2 Coríntios 8

Open Basic Turkish New Testament (TUR_OBT) vs NTLH

Sair da comparação
NTLH Nova Tradução na Linguagem de Hoje 2000
1 Ey kardeşler, Allahʼın Makedonyaʼdaki imanlı topluluklarında lütfuyla neler yaptığını size anlatmak istiyoruz.
1 Irmãos, queremos que vocês saibam o que a graça de Deus tem feito nas igrejas da província da Macedônia.
2 Onların sabırları büyük sıkıntılarla denenmişti. Yine de sevinçle dolup taştılar. Son derece fakirdirler. Yine de büyük bir cömertlikle yardım parası topladılar.
2 Os irmãos dali têm sido muito provados pelas aflições por que têm passado. Mas a alegria deles foi tanta, que, embora sendo muito pobres, eles deram ofertas com grande generosidade.
3 Güçleri yettiği kadarını, hem de daha fazlasını kendi istekleriyle verdiler. Buna şahit oldum.
3 Afirmo a vocês que eles fizeram tudo o que podiam e mais ainda. E, com toda a boa vontade,
4 Hatta Allahʼın Yahudiyeʼdeki kutsal halkına yapılacak yardımı Allahʼtan bir lütuf saydılar. Buna katılmalarına izin vermemizi önemle rica ettiler.
4 pediram com insistência que os deixássemos participar da ajuda para o povo de Deus da Judeia e eles insistiram nisso.
5 Beklediğimizden de fazlasını yaptılar. Kendilerini bu hizmet için önce Rabbe, sonra bize adadılar. Böylece Allahʼın isteğini yerine getirdiler.
5 E fizeram muito mais do que esperávamos. Primeiro, eles deram a si mesmos ao Senhor e depois, pela vontade de Deus, eles se deram a nós também.
6 Bu sebeple Titusʼa bu yardım toplama hizmetini aranızda tamamlasın diye rica ettik. Onun başlattığı bu hizmete siz Korintliler Allahʼın lütfuyla katılmıştınız.
6 De modo que pedimos a Tito, que começou a recolher essas ofertas, que continuasse e ajudasse vocês a completarem esse serviço especial de amor.
7 Her konuda üstünlük gösteriyorsunuz. İmanınız daha güçlü, konuşmanız daha iyi, bilginiz daha geniş. Her türlü yardım severlikte ve bizi sevmekte ilerlediniz. Şimdi lütfettiğiniz bu bağış konusunda da aynı üstünlüğü gösterin.
7 Vocês mostram que, em tudo, são mais ricos do que os outros: na fé, na palavra, no conhecimento, na vontade de ajudar os outros e no nosso amor por vocês. E nesse novo serviço de amor queremos também que façam mais do que os outros.
8 Bunu size bir buyruk olarak söylemiyorum. Sadece başkalarının yardım toplamaya ne kadar istekli olduğunu görmenizi istiyorum. Böylece siz de sevginizin içtenliğini kanıtlayabilirsiniz.
8 Não estou querendo mandar em vocês. O que eu estou querendo é que conheçam o entusiasmo com que as igrejas da Macedônia deram ofertas, para que assim vocês vejam se o amor de vocês é verdadeiro ou não.
9 Çünkü Rabbimiz İsa Mesihʼin lütfunu biliyorsunuz. O, gökteki zenginliğini bırakıp uğrunuza yoksul oldu. Bunu siz Oʼnun yoksulluğu sayesinde ruhsal zenginliğe kavuşasınız diye yaptı.
9 Porque vocês já conhecem o grande amor do nosso Senhor Jesus Cristo: ele era rico, mas, por amor a vocês, ele se tornou pobre a fim de que vocês se tornassem ricos por meio da pobreza dele.
10 Size faydalı olacağı için bu konudaki fikrimi vereyim. Geçen yıl bu yardım toplama işine ilk başlayan, hatta ilk heveslenen sizdiniz.
10 Minha opinião sobre o assunto é esta: é melhor para vocês que terminem agora o que começaram no ano passado. Vocês foram os primeiros não somente a ajudar, mas também a querer ajudar.
11 Şimdi bu işi bitirin! Onu yapmaya istekli olduğunuza göre, elinizden geldiği kadar tamamlamaya bakın.
11 Portanto, continuem e completem o trabalho. Façam isso com o mesmo entusiasmo que tiveram no princípio, dando de acordo com o que têm.
12 Çünkü eğer istek varsa, yapılan yardım insanın elinde olmayana göre değil, elinde olan imkanlara göre kabul edilir.
12 Porque, se alguém quer dar, Deus aceita a oferta conforme o que a pessoa tem. Deus não pede o que a pessoa não tem.
13 Amacım başkalarını rahatlatmak ve sizi sıkıntıya sokmak değil. Hayır, eşitlik sağlamak istiyorum.
13 — ausente —
14 Şimdiki bolluğunuz onların eksikliğini tamamlasın. Bir gün onların bolluğu da sizin eksikliğinizi tamamlayabilir. Böylece eşitlik sağlanır.
14 — ausente —
15 Tevratʼta yazıldığı gibi: “Çok toplayan kişinin fazlası yoktu. Az toplayanın da eksiği yoktu.”
15 Como dizem as Escrituras Sagradas : “Ao que muito pegou, nada sobrou; ao que pouco pegou, nada faltou.”
16 Allahʼa şükürler olsun! Allah sizin için duyduğum aynı ilgiyi Titusʼun yüreğinde de uyandırdı.
16 Agradecemos muito a Deus porque pôs no coração de Tito o mesmo desejo que nós temos de ajudar vocês.
17 Çünkü Titus sadece isteğimizi kabul etmekle kalmadı. Size çok ilgi duyduğu için kendi isteğiyle yola çıkıp yanınıza geliyor.
17 Ele aceitou o nosso pedido e, como quer ajudá-los, resolveu ir com toda a boa vontade encontrar-se com vocês.
18 Titusʼla birlikte başka bir imanlı kardeş yolluyoruz. Bu kardeş Müjdeʼyi yaydığı için bütün imanlı topluluklarında övülüyor.
18 Junto com ele estamos enviando o irmão que é muito respeitado em todas as igrejas pelo seu trabalho de anunciar o evangelho .
19 Ayrıca, imanlılar toplulukları düzenlediğimiz bu yardımın götürülmesi için aynı kardeşi bizim yol arkadaşımız olarak seçtiler. Öyle ki Rab yüceltilsin, bizim de yardım etmeye istekli olduğumuz açıkça görülsün.
19 Além disso esse irmão foi escolhido e indicado pelas igrejas para viajar conosco a fim de nos ajudar nesse serviço de amor que fazemos para a glória do Senhor e também para mostrar que, de fato, queremos ajudar.
20 Bu cömert yardım hizmetimizde kimse bizi suçlamasın diye dikkat ediyoruz.
20 Queremos evitar assim que outros nos critiquem por causa da maneira pela qual estamos recolhendo essa grande oferta.
21 Çünkü yalnız Rabbin gözünde değil, insanların gözünde de iyi olanı yapmak istiyoruz.
21 A nossa vontade é fazer aquilo que tanto o Senhor como as pessoas acham certo.
22 Bu iki kişiyle birlikte başka bir kardeşimizi de yolluyoruz. Bu kardeşi birçok durumda defalarca denedik. Yardıma hevesli olduğunu anladık. Şimdi daha da büyük bir istekle hizmet etmek istiyor. Çünkü size güveni çok.
22 Com eles, estamos enviando outro irmão nosso. Muitas vezes o pusemos à prova e assim sabemos que ele está sempre pronto para ajudar. E, agora que ele tem tanta confiança em vocês, está com muito mais vontade ainda de auxiliar.
23 Titusʼa gelince, o benim ortağım ve aranızda çalışan hizmet arkadaşım. Diğer iki imanlı kardeşimiz ise toplulukların elçileri ve Mesihʼi yücelten kişilerdir.
23 A respeito de Tito afirmo que ele é meu companheiro de trabalho na ajuda que dou a vocês. E, quanto aos outros irmãos que vão com ele, são representantes das igrejas e trazem glória para Cristo.
24 Bunun için onları sevdiğinizi gösterin. İmanlılar toplulukları sizinle niçin gurur duyduğumuzu anlasınlar.
24 Por isso, para que as outras igrejas fiquem sabendo, mostrem a esses irmãos que vocês os amam e que nós temos razão de elogiar vocês.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar 2 Coríntios 8, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.