1 João 2

Turkish Easy-to-Read Translation (HADI) (TURHADI) vs ARA

Sair da comparação
ARA Almeida Revista e Atualizada 1993
1 Evlâtlarım, bunları size günah işlemeyesiniz diye yazıyorum. Biri günah işlerse, adil olan İsa Mesih semavî Babamız Allah’ın huzurunda bize şefaat eder.
1 Filhinhos meus, estas coisas vos escrevo para que não pequeis. Se, todavia, alguém pecar, temos Advogado junto ao Pai, Jesus Cristo, o Justo;
2 Mesih, yalnız bizim günahlarımızı değil, bütün dünyanın günahlarını affettiren kurbandır.
2 e ele é a propiciação pelos nossos pecados e não somente pelos nossos próprios, mas ainda pelos do mundo inteiro.
3 Allah’ın emirlerini yerine getirdiğimiz takdirde O’nu tanıdığımızdan emin olabiliriz.
3 Ora, sabemos que o temos conhecido por isto: se guardamos os seus mandamentos.
4 “O’nu tanıyorum” diyen ama emirlerine uymayan kişi yalancıdır, hakikatten mahrumdur.
4 Aquele que diz: Eu o conheço e não guarda os seus mandamentos é mentiroso, e nele não está a verdade.
5 Allah’ın kelâmına uyan kişide Allah’ın sevgisi hakikaten kemale ermiştir. Allah yolunda olduğumuzu bununla anlarız.
5 Aquele, entretanto, que guarda a sua palavra, nele, verdadeiramente, tem sido aperfeiçoado o amor de Deus. Nisto sabemos que estamos nele:
6 “Allah yolunda yaşıyorum” diyen kişi İsa Mesih gibi yaşamalıdır.
6 aquele que diz que permanece nele, esse deve também andar assim como ele andou.
7 Sevgili dostlarım, size yeni bir emir değil, en başından beri kabul ettiğiniz eski emri yazıyorum. Bu emir, işitmiş olduğunuz Allah kelâmıdır.
7 Amados, não vos escrevo mandamento novo, senão mandamento antigo, o qual, desde o princípio, tivestes. Esse mandamento antigo é a palavra que ouvistes.
8 Fakat size gerçekten yeni bir emir yazıyorum. Bunun hakiki anlamını Mesih gibi siz de biliyorsunuz. Çünkü karanlık dağılmakta ve hakiki nur şimdiden parlamaktadır.
8 Todavia, vos escrevo novo mandamento, aquilo que é verdadeiro nele e em vós, porque as trevas se vão dissipando, e a verdadeira luz já brilha.
9 Nurda yaşadığını söyleyen ama kardeşinden nefret eden hâlâ karanlıktadır.
9 Aquele que diz estar na luz e odeia a seu irmão, até agora, está nas trevas.
10 Kardeşini seven nurda yaşar ve başkasının imandan sapmasına vesile olmaz.
10 Aquele que ama a seu irmão permanece na luz, e nele não há nenhum tropeço.
11 Fakat kardeşinden nefret eden karanlıktadır. Karanlıkta yürür ve nereye gittiğini bilmez. Çünkü karanlık gözlerini kör etmiştir.
11 Aquele, porém, que odeia a seu irmão está nas trevas, e anda nas trevas, e não sabe para onde vai, porque as trevas lhe cegaram os olhos.
12 Evlâtlarım, size yazıyorum, çünkü günahlarınız Mesih sayesinde bağışlandı.
12 Filhinhos, eu vos escrevo, porque os vossos pecados são perdoados, por causa do seu nome.
13 Babalar, size yazıyorum, çünkü başlangıçtan beri Var Olan’ı tanıyorsunuz. Gençler, size yazıyorum, çünkü kötü olanı, yani Şeytan’ı yendiniz. Çocuklar, size yazdım, çünkü semavî Baba’yı tanıyorsunuz.
13 Pais, eu vos escrevo, porque conheceis aquele que existe desde o princípio. Jovens, eu vos escrevo, porque tendes vencido o Maligno.
14 Babalar, size yazdım, çünkü başlangıçtan beri Var Olan’ı tanıyorsunuz. Gençler, size yazdım, çünkü güçlüsünüz, Allah’ın kelâmı içinizde yaşıyor ve kötü olanı yendiniz.
14 Filhinhos, eu vos escrevi, porque conheceis o Pai. Pais, eu vos escrevi, porque conheceis aquele que existe desde o princípio. Jovens, eu vos escrevi, porque sois fortes, e a palavra de Deus permanece em vós, e tendes vencido o Maligno.
15 Dünyayı ve dünyevî şeyleri sevmeyin. Dünyayı seven, semavî Babamız Allah’ı sevemez.
15 Não ameis o mundo nem as coisas que há no mundo. Se alguém amar o mundo, o amor do Pai não está nele;
16 Çünkü dünyaya ait olan her şey, yani nefsin arzuları, insanın görüp arzuladığı şeyler ve hayatın verdiği gurur, semavî Babamız Allah’tan değil, dünyadandır.
16 porque tudo que há no mundo, a concupiscência da carne, a concupiscência dos olhos e a soberba da vida, não procede do Pai, mas procede do mundo.
17 Dünya da, dünyevî arzular da fanidir. Fakat Allah’ın isteğini yerine getiren ebediyen yaşar.
17 Ora, o mundo passa, bem como a sua concupiscência; aquele, porém, que faz a vontade de Deus permanece eternamente.
18 Evlâtlarım, bu son saattir. Deccal’ın, yani Mesih aleyhtarının geleceğini işittiniz. Nitekim şimdiden birçok Mesih aleyhtarı türemiş durumdadır. Ahir zamanda yaşadığımızı bundan anlıyoruz.
18 Filhinhos, já é a última hora; e, como ouvistes que vem o anticristo, também, agora, muitos anticristos têm surgido; pelo que conhecemos que é a última hora.
19 Bu kişiler bizim aramızdaydılar; lâkin bizden değildirler. Bizden olsalardı, bizimle kalırlardı. Fakat bizi terk etmeleri, hiçbirinin aslında bizden olmadığını gösterir.
19 Eles saíram de nosso meio; entretanto, não eram dos nossos; porque, se tivessem sido dos nossos, teriam permanecido conosco; todavia, eles se foram para que ficasse manifesto que nenhum deles é dos nossos.
20 Hâlbuki siz Mukaddes Ruh tarafından meshedildiniz. Bu sayede hepiniz hakikati biliyorsunuz.
20 E vós possuís unção que vem do Santo e todos tendes conhecimento.
21 Bunları size hakikati bilmediğiniz için değil, bilakis, hakikati ve hiçbir yalanın hakikatten kaynaklanmadığını bildiğiniz için yazıyorum.
21 Não vos escrevi porque não saibais a verdade; antes, porque a sabeis, e porque mentira alguma jamais procede da verdade.
22 İsa’nın Mesih olduğunu inkâr eden yalancı değilse kim yalancıdır? Semavî Babamız Allah’ı ve semavî Oğul’u inkâr eden, Mesih aleyhtarıdır.
22 Quem é o mentiroso, senão aquele que nega que Jesus é o Cristo? Este é o anticristo, o que nega o Pai e o Filho.
23 Semavî Oğul’u inkâr eden, semavî Baba’dan da mahrumdur. Semavî Oğul’u ikrar eden ise semavî Baba’ya da sahiptir.
23 Todo aquele que nega o Filho, esse não tem o Pai; aquele que confessa o Filho tem igualmente o Pai.
24 En baştan beri işittiğiniz hakikatler içinizde yaşasın. Eğer baştan beri işittikleriniz içinizde yaşarsa, siz de semavî Oğul’la ve semavî Baba’yla birlik içinde yaşamaya devam edersiniz.
24 Permaneça em vós o que ouvistes desde o princípio. Se em vós permanecer o que desde o princípio ouvistes, também permanecereis vós no Filho e no Pai.
25 Mesih’in bize vaat ettiği ebedî hayat budur.
25 E esta é a promessa que ele mesmo nos fez, a vida eterna.
26 Bunları, sizi yoldan saptırmak isteyenler hakkında ikaz etmek için yazıyorum.
26 Isto que vos acabo de escrever é acerca dos que vos procuram enganar.
27 Size gelince, Mesih size Mukaddes Ruh’u bahşetmiştir. Mukaddes Ruh içinizde yaşıyor. Başka birinin size bir şey öğretmesine ihtiyacınız yoktur. Çünkü Mesih’in bahşettiği Mukaddes Ruh size her şeyi öğretir. O’nun öğrettikleri haktır, batıl değildir. Size öğretmiş olduğu gibi, Mesih’e bağlı kalın.
27 Quanto a vós outros, a unção que dele recebestes permanece em vós, e não tendes necessidade de que alguém vos ensine; mas, como a sua unção vos ensina a respeito de todas as coisas, e é verdadeira, e não é falsa, permanecei nele, como também ela vos ensinou.
28 Evet evlâtlarım, şimdi Mesih’e bağlı yaşayın ki, O tezahür ettiğinde cesaretimiz olsun, geldiğinde huzurunda utanmayalım.
28 Filhinhos, agora, pois, permanecei nele, para que, quando ele se manifestar, tenhamos confiança e dele não nos afastemos envergonhados na sua vinda.
29 O’nun sâlih olduğunu bildiğinize göre, sâlih ameller işleyen herkesin ruhen O’ndan doğduğunu da bilirsiniz.
29 Se sabeis que ele é justo, reconhecei também que todo aquele que pratica a justiça é nascido dele.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar 1 João 2, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.