten caydırmaya çalıştı.
8 Mas resistia-lhes Elimas, o encantador (porque assim se interpreta o seu nome), procurando apartar da fé o procônsul.
9 Fakat Saul, yani Pavlus, Mukaddes Ruh’la dolu olarak gözlerini Elimas’a dikti.
9 Todavia, Saulo, que também se chama Paulo, cheio do Espírito Santo e fixando os olhos nele, disse:
10 Şöyle dedi: “Ey İblisin oğlu! Sen her türlü hile ve sahtekârlıkla dolusun; doğru olan her şeyin düşmanısın. Rab’bin doğru yolunu eğri göstermekten vazgeçmeyecek misin?
10 Ó filho do diabo, cheio de todo o engano e de toda a malícia, inimigo de toda a justiça, não cessarás de perturbar os retos caminhos do Senhor?
11 İşte şimdi Rab cezanı verecek: kör olacaksın, bir süre gün ışığını göremeyeceksin.” Birdenbire Elimas’ın üzerine bir sis, bir karanlık çöktü. Etrafında elinden tutup kendisine yol gösterecek birilerini aramaya başladı.
11 Eis aí, pois, agora, contra ti a mão do Senhor, e ficarás cego, sem ver o sol por algum tempo. No mesmo instante, a escuridão e as trevas caíram sobre ele, e, andando à roda, buscava a quem o guiasse pela mão.
12 Olanları gören vali, Rab hakkında öğretilenlere hayran kaldı ve iman etti.
12 Então, o procônsul, vendo o que havia acontecido, creu, maravilhado da doutrina do Senhor.
13 Pavlus ve beraberindekiler Baf’tan denize açıldılar. Pamfilya bölgesindeki Perge şehrine geldiler. Yuhanna onları orada bırakıp Kudüs’e döndü.
13 E, partindo de Pafos, Paulo e os que estavam com ele chegaram a Perge, da Panfília. Mas João, apartando-se deles, voltou para Jerusalém.
14 Pavlus ve Barnaba Perge’den yollarına devam ettiler ve Pisidya Antakyası isimli şehre vardılar. Şabat Günü havraya gittiler.
14 E eles, saindo de Perge, chegaram a Antioquia da Pisídia e, entrando na sinagoga, num dia de sábado, assentaram-se.
15 Tevrat ve peygamberlerin yazılarından parçalar okunduktan sonra, havranın önderleri onlara, “Kardeşler, cemaate vaaz etmek istiyorsanız, buyurun gelin” dediler.
15 E, depois da lição da Lei e dos Profetas, lhes mandaram dizer os principais da sinagoga: Varões irmãos, se tendes alguma palavra de consolação para o povo, falai.
16 Pavlus ayağa kalktı, cemaatin dikkatini çekmek için bir el işareti yaptı; sonra şöyle dedi: “İsrailli soydaşlarım ve Allah’tan korkan yabancılar, dinleyin.
16 E, levantando-se Paulo e pedindo silêncio com a mão, disse: Varões israelitas e os que temeis a Deus, ouvi:
17 Biz İsraillilerin ibadet ettiği Allah atalarımızı kayırdı. Onlar Mısır’da yabancı olarak yaşadılar. Fakat Allah onları bu süre içinde büyük bir halk yaptı. Sonra güçlü eliyle onları Mısır’dan çıkardı.
17 O Deus deste povo de Israel escolheu a nossos pais e exaltou o povo, sendo eles estrangeiros na terra do Egito; e com braço poderoso o tirou dela;
18 Yaklaşık kırk yıl boyunca çölde onlara katlandı.
18 e suportou os seus costumes no deserto por espaço de quase quarenta anos.
19 Kenan diyarındaki yedi halkı ortadan kaldırdı ve onların topraklarını İsrail halkına miras olarak verdi.
19 E, destruindo a sete nações na terra de Canaã, deu-lhes por sorte a terra deles.
20 Bütün bunlar yaklaşık dört yüz elli yıl sürdü. “Bundan sonra Allah peygamber Samuel’in zamanına kadar onlara önderler yetiştirdi.
20 E, depois disto, por quase quatrocentos e cinquenta anos, lhes deu juízes, até ao profeta Samuel.
21 Fakat halk bir kral istedi. Allah onlara Benyamin aşiretinden Kiş oğlu Saul’u kral yaptı. Samuel ve Saul kırk yıl hüküm sürdü.
21 E, depois, pediram um rei, e Deus lhes deu, por quarenta anos, a Saul, filho de Quis, varão da tribo de Benjamim.
22 Sonra Allah Saul’u tahttan indirdi, Davud’u kral yaptı. Onunla ilgili şahitlikte bulundu: ‘İşay oğlu Davud’u gönlüme uygun bir adam olarak gördüm. O her istediğimi yapar.’
22 E, quando este foi retirado, lhes levantou como rei a Davi, ao qual também deu testemunho e disse: Achei a Davi, filho de Jessé, varão conforme o meu coração, que executará toda a minha vontade.
23 Allah vaadini yerine getirdi, Davud’un soyundan İsrail’e bir kurtarıcı, yani İsa’yı gönderdi.
23 Da descendência deste, conforme a promessa, levantou Deus a Jesus para Salvador de Israel,
24 İsa’nın gelişinden önce Yahya bütün İsrail halkını tövbe edip vaftiz olmaya çağırdı.
24 tendo primeiramente João, antes da vinda dele, pregado a todo o povo de Israel o batismo do arrependimento.
25 Yahya vazifesini tamamladı ve şöyle dedi: ‘Benim kim olduğumu sanıyorsunuz? Ben Mesih değilim. Fakat O benden sonra geliyor. Ben O’nun çarığının bağını çözmeye lâyık değilim.’
25 Mas João, quando completava a carreira, disse: Quem pensais vós que eu sou? Eu não sou o Cristo ; mas eis que após mim vem aquele a quem não sou digno de desatar as sandálias dos pés.
26 “Kardeşler, İbrahim’in soyundan gelenler ve Allah’tan korkan yabancılar, bu kurtuluş haberi bize verildi.
26 Varões irmãos, filhos da geração de Abraão, e os que dentre vós temem a Deus, a vós vos é enviada a palavra desta salvação.
27 Kudüs’te yaşayanlar ve onların ileri gelenleri İsa’nın kim olduğunu anlamadılar. Her Şabat Günü okunan peygamberlerin sözlerini anlamadılar. Böylece İsa’yı mahkûm ederek bu sözleri yerine getirmiş oldular.
27 Por não terem conhecido a este, os que habitavam em Jerusalém e os seus príncipes, condenaram-no, cumprindo assim as vozes dos profetas que se leem todos os sábados.
28 Ölüm cezasını gerektiren bir suç işlememişti; fakat Pilatus’tan O’nun idamını istediler.
28 E, embora não achassem alguma causa de morte, pediram a Pilatos que ele fosse morto.
29 O’nunla ilgili yazılanları yerine getirdikten sonra O’nu çarmıhtan indirdiler ve mezara koydular.
29 E, havendo eles cumprido todas as coisas que dele estavam escritas, tirando- o do madeiro, o puseram na sepultura.
30 Fakat Allah O’nu ölümden diriltti.
30 Mas Deus o ressuscitou dos mortos.
31 İsa, Celile Bölgesi’nden Kudüs’e gelen şakirtlere günlerce göründü. Bu kişiler şimdi halka O’nun şahitliğini yapıyorlar.
31 E ele, por muitos dias, foi visto pelos que subiram com ele da Galileia a Jerusalém, e são suas testemunhas para com o povo.
32 “Biz de size bu müjdeyi getiriyoruz: Allah atalarımıza verdiği vaadi, onların torunları olan bizler için yerine getirdi. İsa’yı ölümden diriltti. İkinci Mezmur’da da yazıldığı gibi: ‘Sen benim oğlumsun, bugün ben sana Baba oldum.’
32 E nós vos anunciamos que a promessa que foi feita aos pais, Deus a cumpriu a nós, seus filhos, ressuscitando a Jesus,
33 “Biz de size bu müjdeyi getiriyoruz: Allah atalarımıza verdiği vaadi, onların torunları olan bizler için yerine getirdi. İsa’yı ölümden diriltti. İkinci Mezmur’da da yazıldığı gibi: ‘Sen benim oğlumsun, bugün ben sana Baba oldum.’
33 como também está escrito no Salmo segundo: Meu filho és tu; hoje te gerei.
34 “Allah İsa’yı asla çürümemek üzere ölümden dirilttiğini şöyle belirtmiştir: ‘Davud’a vaat ettiğim mukaddes nimetleri size vereceğim.’
34 E que o ressuscitaria dos mortos, para nunca mais tornar à corrupção, disse- o assim: As santas e fiéis bênçãos de Davi vos darei.
35 “Başka bir Mezmur’da da şöyle der: ‘Sadık kulunu mezarda çürümeye bırakmayacaksın.’
35 Pelo que também em outro Salmo diz: Não permitirás que o teu Santo veja corrupção.
36 “Davud yaşadığı çağda Allah’ın amacına hizmet etti. Sonra hayata gözlerini kapadı, atalarının yanına gömüldü ve mezarda çürüyüp gitti.
36 Porque, na verdade, tendo Davi, no seu tempo, servido conforme a vontade de Deus, dormiu, e foi posto junto de seus pais, e viu a corrupção.
37 Fakat İsa Mesih mezarda çürümedi; Allah O’nu ölümden diriltti.
37 Mas aquele a quem Deus ressuscitou nenhuma corrupção viu.
38 Kardeşler, şunu bilin, insanların günahları İsa sayesinde bağışlanacak. Musa’ya verilen şeriat sizi günahlarınızdan temizleyemez.
38 Seja-vos, pois, notório, varões irmãos, que por este se vos anuncia a remissão dos pecados.
39 Fakat iman eden herkes İsa vasıtasıyla bütün günahlarından temizlenir.
39 E de tudo o que, pela lei de Moisés, não pudestes ser justificados, por ele é justificado todo aquele que crê.
40 Dikkat edin, peygamberlerin söyledikleri sizin başınıza gelmesin:
40 Vede, pois, que não venha sobre vós o que está dito nos profetas:
41 ‘Bakın, ey alaycılar, şaşkına dönün ve yok olun! Gününüzde öyle bir şey yapıyorum ki, biri size anlatsa inanmazsınız.’”
41 Vede, ó desprezadores, e espantai-vos e desaparecei; porque opero uma obra em vossos dias, obra tal que não crereis se alguém vo-la contar.
42 Pavlus’la Barnaba havradan ayrılırken halk onları bir sonraki Şabat Günü vaaz etmeye davet etti. Aynı konulardan bahsetmelerini istiyorlardı.
42 E, saídos os judeus da sinagoga, os gentios rogaram que no sábado seguinte lhes fossem ditas as mesmas coisas.
43 Havra cemaati dağılınca Yahudilerin ve Yahudi dinine dönüp Allah’a ibadet edenlerin birçoğu Pavlus’la Barnaba’ya katıldı. Pavlus’la Barnaba onlarla konuşup devamlı Allah’ın lütfu altında yaşamaya teşvik ettiler.
43 E, despedida a sinagoga, muitos dos judeus e dos prosélitos religiosos seguiram Paulo e Barnabé, os quais, falando-lhes, os exortavam a que permanecessem na graça de Deus.
44 Bir sonraki Şabat Günü neredeyse bütün şehir ahalisi Rab’bin kelâmını dinlemek için toplanmıştı.
44 E, no sábado seguinte, ajuntou-se quase toda a cidade a ouvir a palavra de Deus.
45 Yahudiler kalabalığı görünce çok kıskandılar. Pavlus’a hakaret ettiler, söylediklerine karşı çıktılar.
45 Então, os judeus, vendo a multidão, encheram-se de inveja e, blasfemando, contradiziam o que Paulo dizia.
46 Fakat Pavlus ve Barnaba cesaretle karşılık verdiler: “Allah’ın kelâmını önce size bildirmemiz gerekiyordu. Fakat siz onu reddettiniz ve kendinizi ebedî hayata lâyık görmediniz. İşte bundan dolayı biz şimdi öteki halklara gidiyoruz.
46 Mas Paulo e Barnabé, usando de ousadia, disseram: Era mister que a vós se vos pregasse primeiro a palavra de Deus; mas, visto que a rejeitais, e vos não julgais dignos da vida eterna, eis que nos voltamos para os gentios.
47 Çünkü Rab bize şöyle emretmiştir: ‘Seni öteki halklara nur yaptım; öyle ki, dünyanın dört bucağına kurtuluş götüresin.’”
47 Porque o Senhor assim no-lo mandou: Eu te pus para luz dos gentios, para que sejas de salvação até aos confins da terra.
48 Öteki halklardan olanlar bunu duyunca sevindiler ve Rab’bin kelâmını yücelttiler. Birçokları iman etti. Bunlar ebedî hayata kavuşmak için tayin edilenlerdir.
48 E os gentios, ouvindo isto, alegraram-se e glorificavam a palavra do Senhor, e creram todos quantos estavam ordenados para a vida eterna.
49 Böylece Rab’bin kelâmı bütün bölgede yayıldı.
49 E a palavra do Senhor se divulgava por toda aquela província.
50 Fakat Yahudiler dindar ve muteber kadınları ve şehrin ileri gelen erkeklerini galeyana getirdiler, Pavlus’la Barnaba’ya karşı bir baskı hareketi başlatıp onları bölgenin dışına attılar.
50 Mas os judeus incitaram algumas mulheres religiosas e honestas, e os principais da cidade, e levantaram perseguição contra Paulo e Barnabé, e os lançaram fora dos seus limites.
51 Pavlus’la Barnaba onlara ikaz olsun diye ayaklarının tozunu silktiler ve Konya’ya gittiler.
51 Sacudindo, porém, contra eles o pó dos pés, partiram para Icônio.
52 Pisidya Antakyası’ndaki şakirtler ise sevinçle ve Mukaddes Ruh’la doluydu.
52 E os discípulos estavam cheios de alegria e do Espírito Santo.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Atos 13, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.