2 Coríntios 8

Turkish Easy-to-Read Translation (HADI) (TURHADI) vs NAA

Sair da comparação
NAA Nova Almeida Atualizada 2017
1 Kardeşler, şimdi Allah’ın Makedonya’daki mümin cemaatlere nasıl lütfettiğini anlatmak istiyoruz.
1 Também, irmãos, queremos que estejam informados a respeito da graça de Deus que foi concedida às igrejas da Macedônia.
2 Büyük sıkıntılardan geçtiler. Yine de sevinçle dolup taştılar. Son derece yoksul oldukları halde büyük bir cömertlikle bağışta bulundular.
2 Porque, no meio de muita prova de tribulação, manifestaram abundância de alegria, e a profunda pobreza deles transbordou em grande riqueza de generosidade.
3 Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını gönül rızasıyla verdiler. Buna şahit oldum.
3 Porque posso testemunhar que, na medida de suas posses e mesmo acima delas, eles contribuíram de forma voluntária,
4 Hatta Yahudiye’deki müminlere yapılacak yardıma katılmalarına müsaade etmemiz için bize yalvarıp yakardılar.
4 pedindo-nos, com insistência, a graça de participarem dessa assistência aos santos.
5 Umduğumuzdan da fazlasını yaptılar. Kendilerini önce Rab’be, sonra bize teslim ettiler. Allah’ın istediği de işte budur.
5 E não somente fizeram como nós esperávamos, mas, pela vontade de Deus, deram a si mesmos, primeiro ao Senhor, depois a nós.
6 Titus lütfettiğiniz bu bağışı toplama hizmetine başlamıştı. Şimdi bitirsin diye rica ettik.
6 Isto nos levou a recomendar a Tito que, assim como havia começado, também completasse esta graça entre vocês.
7 Her alanda, yani imanda, hitabette, ilim irfanda, yardımseverlikte, bizi sevmekte ziyadesiyle ilerlediniz. Şimdi lütfettiğiniz bu bağış hizmetinde de en önde olmaya bakın.
7 Mas como em tudo vocês manifestam abundância — na fé, na palavra, no saber, em toda dedicação e em nosso amor por vocês —, esperamos que também nesta graça vocês manifestem abundância.
8 Size bağış yapın diye emretmiyorum. Başkalarının buna ne kadar istekli olduğunu görmenizi ve bu vesileyle sevginizin içtenliğini ispatlamanızı istiyorum.
8 Não digo isto na forma de mandamento, mas para provar se o amor de vocês é sincero, comparando-o com a dedicação de outros.
9 Efendimiz İsa Mesih’in lütfunu biliyorsunuz. O, bütün semavî zenginliğini bırakıp uğrunuza yoksul oldu. Siz O’nun yoksulluğu sayesinde zengin olasınız diye böyle yaptı.
9 Pois vocês conhecem a graça do nosso Senhor Jesus Cristo, que, sendo rico, se fez pobre por amor de vocês, para que, por meio da pobreza dele, vocês se tornassem ricos.
10 Geçen yıl bağış toplamaya ilk girişen, hatta buna ilk heveslenen sizdiniz. Bu konuda size bir tavsiyem var. Size yararlı olacak.
10 E nisto dou a minha opinião: convém que vocês façam isto, vocês que, desde o ano passado, começaram não só a fazer, mas também a querer.
11 Artık başladığınız işi bitirin! Fikri ortaya attığınız gibi, elinizden geldiğince tamamlamaya istekli olun.
11 Terminem, agora, a obra começada, para que, assim como mostraram boa vontade no querer, assim também completem essa obra, dando de acordo com o que vocês têm.
12 Yardım etmek istiyorsanız, sahip olduğunuz ölçüde verin; elinizde olmayanı kimse sizden isteyemez.
12 Porque, se há boa vontade, a oferta será aceita conforme o que a pessoa tem e não segundo o que ela não tem.
13 Başkalarını rahatlatmak için sizi maddi külfet altına sokmak niyetinde değilim. İstediğim şey, eşitliği sağlamaktır.
13 Não se trata de fazer com que os outros tenham alívio e vocês tenham sobrecarga, mas para que haja igualdade.
14 Şimdi sizin elinizdeki fazlalık onların ihtiyaçlarını karşılar. Başka bir zaman onların elindeki fazlalık sizin ihtiyacınızı karşılar.
14 Neste momento, a abundância que vocês têm supre a necessidade deles, para que a abundância deles venha a suprir a necessidade que vocês vierem a ter. Assim, haverá igualdade,
15 Tevrat’ta şöyle yazılıdır: “Çok toplayanın fazlası, az toplayanın eksiği yoktu.”
15 como está escrito: “Quem recolheu muito não teve demais; e o que recolheu pouco não teve falta.”
16 Allah’a şükürler olsun! Allah size duyduğum aynı ilgiyi, Titus’un yüreğinde de uyandırdı.
16 Mas graças a Deus, que pôs no coração de Tito a mesma dedicação que temos por vocês.
17 Titus yalnız ricamızı kabul etmekle kalmadı, kendi isteğiyle yanınıza geliyor. Çünkü size her zamankinden çok ilgi duyuyor.
17 Ele atendeu ao nosso apelo e, mostrando ser muito dedicado, partiu voluntariamente para encontrar-se com vocês.
18 Titus’la birlikte bir mümin kardeş daha gönderiyoruz. Bu kardeş, kurtuluş müjdesini yaydığı için bütün cemaatlerde övülmektedir.
18 E, com ele, estamos enviando o irmão cujo louvor no evangelho está espalhado por todas as igrejas.
19 Ayrıca, bulunduğumuz bu hayırlı hizmette yol arkadaşımız olmak üzere cemaatler tarafından seçilmiştir. Bu hizmeti Rab’bi yüceltmek ve iyi niyetimizi göstermek için üstlendik.
19 E não só isto, mas ele também foi eleito pelas igrejas para ser nosso companheiro no desempenho desta graça ministrada por nós, para a glória do próprio Senhor e para mostrar a nossa boa vontade.
20 Cömertçe yapılan bu bağışlarla ilgili hizmetimizde asılsız tenkitlere uğramamak için dikkat ediyoruz.
20 Queremos evitar, assim, que alguém nos acuse por causa desta generosa dádiva administrada por nós;
21 Çünkü yalnız Rab’bin değil, insanların da doğru gördüklerini yapmak istiyoruz.
21 pois cuidamos para fazer o que é correto, não só diante do Senhor, mas também diante das pessoas.
22 Bu iki kişiyle birlikte birini daha gönderiyoruz. Bu mümin kardeşi birçok durumda defalarca denedik. Yardıma hevesli olduğunu anladık. Şimdi daha da büyük şevkle hizmet etmek istiyor. Çünkü size çok itimat ediyor.
22 Com eles, estamos enviando nosso irmão, cujo zelo já pusemos à prova em muitas ocasiões e de muitas maneiras, e que agora se mostra ainda mais zeloso pela grande confiança que deposita em vocês.
23 Titus’a gelince, o benim yoldaşım ve aranızdaki emektaşımdır. Diğer iki mümin kardeş ise cemaatlerin temsilcileri, Mesih’in izzetini yansıtan kişilerdir.
23 Quanto a Tito, é meu companheiro e cooperador entre vocês; quanto aos nossos irmãos, são mensageiros das igrejas e glória de Cristo.
24 Bu sebeple onlardan sevginizi esirgemeyin. Cemaatler sizinle niçin övündüğümüzü anlasınlar.
24 Por isso, diante das igrejas, comprovem o amor de vocês e confirmem o orgulho que temos de vocês, na presença desses homens.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar 2 Coríntios 8, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.