Atos 17

Open Basic Turkish New Testament (TUR_OBT) vs ARA

Sair da comparação
ARA Almeida Revista e Atualizada 1993
1 Pavlusʼla yanındakiler Amfipolis ve Apollonya şehirlerinden geçip Selanik şehrine gittiler. Orada Yahudilerin bir toplantı yeri vardı.
1 Tendo passado por Anfípolis e Apolônia, chegaram a Tessalônica, onde havia uma sinagoga de judeus.
2 Pavlus, kendi adetine göre, onların toplantılarına katıldı. Arka arkaya üç Şabat günü onlarla Kutsal Yazılar üzerinde tartıştı.
2 Paulo, segundo o seu costume, foi procurá-los e, por três sábados, arrazoou com eles acerca das Escrituras,
3 Pavlus yazıları açıkladı, Mesihʼin acı çekmesi ve ölümden dirilmesi gerektiğini kanıtlarla anlattı. Onlara şöyle dedi: “Size sözünü ettiğim bu İsa, Mesihʼin kendisidir.”
3 expondo e demonstrando ter sido necessário que o Cristo padecesse e ressurgisse dentre os mortos; e este, dizia ele, é o Cristo, Jesus, que eu vos anuncio.
4 Yahudilerden bazıları ve Allahʼa tapınan bir sürü Grek ikna olup iman ettiler ve Pavlusʼla Silasʼa katıldılar. Aralarında birçok önemli kadın da vardı.
4 Alguns deles foram persuadidos e unidos a Paulo e Silas, bem como numerosa multidão de gregos piedosos e muitas distintas mulheres.
5 Yahudi liderler ise kıskançlığa kapıldılar. Çarşıda boş gezen serserileri topladılar ve kalabalık halinde şehirde kargaşa başlattılar. Yasonʼun evini bastılar. Pavlusʼla Silasʼı arıyorlardı. Onları halkın önüne çıkarıp yargılamak istiyorlardı.
5 Os judeus, porém, movidos de inveja, trazendo consigo alguns homens maus dentre a malandragem, ajuntando a turba, alvoroçaram a cidade e, assaltando a casa de Jasom, procuravam trazê-los para o meio do povo.
6 Fakat onları bulamayınca, Yasonʼu ve bazı imanlıları şehir yöneticilerinin önüne sürükleyip şöyle bağırdılar: “Dünyayı altüst eden bu adamlar buraya da geldiler.
6 Porém, não os encontrando, arrastaram Jasom e alguns irmãos perante as autoridades, clamando: Estes que têm transtornado o mundo chegaram também aqui,
7 Yason onları misafir etti. Onların hepsi imparatorun buyruklarına karşı koyuyor. İsa adında başka bir kral var, diyorlar.”
7 os quais Jasom hospedou. Todos estes procedem contra os decretos de César, afirmando ser Jesus outro rei.
8 Bu sözleri işiten kalabalık ve şehir yöneticileri telaşa kapıldılar.
8 Tanto a multidão como as autoridades ficaram agitadas ao ouvirem estas palavras;
9 Şehir yöneticileri Yason ve diğerlerinden yeterli para aldıktan sonra, onları serbest bıraktılar.
9 contudo, soltaram Jasom e os mais, após terem recebido deles a fiança estipulada.
10 İmanlılar da hiç beklemeden Pavlusʼla Silasʼı geceleyin Veriya şehrine gönderdiler. Pavlusʼla Silas oraya varınca, Yahudilerin toplantı yerine gittiler.
10 E logo, durante a noite, os irmãos enviaram Paulo e Silas para Bereia; ali chegados, dirigiram-se à sinagoga dos judeus.
11 Veriyaʼdaki Yahudiler Selanikʼtekilerden daha açık fikirliydi. Allahʼın sözünü büyük hevesle kabul ettiler. Anlatılanların doğru olup olmadığını anlamak için her gün Kutsal Yazılarʼı araştırıyorlardı.
11 Ora, estes de Bereia eram mais nobres que os de Tessalônica; pois receberam a palavra com toda a avidez, examinando as Escrituras todos os dias para ver se as coisas eram, de fato, assim.
12 Sonuç olarak birçok Yahudi ile bir sürü saygın Grek kadın ve erkek imana geldi.
12 Com isso, muitos deles creram, mulheres gregas de alta posição e não poucos homens.
13 Fakat Selanikli Yahudi liderler Pavlusʼun Veriyaʼda da Allahʼın sözünü yaydığını öğrenince oraya gittiler. Halkı ayağa kaldırıp kargaşa çıkardılar.
13 Mas, logo que os judeus de Tessalônica souberam que a palavra de Deus era anunciada por Paulo também em Bereia, foram lá excitar e perturbar o povo.
14 Bu yüzden imanlılar hemen Pavlusʼu deniz kenarına gönderdiler. Silasʼla Timoteos ise Veriyaʼda kaldılar.
14 Então, os irmãos promoveram, sem detença, a partida de Paulo para os lados do mar. Porém Silas e Timóteo continuaram ali.
15 Pavlusʼa eşlik edenler onu Atinaʼya kadar götürdüler. Pavlusʼtan, “Silasʼla Timoteos bir an önce yanıma gelsinler” diye buyruk aldıktan sonra yanından ayrıldılar.
15 Os responsáveis por Paulo levaram-no até Atenas e regressaram trazendo ordem a Silas e Timóteo para que, o mais depressa possível, fossem ter com ele.
16 Pavlus Silasʼla Timoteosʼu Atinaʼda bekliyordu. Şehrin her tarafında putlar olduğunu görünce ruhu acıyla doldu.
16 Enquanto Paulo os esperava em Atenas, o seu espírito se revoltava em face da idolatria dominante na cidade.
17 Bu sebeple toplantı yerinde Yahudiler ve Allahʼa tapınan Greklerle konuştu. Her gün çarşı meydanında karşılaştığı insanlarla da konuştu.
17 Por isso, dissertava na sinagoga entre os judeus e os gentios piedosos; também na praça, todos os dias, entre os que se encontravam ali.
18 Ayrıca Epikürcüve Stoacıolarak bilinen bazı filozoflar onunla tartışmaya başladılar. Onlardan kimileri, “Bu boşboğaz ne demek istiyor?” diye soruyordu. Diğerleriyse, “Galiba yabancı tanrıların propagandasını yapıyor” diyorlardı. Çünkü Pavlus, İsaʼyı ve Dirilişʼimüjdeliyordu.
18 E alguns dos filósofos epicureus e estoicos contendiam com ele, havendo quem perguntasse: Que quer dizer esse tagarela? E outros: Parece pregador de estranhos deuses; pois pregava a Jesus e a ressurreição.
19 Pavlusʼu alıp Arestepeʼdetoplanan Atina meclisine götürdüler. Ona şöyle dediler: “Vaaz ettiğin bu yeni inancın ne olduğunu öğrenebilir miyiz?
19 Então, tomando-o consigo, o levaram ao Areópago, dizendo: Poderemos saber que nova doutrina é essa que ensinas?
20 Kulağımıza garip gelen şeyler söylüyorsun. Bu şeylerin anlamını öğrenmek istiyoruz.”
20 Posto que nos trazes aos ouvidos coisas estranhas, queremos saber o que vem a ser isso.
21 Bütün Atinalılar ve orada bulunan yabancılar vakitlerini hep yeni fikirler anlatıp dinlemekle geçiriyorlardı.
21 Pois todos os de Atenas e os estrangeiros residentes de outra coisa não cuidavam senão dizer ou ouvir as últimas novidades.
22 Pavlus da Arestepe Meclisiʼnin ortasında durup şöyle dedi: “Ey Atinalılar! Her konuda çok dindar olduğunuzu gördüm.
22 Então, Paulo, levantando-se no meio do Areópago, disse: Senhores atenienses! Em tudo vos vejo acentuadamente religiosos;
23 Çünkü gezinirken ve tapınma yerlerinizi incelerken üzerinde ‘Bilinmeyen tanrıya ait’ diye yazılmış bir kurban yerine bile rastladım. Siz bilmediğiniz bir tanrıya tapıyorsunuz. Bilmeden taptığınız bu Tanrıʼyı size anlatayım.
23 porque, passando e observando os objetos de vosso culto, encontrei também um altar no qual está inscrito: Ao Deus Desconhecido . Pois esse que adorais sem conhecer é precisamente aquele que eu vos anuncio.
24 Dünyayı ve onun içindeki her şeyi yaratan Allahʼtır. O, yerin ve göğün Efendisi olduğu için elle yapılmış tapınaklarda oturmaz.
24 O Deus que fez o mundo e tudo o que nele existe, sendo ele Senhor do céu e da terra, não habita em santuários feitos por mãos humanas.
25 Oʼnun bir şeye ihtiyacı varmış gibi insan eliyle Oʼna yardım edilmez. Çünkü herkese hayat, soluk ve her şeyi veren Oʼdur.
25 Nem é servido por mãos humanas, como se de alguma coisa precisasse; pois ele mesmo é quem a todos dá vida, respiração e tudo mais;
26 Allah Tek insandan bütün milletleri yarattı. Onları yeryüzünün dört bucağına yerleştirdi. Onların tarihlerine ve yaşayacakları yerlerin sınırlarına önceden karar verdi.
26 de um só fez toda a raça humana para habitar sobre toda a face da terra, havendo fixado os tempos previamente estabelecidos e os limites da sua habitação;
27 Allah bunu, insanlar Oʼnu elleriyle yoklarmış gibi arayıp bulsunlar diye yaptı. O aslında hiçbirimizden uzak değildir.
27 para buscarem a Deus se, porventura, tateando, o possam achar, bem que não está longe de cada um de nós;
28 ‘Çünkü biz Oʼnda yaşıyoruz ve hareket ediyoruz. Var olmamız Oʼndandır.’Aranızdan bazı şairlerin de dediği gibi, ‘Biz de Oʼnun soyundanız.’
28 pois nele vivemos, e nos movemos, e existimos, como alguns dos vossos poetas têm dito: Porque dele também somos geração.
29 Madem Allahʼın soyundanız, şunu anlamalıyız: Allahʼın özü altın, gümüş ya da taştan bir şeye benzemez, insan ustalığı ve hayal gücüyle şekil verilen bir şey değildir.
29 Sendo, pois, geração de Deus, não devemos pensar que a divindade é semelhante ao ouro, à prata ou à pedra, trabalhados pela arte e imaginação do homem.
30 Allah, cahillik zamanlarını görmemezlikten geldi. Ama şimdi her yerde herkesin tövbe etmesini emrediyor.
30 Ora, não levou Deus em conta os tempos da ignorância; agora, porém, notifica aos homens que todos, em toda parte, se arrependam;
31 Çünkü Allah bir gün seçti ve o gün görevlendirdiği adam aracılığıyla dünyadaki bütün insanları adaletle yargılayacak. Oʼnu ölümden dirilterek bunu herkese kanıtladı.”
31 porquanto estabeleceu um dia em que há de julgar o mundo com justiça, por meio de um varão que destinou e acreditou diante de todos, ressuscitando-o dentre os mortos.
32 Ölülerin dirilme konusunu duyunca, bazıları alay etmeye başladılar. Başkalarıysa, “Bu konuda seni tekrar dinleyeceğiz” dediler.
32 Quando ouviram falar de ressurreição de mortos, uns escarneceram, e outros disseram: A respeito disso te ouviremos noutra ocasião.
33 Böylece Pavlus onların arasından ayrıldı.
33 A essa altura, Paulo se retirou do meio deles.
34 Ama bazı adamlar ona katılarak iman ettiler. Onların arasında meclis üyesi Dionisiyos, Damaris adında bir kadın ve birkaç kişi daha vardı.
34 Houve, porém, alguns homens que se agregaram a ele e creram; entre eles estava Dionísio, o areopagita, uma mulher chamada Dâmaris e, com eles, outros mais.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Atos 17, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.