Efésios 4

Open Basic Turkish New Testament (TUR_OBT) vs NAA

Sair da comparação
NAA Nova Almeida Atualizada 2017
1 İşte bunun için, Rab uğrunda tutuklu olan ben Pavlus size yalvarırım: aldığınız çağrıya layık bir şekilde yaşayın!
1 Por isso eu, o prisioneiro no Senhor, peço que vocês vivam de maneira digna da vocação a que foram chamados,
2 Her zaman alçakgönüllü, yumuşak huylu ve sabırlı olun. Sevgiyle birbirinizi hoş görün.
2 com toda a humildade e mansidão, com longanimidade, suportando uns aos outros em amor,
3 Sizi birbirinize bağlayan esenlik içinde yaşayın, Kutsal Ruhʼun birliğini korumak için elinizden geleni yapın.
3 fazendo tudo para preservar a unidade do Espírito no vínculo da paz.
4 Tek bir beden, tek bir Ruh var.Aynı şekilde tek bir umuda çağrıldınız.
4 Há somente um corpo e um só Espírito, como também é uma só a esperança para a qual vocês foram chamados.
5 Rabbimiz bir, imanımız bir, vaftizimiz birdir.
5 Há um só Senhor, uma só fé, um só batismo,
6 Hepimizin göksel Babası olan Allah birdir. O her şeyden üstündür, hepimiz aracılığıyla işini görür ve hepimizin içindedir.
6 um só Deus e Pai de todos, o qual é sobre todos, age por meio de todos e está em todos.
7 Ama Allah, Mesihʼin verdiği ölçüde lütfuyla her birimize özel yetenekler bağışladı.
7 E a graça foi concedida a cada um de nós segundo a medida do dom de Cristo.
8 Bunun için şöyle denir:
8 Por isso diz: “Quando ele subiu às alturas, levou cativo o cativeiro e concedeu dons aos homens.”
9 “Yücelere çıktı” sözü ne demek? Elbette Mesih ilk önce aşağılara, yani yeryüzüne indi demektir.
9 Ora, o que quer dizer “ele subiu”, senão que também havia descido até as regiões inferiores da terra?
10 Kendisi, hem aşağı inen hem de bütün göklerden daha yükseklere çıkandır. Öyle ki, bütün evreni varlığıyla doldursun.
10 Aquele que desceu é também o mesmo que subiu acima de todos os céus, para encher todas as coisas.
11 Evet O kendisi, topluluğuna özel yetenekler dağıtandır. Bazı kişileri elçi, bazılarını peygamber, bazılarını müjdeci,bazılarını da topluluğu güdenve eğiten olarak görevlendirir.
11 E ele mesmo concedeu uns para apóstolos, outros para profetas, outros para evangelistas e outros para pastores e mestres,
12 Onların sayesinde Allahʼın kutsal halkı hizmet etmek için hazırlanır ve Mesihʼin bedeni olan imanlılar topluluğu güçlendirilir.
12 com vistas ao aperfeiçoamento dos santos para o desempenho do seu serviço, para a edificação do corpo de Cristo,
13 Sonunda hepimiz Allahʼın Oğluʼna iman ederek ve Oʼnu yakından tanıyarak birliğe kavuşacağız. Mesihʼin kusursuzluğuna eşit bir olgunluğa erişeceğiz.
13 até que todos cheguemos à unidade da fé e do pleno conhecimento do Filho de Deus, ao estado de pessoa madura, à medida da estatura da plenitude de Cristo,
14 Onun için artık çocuk gibi olmayalım. İnsanlar kurnazlık ve hile kullanarak bizi yoldan saptırmaya çalışabilirler. O insanların öğrettiklerine yüz vermeyelim, dalgalarla boğuşan, rüzgarla öteye beriye sürüklenen gemi gibi olmayalım.
14 para que não mais sejamos como crianças, arrastados pelas ondas e levados de um lado para outro por qualquer vento de doutrina, pela artimanha das pessoas, pela astúcia com que induzem ao erro.
15 Bunun yerine hakikati sevgiyle duyurarak olgunlaşalım. Her konuda imanlılar topluluğunun başı olan Mesihʼe benzeyelim.
15 Mas, seguindo a verdade em amor, cresçamos em tudo naquele que é a cabeça, Cristo,
16 Mesih bedeni olan topluluğunu güder. Beden de bütün eklemlerinin yardımıyla bir arada tutulur ve uyumla çalışır. Bedenin her parçası kendine düşen görevi yaparsa beden büyür ve sevgiyle gelişir.
16 de quem todo o corpo, bem-ajustado e consolidado pelo auxílio de todas as juntas, segundo a justa cooperação de cada parte, efetua o seu próprio crescimento para a edificação de si mesmo em amor.
17 Bu sebeple şunu söylüyorum, sizi Rabʼden aldığım yetkiyle uyarıyorum: artık boş düşüncelere kapılan putperestlerin yaşadığı gibi yaşamayın.
17 Isto, portanto, digo e no Senhor testifico: não vivam mais como os gentios, que vivem na vaidade dos seus próprios pensamentos,
18 Onların aklı karanlığa boğuldu. Cahil ve dik kafalı oldukları için Allahʼtan gelen hayattan yoksun kaldılar.
18 tendo o seu entendimento obscurecido, separados da vida que Deus concede, por causa da ignorância em que vivem, pela dureza do seu coração.
19 Utanmak nedir bilmedikleri için kendilerini azgın seksüel hareketlere verdiler. Doymaz bir iştahla her türlü pisliği yaptılar.
19 Tendo-se tornado insensíveis, eles se entregaram à libertinagem para, de forma desenfreada, cometer todo tipo de impureza.
20 Ama siz böyle yaşamayı Mesihʼten öğrenmediniz!
20 Mas não foi assim que vocês aprenderam de Cristo,
21 Şüphesiz Oʼnun hakkında bilgi aldınız ve Oʼnun yolunda eğitildiniz. Ne de olsa, gerçek yol İsa yoludur.
21 se é que, de fato, ouviram falar dele e nele foram instruídos, segundo é a verdade em Jesus.
22 Önceki yaşamınızda aldatıcı heveslerle bozulan eski kişiliğinizi üzerinizden çıkarıp atın.
22 Quanto à maneira antiga de viver, vocês foram instruídos a deixar de lado a velha natureza, que se corrompe segundo desejos enganosos,
23 Ruhunuz ve zihniniz yenilensin.
23 a se deixar renovar no espírito do entendimento de vocês,
24 Allahʼın kendi benzerliğinde yarattığı yeni kişiliği üzerinize alın. O zaman gerçekten Allahʼa adanmış doğru insanlar olursunuz.
24 e a se revestir da nova natureza, criada segundo Deus, em justiça e retidão procedentes da verdade.
25 Bu sebeple yalan söylemeye son verin. Hepiniz birbirinize doğruyu söyleyin. Çünkü biz aynı bedenin parçalarıyız.
25 Por isso, deixando a mentira, que cada um fale a verdade com o seu próximo, porque somos membros do mesmo corpo.
26 Öfkelendiğinizde günah işlemeyin.Güneş batmadan öfkenizden vazgeçin.
26 Fiquem irados e não pequem. Não deixem que o sol se ponha sobre a ira de vocês,
27 İblisʼe fırsat vermeyin.
27 nem deem lugar ao diabo.
28 Hırsızlık yapan artık çalmasın. Onun yerine elleriyle çalışarak dürüst iş yapsın. Öyle ki, muhtaç insanlara yardım edecek parası olsun.
28 Aquele que roubava não roube mais; pelo contrário, trabalhe, fazendo com as próprias mãos o que é bom, para que tenha o que repartir com o necessitado.
29 Ağzınızdan hiçbir zararlı söz çıkmasın. Dinleyenlere faydalı, ihtiyaca göre onları güçlendiren şeyler söyleyin.
29 Não saia da boca de vocês nenhuma palavra suja, mas unicamente a que for boa para edificação, conforme a necessidade, e, assim, transmita graça aos que ouvem.
30 Allahʼın Kutsal Ruhuʼnu üzmeyin. Kutsal Ruh, tam kurtuluşa kavuşacağınız güne kadar Allahʼa ait olduğunuzu gösteren mühürdür.
30 E não entristeçam o Espírito Santo de Deus, no qual vocês foram selados para o dia da redenção.
31 Kin, öfke, kızgınlık, bağırıp çağırma, iftira gibi her çeşit kötülüğü hayatınızdan uzaklaştırın.
31 Que não haja no meio de vocês qualquer amargura, indignação, ira, gritaria e blasfêmia, bem como qualquer maldade.
32 Birbirinize şefkatli ve iyi yürekli davranın. Allah sizi Mesih sayesinde nasıl bağışladıysa, siz de birbirinizi öyle bağışlayın.
32 Pelo contrário, sejam bondosos e compassivos uns para com os outros, perdoando uns aos outros, como também Deus, em Cristo, perdoou vocês.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Efésios 4, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.