Atos 16

Open Basic Turkish New Testament (TUR_OBT) vs ARA

Sair da comparação
ARA Almeida Revista e Atualizada 1993
1 Sonra Pavlus Derbe ve Listra şehirlerine geldi. Listraʼda İsaʼnın Timoteos adında bir öğrencisi vardı. Annesi İsaʼya iman etmiş bir Yahudi, babası ise Grekti.
1 Chegou também a Derbe e a Listra. Havia ali um discípulo chamado Timóteo, filho de uma judia crente, mas de pai grego;
2 Listra ve Konyaʼdaki imanlılar Timoteos hakkında iyi şeyler söylüyorlardı.
2 dele davam bom testemunho os irmãos em Listra e Icônio.
3 Pavlus Timoteosʼu yolculukta yanına almak istedi. O bölgedeki Yahudiler yüzünden Timoteosʼu sünnet ettirdi.Çünkü babasının Grek olduğunu hepsi biliyordu.
3 Quis Paulo que ele fosse em sua companhia e, por isso, circuncidou-o por causa dos judeus daqueles lugares; pois todos sabiam que seu pai era grego.
4 Pavlus, Silas ve Timoteos şehir kasaba dolaştılar. Yeruşalimʼdeki elçilerle diğer liderlerin aldığı kararları imanlılara bildirdiler. Bunlara uymalarını istediler.
4 Ao passar pelas cidades, entregavam aos irmãos, para que as observassem, as decisões tomadas pelos apóstolos e presbíteros de Jerusalém.
5 Böylece toplulukların imanı kuvvetlendi, imanlılar her gün sayıca çoğaldılar.
5 Assim, as igrejas eram fortalecidas na fé e, dia a dia, aumentavam em número.
6 Pavlus, Silas ve Timoteos Frigya ve Galatya sınırlarındaki bölgeden geçtiler, çünkü Kutsal Ruh Ege bölgesinde vaaz etmelerini engellemişti.
6 E, percorrendo a região frígio-gálata, tendo sido impedidos pelo Espírito Santo de pregar a palavra na Ásia,
7 Misya bölgesine varınca Bitinya bölgesine geçmek istediler, ama İsaʼnın Ruhʼu onlara izin vermedi.
7 defrontando Mísia, tentavam ir para Bitínia, mas o Espírito de Jesus não o permitiu.
8 Misyaʼdan geçip Troas şehrine gittiler.
8 E, tendo contornado Mísia, desceram a Trôade.
9 O gece Pavlus olağanüstü bir görüntü gördü. Karşısında Makedonyalı bir adam durmuş ona şöyle yalvarıyordu: “Makedonyaʼya gel ve bize yardım et!”
9 À noite, sobreveio a Paulo uma visão na qual um varão macedônio estava em pé e lhe rogava, dizendo: Passa à Macedônia e ajuda-nos.
10 Pavlusʼun gördüğü bu görüntüden sonra hemen oradan ayrılıp Makedonyaʼya gitmenin bir yolunu aradık. Çünkü Allahʼın bizi oradakilere Müjdeʼyi duyurmaya çağırdığını anladık.
10 Assim que teve a visão, imediatamente, procuramos partir para aquele destino, concluindo que Deus nos havia chamado para lhes anunciar o evangelho.
11 Troasʼtan denize açılıp doğrudan Semadirek adasına gittik. Ertesi gün Neapolisşehrine devam ettik.
11 Tendo, pois, navegado de Trôade, seguimos em direitura a Samotrácia, no dia seguinte, a Neápolis
12 Oradan da Filipiʼyegeçtik. Filipi, Romalıların kurduğu bir yerleşme yerive Makedonya bölgesinin birinci kısmında bulunan bir şehirdir. Orada birkaç gün kaldık.
12 e dali, a Filipos, cidade da Macedônia, primeira do distrito e colônia. Nesta cidade, permanecemos alguns dias.
13 Şabat günü şehir kapısından çıkıp ırmak kenarına gittik. Orada bir dua yeri olacağını düşündük. Oturduk ve toplanmış olan kadınlarla konuşmaya başladık.
13 No sábado, saímos da cidade para junto do rio, onde nos pareceu haver um lugar de oração; e, assentando-nos, falamos às mulheres que para ali tinham concorrido.
14 Bizi dinleyenler arasında Tiyatiraşehrinden Lidya adında bir kadın vardı. Mor renkli kumaş ticareti yapardı. Allahʼa tapınan biriydi. Pavlusʼun söylediklerine önem vermesi için Rab Lidyaʼnın yüreğini açtı.
14 Certa mulher, chamada Lídia, da cidade de Tiatira, vendedora de púrpura, temente a Deus, nos escutava; o Senhor lhe abriu o coração para atender às coisas que Paulo dizia.
15 Kendisi ve bütün ev halkı vaftiz oldu. Sonra bizi evine davet etti: “Eğer siz beni Rabbe iman etmiş biri sayarsanız, evime gelip bende kalın” dedi. Böylece bizi razı etti.
15 Depois de ser batizada, ela e toda a sua casa, nos rogou, dizendo: Se julgais que eu sou fiel ao Senhor, entrai em minha casa e aí ficai. E nos constrangeu a isso.
16 Bir gün, biz dua yerine giderken, bir köle kızla karşılaştık. Kızın içinde falcılık ruhu vardı. Gelecekten haber vererek sahiplerine çok para kazandırıyordu.
16 Aconteceu que, indo nós para o lugar de oração, nos saiu ao encontro uma jovem possessa de espírito adivinhador, a qual, adivinhando, dava grande lucro aos seus senhores.
17 Pavlusʼla bizim arkamıza takıldı ve şöyle bağırıp durdu: “Bu adamlar yüce Allahʼın kullarıdır. Size kurtuluş yolunu bildiriyorlar.”
17 Seguindo a Paulo e a nós, clamava, dizendo: Estes homens são servos do Deus Altíssimo e vos anunciam o caminho da salvação.
18 Günlerce böyle devam etti. Pavlus bundan öyle rahatsız oldu ki, dönüp kızdaki ruha şöyle dedi: “İsa Mesihʼin adıyla sana emrediyorum, bu kızın içinden çık!” Ruh da anında kızdan çıktı.
18 Isto se repetia por muitos dias. Então, Paulo, já indignado, voltando-se, disse ao espírito: Em nome de Jesus Cristo, eu te mando: retira-te dela. E ele, na mesma hora, saiu.
19 Kızın sahipleri para kazanma umutlarının yok olduğunu gördüler. Pavlusʼla Silasʼı yakalayıp meydana, şehir yöneticilerinin önüne sürüklediler.
19 Vendo os seus senhores que se lhes desfizera a esperança do lucro, agarrando em Paulo e Silas, os arrastaram para a praça, à presença das autoridades;
20 Onları hâkimlerin yanına götürüp şöyle dediler: “Bu adamlar şehrimizi karıştırıyorlar. Onlar Yahudi.
20 e, levando-os aos pretores, disseram: Estes homens, sendo judeus, perturbam a nossa cidade,
21 Biz Romalıların kabul etmesi ve uygulaması yasak olan adetler yayıyorlar.”
21 propagando costumes que não podemos receber, nem praticar, porque somos romanos.
22 Kalabalık da Pavlusʼla Silasʼa yapılan saldırıya katıldı. Hâkimler onların elbiselerinin yırtılıp çıkartılması ve sopalarla dövülmeleri için buyruk verdiler.
22 Levantou-se a multidão, unida contra eles, e os pretores, rasgando-lhes as vestes, mandaram açoitá-los com varas.
23 Onları iyice dövdükten sonra, hapishaneye attılar. Hapishane müdürüne de, onları sıkı güvenlik altına alması için buyruk verdiler.
23 E, depois de lhes darem muitos açoites, os lançaram no cárcere, ordenando ao carcereiro que os guardasse com toda a segurança.
24 Böyle bir buyruğu alan müdür, onları hapishanenin en içerdeki kısmına attı ve ayaklarını tomruğa vurdu.
24 Este, recebendo tal ordem, levou-os para o cárcere interior e lhes prendeu os pés no tronco.
25 Gece yarısına yakın bir vakitte Pavlus ve Silas dua ediyor, ilahilerle Allahʼı övüyorlardı. Öbür tutuklular da onları dinliyordu.
25 Por volta da meia-noite, Paulo e Silas oravam e cantavam louvores a Deus, e os demais companheiros de prisão escutavam.
26 Aniden öyle büyük bir deprem oldu ki, hapishanenin temelleri sarsıldı. Birdenbire bütün kapılar açıldı ve herkesin zincirleri çözüldü.
26 De repente, sobreveio tamanho terremoto, que sacudiu os alicerces da prisão; abriram-se todas as portas, e soltaram-se as cadeias de todos.
27 Hapishane müdürü uykusundan kalktı, hapishanenin kapılarını açık gördü ve bütün tutukluların kaçmış olduğunu sandı. Bu sebeple kılıcını çekip kendini öldürecekti.
27 O carcereiro despertou do sono e, vendo abertas as portas do cárcere, puxando da espada, ia suicidar-se, supondo que os presos tivessem fugido.
28 Fakat Pavlus yüksek sesle şöyle dedi: “Sakın kendine zarar verme, çünkü hepimiz buradayız!”
28 Mas Paulo bradou em alta voz: Não te faças nenhum mal, que todos aqui estamos!
29 Müdür lamba getirtti, içeri koştu ve korkudan titreyerek Pavlusʼla Silasʼın önünde yere kapandı.
29 Então, o carcereiro, tendo pedido uma luz, entrou precipitadamente e, trêmulo, prostrou-se diante de Paulo e Silas.
30 Onları dışarı çıkarttı. “Efendiler, kurtulmak için ne yapmam lazım?” diye sordu.
30 Depois, trazendo-os para fora, disse: Senhores, que devo fazer para que seja salvo?
31 Onlar, “Rab İsaʼya iman et, hem sen, hem de ev halkın kurtulacaksınız” dediler.
31 Responderam-lhe: Crê no Senhor Jesus e serás salvo, tu e tua casa.
32 Ondan sonra müdüre ve onun evindekilere Rabbin sözünü anlattılar.
32 E lhe pregaram a palavra de Deus e a todos os de sua casa.
33 Müdür de onları gecenin o saatinde su bulunan bir yere götürüp yaralarını yıkadı. Hemen sonra kendisi ve evindeki herkes vaftiz oldu.
33 Naquela mesma hora da noite, cuidando deles, lavou-lhes os vergões dos açoites. A seguir, foi ele batizado, e todos os seus.
34 Müdür Pavlusʼla Silasʼı yukarı çıkarıp kendi evine götürdü ve önlerinde sofra kurdu. Evindeki herkesle birlikte sevinçle doldu. Çünkü Allahʼa iman etmişti.
34 Então, levando-os para a sua própria casa, lhes pôs a mesa; e, com todos os seus, manifestava grande alegria, por terem crido em Deus.
35 Sabah olunca, hâkimler silahlı görevlileri gönderip, “O adamları serbest bırakın” diye emrettiler.
35 Quando amanheceu, os pretores enviaram oficiais de justiça, com a seguinte ordem: Põe aqueles homens em liberdade.
36 Hapishane müdürü bu sözleri Pavlusʼa bildirdi. “Hâkimler sizi serbest bırakmak için haber yolladılar. Bunun için şimdi dışarı çıkıp esenlikle gidin” dedi.
36 Então, o carcereiro comunicou a Paulo estas palavras: Os pretores ordenaram que fôsseis postos em liberdade. Agora, pois, saí e ide em paz.
37 Fakat Pavlus görevlilere şöyle dedi: “Biz Roma vatandaşlarıyız! Hiç dava açmadan bizi herkesin önünde dövüp hapishaneye attılar. Şimdi bizi gizlice mi kovacaklar? Olmaz öyle şey! Hayır, kendileri gelip bizi çıkarsınlar!”
37 Paulo, porém, lhes replicou: Sem ter havido processo formal contra nós, nos açoitaram publicamente e nos recolheram ao cárcere, sendo nós cidadãos romanos; querem agora, às ocultas, lançar-nos fora? Não será assim; pelo contrário, venham eles e, pessoalmente, nos ponham em liberdade.
38 Görevliler bu sözleri hâkimlere bildirdiler. Hâkimler de Pavlusʼla Silasʼın Roma vatandaşı olduğunu duyunca korktular.
38 Os oficiais de justiça comunicaram isso aos pretores; e estes ficaram possuídos de temor, quando souberam que se tratava de cidadãos romanos.
39 Gelip özür dilediler. Onları serbest bıraktıktan sonra şehirden ayrılmalarını rica ettiler.
39 Então, foram ter com eles e lhes pediram desculpas; e, relaxando-lhes a prisão, rogaram que se retirassem da cidade.
40 Hapisten çıkan Pavlusʼla Silas Lidyaʼnın evine gittiler. İmanlılarla görüşüp onları yüreklendirdikten sonra oradan ayrıldılar.
40 Tendo-se retirado do cárcere, dirigiram-se para a casa de Lídia e, vendo os irmãos, os confortaram. Então, partiram.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Atos 16, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.