Lucas 20

Open Basic Turkish New Testament (TUR_OBT) vs ARA

Sair da comparação
ARA Almeida Revista e Atualizada 1993
1 İsa bir gün tapınak avlusunda halka vaaz edip Müjdeʼyi bildiriyordu. O zaman başrahipler, Tevrat uzmanları ve halkın liderleri Oʼna yaklaştılar.
1 Aconteceu que, num daqueles dias, estando Jesus a ensinar o povo no templo e a evangelizar, sobrevieram os principais sacerdotes e os escribas, juntamente com os anciãos,
2 “Söyle bize bakalım” dediler. “Bu şeyleri ne yetkiyle yapıyorsun? Sana bu yetkiyi veren kim?”
2 e o arguiram nestes termos: Dize-nos: com que autoridade fazes estas coisas? Ou quem te deu esta autoridade?
3 İsa onlara şöyle cevap verdi: “Ben de size bir soru soracağım. Bana söyleyin:
3 Respondeu-lhes: Também eu vos farei uma pergunta; dizei-me:
4 Yahyaʼnın vaftiz etme yetkisi nereden geldi? Allahʼtanmı yoksa insandan mıydı?”
4 o batismo de João era dos céus ou dos homens?
5 Bu soruyu aralarında tartışıp şöyle dediler: “ ‘Allahʼtan’ dersek, ‘O zaman ona neden inanmadınız?’ diyecek.
5 Então, eles arrazoavam entre si: Se dissermos: do céu, ele dirá: Por que não acreditastes nele?
6 Ama ‘İnsandan’ dersek, bütün halk bizi taşlayacak, çünkü hepsi Yahyaʼnın peygamber olduğuna inanıyor.”
6 Mas, se dissermos: dos homens, o povo todo nos apedrejará; porque está convicto de ser João um profeta.
7 Böylece, “Nereden olduğunu bilmiyoruz” diye cevap verdiler.
7 Por fim, responderam que não sabiam.
8 İsa da onlara şöyle dedi: “Ben de bu şeyleri ne yetkiyle yaptığımı size söylemem.”
8 Então, Jesus lhes replicou: Pois nem eu vos digo com que autoridade faço estas coisas.
9 Sonra İsa halka şu benzetmeyi anlattı: “Bir adam üzüm bağı dikmiş ve onu bağcılara kiraya vermiş. Sonra yolculuğa çıkarak uzun bir süre uzakta kalmış.
9 A seguir, passou Jesus a proferir ao povo esta parábola: Certo homem plantou uma vinha, arrendou-a a lavradores e ausentou-se do país por prazo considerável.
10 Üzüm toplama zamanı gelince, bağ sahibi bağcılara bir köle göndermiş. Bağın ürününden sahibine düşen payı vermelerini istemiş. Ama bağcılar köleyi dövüp boş elle geri göndermişler.
10 No devido tempo, mandou um servo aos lavradores para que lhe dessem do fruto da vinha; os lavradores, porém, depois de o espancarem, o despacharam vazio.
11 Sonra adam başka bir köle göndermiş. Onu da dövüp aşağılamışlar ve boş elle geri yollamışlar.
11 Em vista disso, enviou-lhes outro servo; mas eles também a este espancaram e, depois de o ultrajarem, o despacharam vazio.
12 Adam üçüncü defa bir köle göndermiş. Bağcılar onu da yaralayıp bağdan atmışlar.
12 Mandou ainda um terceiro; também a este, depois de o ferirem, expulsaram.
13 Sonra bağ sahibi demiş ki, ‘Acaba ne yapsam? Sevgili oğlumu göndereyim. Herhalde ona saygı gösterirler.’
13 Então, disse o dono da vinha: Que farei? Enviarei o meu filho amado; talvez o respeitem.
14 Ama bağcılar sahibin oğlunu görünce birbirleriyle şöyle konuşmuşlar: ‘Mirasçı budur. Onu öldürelim de, miras bize kalsın.’
14 Vendo-o, porém, os lavradores, arrazoavam entre si, dizendo: Este é o herdeiro; matemo-lo, para que a herança venha a ser nossa.
15 Böylece, sahibin oğlunu bağdan dışarı atıp öldürmüşler. Peki, bunun sonunda bağ sahibi onlara ne yapacak?
15 E, lançando-o fora da vinha, o mataram. Que lhes fará, pois, o dono da vinha?
16 Gelip o bağcıları yok edecek, üzüm bağını da başkalarına verecek.” Halk bunu duyunca, “Allah korusun” dedi.
16 Virá, exterminará aqueles lavradores e passará a vinha a outros. Ao ouvirem isto, disseram: Tal não aconteça!
17 İsa onların gözlerinin içine bakarak şöyle dedi: “O zaman Kutsal Yazılarʼdaki şu söz ne demek?
17 Mas Jesus, fitando-os, disse: Que quer dizer, pois, o que está escrito:
18 Kim o taşın üzerine düşerse, paramparça olacak. O taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz duman edecek.”
18 Todo o que cair sobre esta pedra ficará em pedaços; e aquele sobre quem ela cair ficará reduzido a pó.
19 Tevrat uzmanları ve başrahipler o anda İsaʼyı yakalamak istediler, çünkü bu benzetmeyi kendilerine karşı anlattığını anladılar. Ama halkın tepkisinden korktular.
19 Naquela mesma hora, os escribas e os principais sacerdotes procuravam lançar-lhe as mãos, pois perceberam que, em referência a eles, dissera esta parábola; mas temiam o povo.
20 Bu yüzden İsaʼyı gözlemeye başladılar. Kendilerine dürüst insan süsü veren ispiyoncular gönderdiler. İsaʼyı kendi sözüyle tuzağa düşürmek istiyorlardı. Bunu İsaʼyı valinin hükmüne ve yetkisine teslim edebilmek için yaptılar.
20 Observando-o, subornaram emissários que se fingiam de justos para verem se o apanhavam em alguma palavra, a fim de entregá-lo à jurisdição e à autoridade do governador.
21 Böylece İsaʼya sordular: “Öğretmenimiz, biliyoruz ki, sen doğru olanı söylüyorsun ve öğretiyorsun. İnsanlar arasında ayrım yapmıyorsun, Allahʼın yolunu dürüstlükle öğretiyorsun.
21 Então, o consultaram, dizendo: Mestre, sabemos que falas e ensinas retamente e não te deixas levar de respeitos humanos, porém ensinas o caminho de Deus segundo a verdade;
22 Sezarʼa vergi ödememiz Tevratʼa uygun mu, değil mi?”
22 é lícito pagar tributo a César ou não?
23 Ama İsa onların hilesini anlayıp şöyle dedi:
23 Mas Jesus, percebendo-lhes o ardil, respondeu:
24 “Bana bir gümüş para gösterin! Üzerinde kimin resmi var, kimin adı yazılı?” “Sezarʼın” dediler.
24 Mostrai-me um denário. De quem é a efígie e a inscrição? Prontamente disseram: De César. Então, lhes recomendou Jesus:
25 İsa da onlara şöyle dedi: “Öyleyse, Sezarʼın hakkını Sezarʼa verin, Allahʼın hakkını da Allahʼa verin.”
25 Dai, pois, a César o que é de César e a Deus o que é de Deus.
26 İspiyoncular İsaʼyı halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Oʼnun cevabına hayret ederek susup kaldılar.
26 Não puderam apanhá-lo em palavra alguma diante do povo; e, admirados da sua resposta, calaram-se.
27 Sonra İsaʼya bazı Sadukiler geldi. Sadukiler “Ölüler dirilmez” derler.
27 Chegando alguns dos saduceus, homens que dizem não haver ressurreição,
28 İsaʼya şunu sordular: “Öğretmenimiz, Tevratʼta Musa bize şöyle buyurur: ‘Eğer evli bir adam çocuksuz ölürse, adamın kardeşi ölen kardeşinin karısını alsın ve kardeşinin soyunu devam ettirsin.’
28 perguntaram-lhe: Mestre, Moisés nos deixou escrito que, se morrer o irmão de alguém, sendo aquele casado e não deixando filhos, seu irmão deve casar com a viúva e suscitar descendência ao falecido.
29 Peki, yedi kardeş var diyelim. Birincisi bir kadınla evlendi, fakat çocuğu olmadan öldü.
29 Ora, havia sete irmãos: o primeiro casou e morreu sem filhos;
30 İkincisi de öyle.
30 o segundo e o terceiro também desposaram a viúva;
31 Üçüncüsü de aynı kadınla evlendi. Bütün diğer kardeşler de sırayla onunla evlendi, ama hepsi çocuksuz öldü.
31 igualmente os sete não tiveram filhos e morreram.
32 En sonunda kadın da öldü.
32 Por fim, morreu também a mulher.
33 Bu durumda ölüler dirildiği zaman kadın kimin karısı olacak? Çünkü bu kadın yedi kardeşin de karısı olmuştu.”
33 Esta mulher, pois, no dia da ressurreição, de qual deles será esposa? Porque os sete a desposaram.
34 İsa onlara şöyle cevap verdi: “Bu dünyanın insanları karı alırlar, kocaya giderler.
34 Então, lhes acrescentou Jesus: Os filhos deste mundo casam-se e dão-se em casamento;
35 Ama gelecek dünyaya ve ölümden dirilişe kavuşmaya layık sayılanlar, ne karı alırlar, ne de kocaya giderler.
35 mas os que são havidos por dignos de alcançar a era vindoura e a ressurreição dentre os mortos não casam, nem se dão em casamento.
36 Böyleleri bir daha ölemez, melekler gibi olurlar. Ölümden dirilenler olarak Allahʼın oğulları olurlar.
36 Pois não podem mais morrer, porque são iguais aos anjos e são filhos de Deus, sendo filhos da ressurreição.
37 Musa yanan çalı hakkındaki bölümde ölülerin dirildiğine işaret ediyor. Orada Rab için, ‘İbrahimʼin Allahı, İshakʼın Allahı ve Yakubʼun Allahı’der.
37 E que os mortos hão de ressuscitar, Moisés o indicou no trecho referente à sarça, quando chama ao Senhor o Deus de Abraão, o Deus de Isaque e o Deus de Jacó.
38 Allah ölülerin değil, yaşayanların Allahıʼdır. Çünkü Oʼnun gözünde herkes hâlâ yaşıyor.”
38 Ora, Deus não é Deus de mortos, e sim de vivos; porque para ele todos vivem.
39 Bazı Tevrat uzmanları söze karışıp şöyle dedi: “Öğretmenimiz, iyi cevap verdin.”
39 Então, disseram alguns dos escribas: Mestre, respondeste bem!
40 Çünkü kimse artık İsaʼya soru sormaya cesaret etmedi.
40 Dali por diante, não ousaram mais interrogá-lo.
41 Sonra İsa onlara şöyle dedi: “İnsanlar Mesihʼe neden Davud Oğlu diyorlar?
41 Mas Jesus lhes perguntou: Como podem dizer que o Cristo é filho de Davi?
42 Çünkü Davud Mezmurlar kitabında şöyle diyor:
42 Visto como o próprio Davi afirma no livro dos Salmos:
43 — ausente —
43 até que eu ponha os teus inimigos por estrado dos teus pés.
44 Davud Mesihʼe ‘Efendim’ dediğine göre, Mesih nasıl Davudʼun oğlu olabilir?”
44 Assim, pois, Davi lhe chama Senhor, e como pode ser ele seu filho?
45 Bütün halk dinlerken İsa kendi öğrencilerine şunları söyledi:
45 Ouvindo-o todo o povo, recomendou Jesus a seus discípulos:
46 “Tevrat uzmanlarından sakının. Onlar uzun elbiseler içinde dolaşmayı severler. Çarşılarda selam almaya bayılırlar. Toplantı yerlerinde en saygın yerleri ve ziyafetlerde en güzel yerleri ararlar.
46 Guardai-vos dos escribas, que gostam de andar com vestes talares e muito apreciam as saudações nas praças, as primeiras cadeiras nas sinagogas e os primeiros lugares nos banquetes;
47 Dul kadınları kandırıp mallarını mülklerini ellerinden alırlar. Gösteriş için uzun uzun dua ederler. Böyle kişilerin cezası çok ağır olacak.”
47 os quais devoram as casas das viúvas e, para o justificar, fazem longas orações; estes sofrerão juízo muito mais severo.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Lucas 20, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.