2 Coríntios 11

Turkish Easy-to-Read Translation (HADI) (TURHADI) vs ARA

Sair da comparação
ARA Almeida Revista e Atualizada 1993
1 Umarım küçük bir akılsızlığımı hoş görürsünüz. Ne olur, beni hoş görün!
1 Quisera eu me suportásseis um pouco mais na minha loucura. Suportai-me, pois.
2 Sizin için ilâhî bir kıskançlık duyuyorum. Sizi iffetli bir bakireye benzetiyorum. Ve sizi tek bir erkeğe, yani Mesih’e nişanladım.
2 Porque zelo por vós com zelo de Deus; visto que vos tenho preparado para vos apresentar como virgem pura a um só esposo, que é Cristo.
3 Yılan kurnazlık yaparak Havva’yı kandırmıştı. Belki siz de Havva gibi baştan çıkarsınız, Mesih’e olan saf, candan bağlılığınızı terk edersiniz diye korkuyorum.
3 Mas receio que, assim como a serpente enganou a Eva com a sua astúcia, assim também seja corrompida a vossa mente e se aparte da simplicidade e pureza devidas a Cristo.
4 Çünkü bizim vazettiğimizden farklı bir İsa’yı vazedenleri hoş karşılıyormuşsunuz. Size verilen Mukaddes Ruh’tan farklı bir ruhu, size iletilen kurtuluş müjdesinden farklı bir müjdeyi kabul ediyormuşsunuz.
4 Se, na verdade, vindo alguém, prega outro Jesus que não temos pregado, ou se aceitais espírito diferente que não tendes recebido, ou evangelho diferente que não tendes abraçado, a esse, de boa mente, o tolerais.
5 Sanırım size gelen sözde üstün havarilerden aşağı kalır bir yanım yok.
5 Porque suponho em nada ter sido inferior a esses tais apóstolos.
6 Hitabet konusunda acemi olabilirim; fakat ilim irfanda acemi değilim. Bunu size her durumda, her bakımdan açıkça gösterdik.
6 E, embora seja falto no falar, não o sou no conhecimento; mas, em tudo e por todos os modos, vos temos feito conhecer isto.
7 Allah’ın kurtuluş müjdesini size karşılıksız vazettim. Sizi kendimden daha çok önemsedim. Böyle yapmakla hata mı ettim?
7 Cometi eu, porventura, algum pecado pelo fato de viver humildemente, para que fôsseis vós exaltados, visto que gratuitamente vos anunciei o evangelho de Deus?
8 Size hizmet etmek için, tabiri caizse diğer cemaatleri soydum, yani onlardan ücret aldım.
8 Despojei outras igrejas, recebendo salário, para vos poder servir,
9 İhtiyacım olduğu halde yanınızdayken hiçbirinize yük olmadım. Bütün ihtiyaçlarımı Makedonya’dan gelen mümin kardeşler karşıladı. Geçmişte olduğu gibi, gelecekte de size yük olmamaya hep özen göstereceğim.
9 e, estando entre vós, ao passar privações, não me fiz pesado a ninguém; pois os irmãos, quando vieram da Macedônia, supriram o que me faltava; e, em tudo, me guardei e me guardarei de vos ser pesado.
10 Böyle yapmakla övünüyorum ve Mesih’in hakikatine sahip olduğum kadar kesinlikle diyebilirim ki, Ahaya ilinde kimse beni bu konuda övünmekten alıkoyamaz.
10 A verdade de Cristo está em mim; por isso, não me será tirada esta glória nas regiões da Acaia.
11 Peki, neden böyle konuşuyorum? Sizi sevmediğimden mi? Hayır. Allah şahidimdir ki, sizleri seviyorum.
11 Por que razão? É porque não vos amo? Deus o sabe.
12 Fakat bugüne kadar yaptığım neyse, onu yapmaya devam edeceğim. Çünkü bizimle aynı hizmeti yapmakla övünen fırsatçılara fırsat vermek istemiyorum.
12 Mas o que faço e farei é para cortar ocasião àqueles que a buscam com o intuito de serem considerados iguais a nós, naquilo em que se gloriam.
13 Bu tür kişiler sahte havarilerdir. Yaptıkları işler hakkında yalan söyler, kendilerine Mesih’in havarisi görüntüsü verirler.
13 Porque os tais são falsos apóstolos, obreiros fraudulentos, transformando-se em apóstolos de Cristo.
14 Bunda şaşılacak bir şey yok! Bizzat Şeytan bile tanınmamak için nur meleği kılığına girer.
14 E não é de admirar, porque o próprio Satanás se transforma em anjo de luz.
15 O halde Şeytan’a hizmet edenlerin de kendilerini hak yolunda çalışıyormuş gibi göstermeleri şaşırtıcı değildir. Bu kişiler, sonunda yaptıklarının cezasını çekecekler.
15 Não é muito, pois, que os seus próprios ministros se transformem em ministros de justiça; e o fim deles será conforme as suas obras.
16 Tekrar ediyorum, kimse beni akılsız sanmasın. Fakat öyle düşünüyorsanız, beni bir akılsızı dinler gibi dinleyin. Böylece kendimle biraz övünebilirim!
16 Outra vez digo: ninguém me considere insensato; todavia, se o pensais, recebei-me como insensato, para que também me glorie um pouco.
17 Söylediklerimi Rab’bin söyleyeceği gibi söylemiyorum. Bu övüngen tavrımla akılsızlar gibi konuşuyorum.
17 O que falo, não o falo segundo o Senhor, e sim como por loucura, nesta confiança de gloriar-me.
18 Fakat madem birçokları insanî vasıflarıyla övünüyor, ben de övüneceğim.
18 E, posto que muitos se gloriam segundo a carne, também eu me gloriarei.
19 Sizler o kadar akıllısınız ki, benim gibi akılsızlara seve seve katlanırsınız!
19 Porque, sendo vós sensatos, de boa mente tolerais os insensatos.
20 Hani neredeyse sizi köle edenleri, sömürenleri, soyanları, tokatlayanları hoş görüyorsunuz.
20 Tolerais quem vos escravize, quem vos devore, quem vos detenha, quem se exalte, quem vos esbofeteie no rosto.
21 Utanarak itiraf ediyorum: Biz böyle davranacak güçte değildik! Başkalarının övündüğü vasıflarla ben de övünebilirim. Yine akılsız biri gibi konuşuyorum.
21 Ingloriamente o confesso, como se fôramos fracos. Mas, naquilo em que qualquer tem ousadia (com insensatez o afirmo), também eu a tenho.
22 Onlar İbrani mi? Ben de İbraniyim. İsrail kavminden mi? Ben de o kavimdenim. İbrahim’in soyundan mı geliyorlar? Ben de onun soyundanım.
22 São hebreus? Também eu. São israelitas? Também eu. São da descendência de Abraão? Também eu.
23 Mesih’in hizmetkârları mı? Ben onlardan daha iyi hizmetkârım. Çıldırmış gibi konuşuyorum! Ben hepsinden çok çalıştım. Hapse daha çok girdim. Sayısız kere dayak yedim. Çok defa ölümle yüz yüze geldim.
23 São ministros de Cristo? (Falo como fora de mim.) Eu ainda mais: em trabalhos, muito mais; muito mais em prisões; em açoites, sem medida; em perigos de morte, muitas vezes.
24 Beş defa Yahudilerin elinden otuz dokuz kırbaç cezası aldım.
24 Cinco vezes recebi dos judeus uma quarentena de açoites menos um;
25 Üç defa değnekle dövüldüm. Bir kez taşlandım. Üç kez gemi kazası geçirdim. Bir gün bir gece açık denizde kaldım.
25 fui três vezes fustigado com varas; uma vez, apedrejado; em naufrágio, três vezes; uma noite e um dia passei na voragem do mar;
26 Pek çok yolculuğum sırasında azgın ırmakları ve haydutları atlattım. Hem soydaşlarımın, hem de yabancıların tehditlerine uğradım. Şehirlerde, kırlarda, denizlerde tehlike üstüne tehlike atlattım. Kendilerine mümin süsü veren yalancıların arasında tehlikelere düştüm.
26 em jornadas, muitas vezes; em perigos de rios, em perigos de salteadores, em perigos entre patrícios, em perigos entre gentios, em perigos na cidade, em perigos no deserto, em perigos no mar, em perigos entre falsos irmãos;
27 Zahmetler çektim, ağır işlerde çalıştım. Birçok geceyi uykusuz geçirdim, aç susuz kaldım. Çok defa yiyecek bulamadım. Soğukta çıplak kaldım.
27 em trabalhos e fadigas, em vigílias, muitas vezes; em fome e sede, em jejuns, muitas vezes; em frio e nudez.
28 Bunlara ilaveten, Mesih’in bütün cemaatleri için her gün çektiğim kaygı var. Bu kaygının baskısı altındayım.
28 Além das coisas exteriores, há o que pesa sobre mim diariamente, a preocupação com todas as igrejas.
29 Biri zayıf düştüğünde, ben de kendimi zayıf hissederim. Biri yoldan saptırılırsa, onun için yanarım.
29 Quem enfraquece, que também eu não enfraqueça? Quem se escandaliza, que eu não me inflame?
30 Övünmem gerekirse zayıflığımı gösteren şeylerle övüneceğim.
30 Se tenho de gloriar-me, gloriar-me-ei no que diz respeito à minha fraqueza.
31 Efendimiz İsa Mesih’in semavî Babası Allah yalan söylemediğime şahittir. O’na ebediyen hamtlar olsun.
31 O Deus e Pai do Senhor Jesus, que é eternamente bendito, sabe que não minto.
32 Kral Aretas’ın emrindeki Şam valisi beni yakalamak için şehrin kapılarına muhafızlar yerleştirdi.
32 Em Damasco, o governador preposto do rei Aretas montou guarda na cidade dos damascenos, para me prender;
33 Fakat bazı mümin kardeşlerim beni ipe bağlı küfe içinde surdaki pencereden aşağıya sarkıttı. Böylece validen kaçıp kurtuldum.
33 mas, num grande cesto, me desceram por uma janela da muralha abaixo, e assim me livrei das suas mãos.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar 2 Coríntios 11, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.