Atos 11

Open Basic Turkish New Testament (TUR_OBT) vs ARC

Sair da comparação
ARC Almeida Revista e Corrigida 2009
1 Bu arada elçiler ve Yahudiyeʼdeki imanlılar, diğer milletlerin de Allahʼın sözünü kabul ettiğini duydular.
1 E ouviram os apóstolos e os irmãos que estavam na Judeia que também os gentios tinham recebido a palavra de Deus.
2 Petrus Yeruşalimʼe varınca, sünnete önem verenYahudi imanlılar onu eleştirdiler.
2 E, subindo Pedro a Jerusalém, disputavam com ele os que eram da circuncisão,
3 “Sen sünnetsiz kişilerle aynı çatı altına girip onlarla birlikte yemek yemişsin!” dediler.
3 dizendo: Entraste em casa de varões incircuncisos e comeste com eles.
4 Petrus olup bitenleri onlara tek tek anlatmaya başladı.
4 Mas Pedro começou a fazer-lhes uma exposição por ordem, dizendo:
5 “Ben Yafa şehrindeyken dua ediyordum” dedi. “O sırada olağanüstü hale dalıp bir görüntü gördüm. Büyük çarşafa benzeyen bir şey dört köşesinden tutulup gökten aşağıya indirildi. Bulunduğum yere kadar geldi.
5 Estando eu orando na cidade de Jope, tive, num arrebatamento dos sentidos, uma visão; via um vaso, como um grande lençol que descia do céu e vinha até junto de mim.
6 Gözlerimi çarşafa dikip onu inceledim. Yeryüzünde yaşayan dört ayaklı hayvanlar, yabani hayvanlar, sürüngenler ve kuşlar gördüm.
6 E, pondo nele os olhos, considerei e vi animais da terra, quadrúpedes, e feras, e répteis, e aves do céu.
7 Sonra bana, ‘Petrus, kalk, kes ve ye!’ diyen bir ses işittim.
7 E ouvi uma voz que me dizia: Levanta-te, Pedro! Mata e come.
8 Fakat ben şöyle dedim: ‘Ya Rab! Kesinlikle olmaz! Murdar ya da din bakımından kirli olan bir şey asla ağzıma girmedi.’
8 Mas eu disse: De maneira nenhuma, Senhor; pois nunca em minha boca entrou coisa alguma comum ou imunda.
9 Ses ikinci defa gökten, ‘Allahʼın temiz kıldığı şeyi, murdar sayma’ dedi.
9 Mas a voz respondeu-me do céu segunda vez: Não chames tu comum ao que Deus purificou.
10 Bu olay üç defa oldu. Ondan sonra her şey tekrar göğe çekildi.
10 E sucedeu isto por três vezes; e tudo tornou a recolher-se no céu.
11 Tam o anda kaldığım evin önünde üç adam durdu. Onlar Sezariye şehrinden bana gönderilmişlerdi.
11 E eis que, na mesma hora, pararam junto da casa em que eu estava três varões que me foram enviados de Cesareia.
12 Kutsal Ruh bana, problem çıkarmadan onlarla gitmemi söyledi. Bu altı kardeş de benimle geldi ve biz adamın evine girdik.
12 E disse-me o Espírito que fosse com eles, nada duvidando; e também estes seis irmãos foram comigo, e entramos em casa daquele varão.
13 O da bize kendi evinde görünen meleği nasıl gördüğünü anlattı. Melek ona şöyle demiş: ‘Yafaʼya haber yolla ve Petrus lakabıyla bilinen Simunʼu buraya çağırt.
13 E contou-nos como vira em pé um anjo em sua casa, e lhe dissera: Envia varões a Jope e manda chamar a Simão, que tem por sobrenome Pedro,
14 Onun sana söyleyeceği sözlerle sen ve bütün ev halkın kurtuluş bulacaksınız.’
14 o qual te dirá palavras com que te salves, tu e toda a tua casa.
15 Konuşmaya başladım. Tam o sırada Kutsal Ruh üzerimize ilk indiği gibi onların üzerine de indi.
15 E, quando comecei a falar, caiu sobre eles o Espírito Santo, como também sobre nós ao princípio.
16 O zaman Rabbin şu sözü aklıma geldi: ‘Yahya suyla vaftiz etti, ama siz Kutsal Ruhʼla vaftiz olacaksınız.’
16 E lembrei-me do dito do Senhor, quando disse: João certamente batizou com água, mas vós sereis batizados com o Espírito Santo.
17 Allah onlara, Rab İsa Mesihʼe iman eden bizlere verdiğinin aynısını verdi. Bu durumda ben kimim ki, Allahʼa karşı geleyim?”
17 Portanto, se Deus lhes deu o mesmo dom que a nós, quando cremos no Senhor Jesus Cristo, quem era, então, eu, para que pudesse resistir a Deus?
18 Bunu işitince yatıştılar ve Allahʼı yüceltip şöyle dediler: “Demek, Allah diğer milletlere de tövbe edip sonsuz yaşama kavuşma fırsatını vermiş.”
18 E, ouvindo estas coisas, apaziguaram-se e glorificaram a Deus, dizendo: Na verdade, até aos gentios deu Deus o arrependimento para a vida.
19 İstefanosʼun öldürülmesinden sonra eziyet sonucu dağılan imanlılar ta Fenike, Kıbrıs ve Antakyaʼya kadar gittiler. İsa hakkındaki haberi Yahudilerden başka kimseye duyurmadılar.
19 E os que foram dispersos pela perseguição que sucedeu por causa de Estêvão caminharam até à Fenícia, Chipre e Antioquia, não anunciando a ninguém a palavra senão somente aos judeus.
20 Fakat aralarında bazı Kıbrıslı ve Kireneli adamlar vardı. Onlar Antakyaʼya gelip Greklerle de konuşmaya başladılar. Greklere Rab İsaʼyı müjdelediler.
20 E havia entre eles alguns varões de Chipre e de Cirene, os quais, entrando em Antioquia, falaram aos gregos, anunciando o Senhor Jesus.
21 Rabbin eli onların üzerindeydi ve birçok kişi iman edip Rabbe döndü.
21 E a mão do Senhor era com eles; e grande número creu e se converteu ao Senhor.
22 Olup bitenlerin haberi Yeruşalimʼdeki imanlılar topluluğuna ulaştı. Bunun üzerine Barnabaʼyı Antakyaʼya yolladılar.
22 E chegou a fama destas coisas aos ouvidos da igreja que estava em Jerusalém; e enviaram Barnabé até Antioquia,
23 Barnaba oraya vardığında Allahʼın oradakilere gösterdiği lütfu görünce sevindi. Rabbe canı gönülden sadık kalmaları için herkese cesaret verdi.
23 o qual, quando chegou e viu a graça de Deus, se alegrou e exortou a todos a que, com firmeza de coração, permanecessem no Senhor.
24 O, Kutsal Ruh ve imanla dolu, iyi bir adamdı. Böylece daha birçok kişi Rabbin topluluğuna katıldı.
24 Porque era homem de bem e cheio do Espírito Santo e de fé. E muita gente se uniu ao Senhor.
25 Bundan sonra Barnaba, Saulʼu aramak için Tarsusʼa gitti.
25 E partiu Barnabé para Tarso, a buscar Saulo; e, achando-o, o conduziu para Antioquia.
26 Onu bulunca da Antakyaʼya geri getirdi. Bir yıl boyunca imanlılar topluluğuna katılıp birçok kişiyi eğittiler. İsaʼnın öğrencilerine Hristiyanadı ilk kez Antakyaʼda verildi.
26 E sucedeu que todo um ano se reuniram naquela igreja e ensinaram muita gente. Em Antioquia, foram os discípulos, pela primeira vez, chamados cristãos.
27 O günlerde Yeruşalimʼden birkaç peygamber Antakyaʼya geldi.
27 Naqueles dias, desceram profetas de Jerusalém para Antioquia.
28 Onların arasında Hagabos adında biri vardı. O ayağa kalkıp bütün dünyada korkunç bir kıtlık olacağını Kutsal Ruh aracılığıyla bildirdi. Bu kıtlık da İmparator Klavdiyusʼun zamanında oldu.
28 E, levantando-se um deles, por nome Ágabo, dava a entender, pelo Espírito, que haveria uma grande fome em todo o mundo, e isso aconteceu no tempo de Cláudio César.
29 Bunun üzerine Antakyaʼdaki imanlılar Yahudiyeʼde yaşayan imanlılara yardım etmeye karar verdiler. Her biri elinden geldiği kadar yardım gönderecekti.
29 E os discípulos determinaram mandar, cada um conforme o que pudesse, socorro aos irmãos que habitavam na Judeia.
30 Bağışlarını Barnaba ve Saulʼun eliyle Yeruşalimʼdeki topluluk liderlerine gönderdiler.
30 O que eles com efeito fizeram, enviando-o aos anciãos por mão de Barnabé e de Saulo.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar Atos 11, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.