Atos 21

Open Basic Turkish New Testament (TUR_OBT) vs ARIB

Sair da comparação
ARIB Almeida Revisada Imprensa Bíblica
1 Onlardan istemeyerek ayrıldık. Sonra gemiyle denize açıldık ve doğru İstanköy adasına gittik. Ertesi gün Rodos adasına, oradan da Patara şehrine devam ettik.
1 E assim aconteceu que, separando-nos deles, navegamos e, correndo em direitura, chegamos a Cós, e no dia seguinte a Rodes, e dali a Pátara.
2 Fenikeʼye gidecek bir gemi bulduk. Ona binip denize açıldık.
2 Achando um navio que seguia para a Fenícia, embarcamos e partimos.
3 Kıbrıs adasını görünce onu sol tarafımızda bırakıp Suriyeʼye giden yöne devam ettik. Sur limanında karaya çıktık, çünkü gemide çalışanlar yükü orada indireceklerdi.
3 E quando avistamos Chipre, deixando-a á esquerda, navegamos para a Síria e chegamos a Tiro, pois o navio havia de ser descarregado ali.
4 İmanlıları arayıp bulunca onlarla yedi gün kaldık. Onlar Kutsal Ruhʼtan aldıkları bilgiye dayanarak Pavlusʼa “Yeruşalimʼe gitme!” dediler.
4 Havendo achado os discípulos, demoramo-nos ali sete dias; e eles pelo Espírito diziam a Paulo que não subisse a Jerusalém.
5 Fakat oradaki günlerimiz sona erince, ayrılıp yola çıktık. İmanlıların hepsi, eşleri ve çocuklarıyla birlikte bizi şehrin dışına kadar geçirdiler. Deniz kenarında diz çöküp dua ettik.
5 Depois de passarmos ali aqueles dias, saímos e seguimos a nossa viagem, acompanhando-nos todos, com suas mulheres e filhos, até fora da cidade; e, postos de joelhos na praia, oramos,
6 Birbirimizle vedalaştıktan sonra biz gemiye bindik, onlarsa evlerine döndüler.
6 e despedindo-nos uns dos outros, embarcamos, e eles voltaram para casa.
7 Sur şehrinden yolculuğumuza devam ederek Batlamya şehrine vardık. Oradaki imanlıları ziyaret edip yanlarında bir gün kaldık.
7 Concluída a nossa viagem de Tiro, chegamos a Ptolemaida; e, havendo saudado os irmãos, passamos um dia com eles.
8 Ertesi gün ayrılıp Sezariye şehrine vardık. Müjdeci Filipusʼun evine gidip onun yanında kaldık. Filipus yardım dağıtan yedi görevliden biriydi.
8 Partindo no dia seguinte, fomos a Cesaréia; e entrando em casa de Felipe, o evangelista, que era um dos sete, ficamos com ele.
9 Bu adamın peygamberlik eden dört bakire kızı vardı.
9 Tinha este quatro filhas virgens que profetizavam.
10 Birkaç gün orada kaldık. O vakit Yahudiyeʼden Hagabos adında bir peygamber geldi.
10 Demorando-nos ali por muitos dias, desceu da Judéia um profeta, de nome Ágabo;
11 Yanımıza gelip, Pavlusʼun kuşağını aldı, ve onunla kendi ellerini ve ayaklarını bağlayıp şunları söyledi: “Kutsal Ruh şöyle diyor: ‘Yeruşalimʼdeki Yahudiler bu kuşağın sahibini böyle bağlayacak ve yabancıların eline teslim edecekler.’ ”
11 e vindo ter conosco, tomou a cinta de Paulo e, ligando os seus próprios pés e mãos, disse: Isto diz o Espírito Santo: Assim os judeus ligarão em Jerusalém o homem a quem pertence esta cinta, e o entregarão nas mãos dos gentios.
12 Bunu işitince hem biz, hem de oradaki imanlılar Yeruşalimʼe gitmemesi için Pavlusʼa yalvarmaya başladık.
12 Quando ouvimos isto, rogamos-lhe, tanto nós como os daquele lugar, que não subisse a Jerusalém.
13 Bunun üzerine Pavlus şöyle karşılık verdi: “Neden böyle ağlayıp yüreğimi parçalıyorsunuz? Rab İsaʼnın adı uğruna Yeruşalimʼde sadece bağlanmaya değil, ölmeye de hazırım.”
13 Então Paulo respondeu: Que fazeis chorando e magoando-me o coração? Porque eu estou pronto não só a ser ligado, mas ainda a morrer em Jerusalém pelo nome do Senhor Jesus.
14 Biz Pavlusʼun fikrini değiştiremeyince, “Rabbin istediği olsun” deyip sustuk.
14 E, como não se deixasse persuadir, dissemos: Faça-se a vontade do Senhor; e calamo-nos.
15 Birkaç gün sonra hazırlık yapıp Yeruşalimʼe doğru yola çıktık.
15 Depois destes dias, havendo feito os preparativos, fomos subindo a Jerusalém.
16 Sezariye şehrinden bazı imanlılar da bizimle geldiler. Bizi misafir olacağımız Kıbrıslı Minasonʼun evine götürdüler. Minason, İsaʼya ilk iman edenlerden biriydi.
16 E foram também conosco alguns discípulos de Cesaréia, levando consigo um certo Mnáson, cíprio, discípulo antigo, com quem nos havíamos de hospedar.
17 Yeruşalimʼe vardığımızda imanlılar bizi sevinçle karşıladılar.
17 E chegando nós a Jerusalém, os irmãos nos receberam alegremente.
18 Ertesi gün Pavlus bizimle birlikte Yakubʼun yanına gitti. Bütün liderler oradaydılar.
18 No dia seguinte Paulo foi em nossa companhia ter com Tiago, e compareceram todos os anciãos.
19 Pavlus, onlarla selamlaştıktan sonra kendi hizmetinin aracılığıyla Allahʼın diğer milletler arasında yaptıklarını birer birer anlattı.
19 E, havendo-os saudado, contou-lhes uma por uma as coisas que por seu ministério Deus fizera entre os gentios.
20 Bunu işitince, Allahʼı yücelttiler. Sonra Pavlusʼa şöyle dediler: “Kardeş, görüyorsun, Yahudilerin arasında imana gelmiş binlerce kişi var. Hepsi de Tevratʼın uygulanması için can atıyorlar.
20 Ouvindo eles isto, glorificaram a Deus, e disseram-lhe: Bem vês, irmãos, quantos milhares há entre os judeus que têm crido, e todos são zelosos da lei.
21 Ama duyduklarına göre sen diğer milletlerin arasında yaşayan bütün Yahudilere Musaʼya sırt çevirmeyi öğretiyorsun. Onlara ‘Çocuklarınızı sünnet etmeyin, adetlerimize uymayın!’ diyorsun.
21 Têm sido informados a teu respeito que ensinas todos os judeus que estão entre os gentios a se apartarem de Moisés, dizendo que não circuncidem seus filhos, nem andem segundo os costumes da lei.
22 Peki, ne yapmalı? Senin buraya geldiğini mutlaka işitecekler.
22 Que se há de fazer, pois? Certamente saberão que és chegado.
23 Bu yüzden sana diyeceğimizi yap. Aramızda kendilerini yeminle Allahʼa adamış dört adam var.
23 Faze, pois, o que te vamos dizer: Temos quatro homens que fizeram voto;
24 Onları yanına al ve onlarla birlikte paklanma adetini yerine getir. Onların kurban masraflarını öde ki saçlarını tıraş ettirebilsinler. O zaman herkes, senin hakkındaki söylentilerin asılsız olduğunu anlar. Bilirler ki, Tevratʼa uygun yaşıyorsun.
24 toma estes contigo, e santifica-te com eles, e faze por eles as despesas para que rapem a cabeça; e saberão todos que é falso aquilo de que têm sido informados a teu respeito, mas que também tu mesmo andas corretamente, guardando a lei.
25 Yahudi olmayan imanlılara gelince, onlara kararımızı anlatan bir mektup yolladık: putların önünde kesilen kurbanların etinden, kanı süzülmemiş etten, boğularak öldürülen hayvanların etinden ve evlilik dışı seksüel ilişkilerden uzak durun dedik.”
25 Todavia, quanto aos gentios que têm crido já escrevemos, dando o parecer que se abstenham do que é sacrificado a os ídolos, do sangue, do sufocado e da prostituição.
26 Bunun üzerine Pavlus o dört adamı yanına aldı. Ertesi gün onlarla birlikte paklanma adetini yerine getirdi. Tapınağa gidip paklanma günlerinin ne zaman biteceğini ve her biri için ne zaman kurban kesileceğini bildirdi.
26 Então Paulo, no dia seguinte, tomando consigo aqueles homens, purificou-se com eles e entrou no templo, notificando o cumprimento dos dias da purificação, quando seria feita a favor de cada um deles a respectiva oferta.
27 Yedi günlük paklanma süresi bitmek üzereydi. Ege bölgesinden gelen Yahudiler Pavlusʼu tapınak avlusunda gördüler. Bütün kalabalığı ayağa kaldırdılar ve Pavlusʼu yakaladılar.
27 Mas quando os sete dias estavam quase a terminar, os judeus da Ásia, tendo-o visto no templo, alvoroçaram todo o povo e agarraram-no,
28 Şöyle bağırdılar: “Ey İsrailoğulları, yardım edin! Her yerde herkese halkımızı, Tevratʼı ve bu yeri kötülemeyi öğreten adam budur. Üstelik tapınak avlusuna Grekleri sokarak bu kutsal yeri kirletti.”
28 clamando: Varões israelitas, acudi; este é o homem que por toda parte ensina a todos contra o povo, contra a lei, e contra este lugar; e ainda, além disso, introduziu gregos no templo, e tem profanado este santo lugar.
29 Ege bölgesinden gelen Yahudiler böyle konuştular, çünkü daha önce Efesli Trofimosʼu şehirde Pavlusʼun yanında görmüşlerdi ve Pavlusʼun Trofimosʼu tapınağa götürdüğünü sandılar.
29 Antes tinham visto com ele na cidade a Trófimo de Éfeso, e pensavam que Paulo o introduzira no templo.
30 Bütün şehir ayaklandı, insanlar her taraftan koşuşup geldiler. Pavlusʼu yakalayıp tapınak avlusundan dışarıya sürüklediler. Hemen arkalarından avlu kapıları kapatıldı.
30 Alvoroçou-se toda a cidade, e houve ajuntamento do povo; e agarrando a Paulo, arrastaram-no para fora do templo, e logo as portas se fecharam.
31 Kalabalık Pavlusʼu öldürmek istiyordu. O sırada Romalı ordu komutanına bütün Yeruşalim karıştı diye haber geldi.
31 E, procurando eles matá-lo, chegou ao comandante da corte o aviso de que Jerusalém estava toda em confusão;
32 Komutan hemen yanına birkaç asker ve yüzbaşı alıp koşa koşa kalabalığın olduğu yere indi. Onlar da komutanı ve askerleri görünce, Pavlusʼu dövmekten vazgeçtiler.
32 o qual, tomando logo consigo soldados e centuriões, correu para eles; e quando viram o comandante e os soldados, cessaram de espancar a Paulo.
33 Ondan sonra komutan yaklaşıp Pavlusʼu yakaladı ve iki zincirle bağlanması için emir verdi. Onun kim olduğunu ve ne yaptığını öğrenmeye çalıştı.
33 Então aproximando-se o comandante, prendeu-o e mandou que fosse acorrentado com duas cadeias, e perguntou quem era e o que tinha feito.
34 Ama kalabalıkta her kafadan bir ses çıkıyordu. Komutan kargaşa yüzünden gerçeği öğrenemeyince, Pavlusʼun kaleye götürülmesini emretti.
34 E na multidão uns gritavam de um modo, outros de outro; mas, não podendo por causa do alvoroço saber a verdade, mandou conduzi-lo à fortaleza.
35 Merdivenlere kadar geldiler. Halk o kadar kudurmuştu ki, askerler Pavlusʼu omuzlarında taşımak zorunda kaldılar.
35 E sucedeu que, chegando às escadas, foi ele carregado pelos soldados por causa da violência da turba.
36 “Onu yok edin!” diye bağıran kalabalık peşlerini bırakmadı.
36 Pois a multidão o seguia, clamando: Mata-o!
37 Pavlus kalenin içine götürülürken komutana, “Sana bir şey söyleyebilir miyim?” dedi. Komutan, “Grekçe biliyor musun?” diye sordu.
37 Quando estava para ser introduzido na fortaleza, disse Paulo ao comandante: É-me permitido dizer-te alguma coisa? Respondeu ele: Sabes o grego?
38 “Demek ki sen bir süre önce ayaklanma başlatan ve dört bin teröristi alıp ıssız yerlere götüren şu Mısırlısın, öyle değil mi?”
38 Não és porventura o egípcio que há poucos dias fez uma sedição e levou ao deserto os quatro mil sicários?
39 Pavlus ona şöyle dedi: “Ben Kilikya bölgesinden Tarsuslu bir Yahudiʼyim. Önemli bir şehrin vatandaşıyım. Sana yalvarıyorum, bana izin ver de, halkla konuşayım.”
39 Mas Paulo lhe disse: Eu sou judeu, natural de Tarso, cidade não insignificante da Cilícia; rogo-te que me permitas falar ao povo.
40 Komutan izin verince, Pavlus merdivenin üzerinde durup eliyle halka işaret etti. Etrafa derin bir sessizlik çöktükten sonra Aramice konuşmaya başladı.
40 E, havendo-lho permitido o comandante, Paulo, em pé na escada, fez sinal ao povo com a mão; e, feito grande silêncio, falou em língua hebraica, dizendo:

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Atos 21, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.