2 Coríntios 5

Open Basic Turkish New Testament (TUR_OBT) vs ARC

Sair da comparação
ARC Almeida Revista e Corrigida 2009
1 Çünkü bedenimiz, bu dünyada içinde yaşadığımız ama bir gün yıkılacak bir çadıra benzer. Oysa biliyoruz ki, Allah bizim için göklerde bir bina hazırlıyor. Bu bina, insan eliyle yapılmış bir ev değil, ölümsüz bir bedendir.
1 Porque sabemos que, se a nossa casa terrestre deste tabernáculo se desfizer, temos de Deus um edifício, uma casa não feita por mãos, eterna, nos céus.
2 Aslında biz göksel evimize kavuşmayı hasretle beklerken bu çadırda ah çekiyoruz.
2 E, por isso, também gememos, desejando ser revestidos da nossa habitação, que é do céu;
3 Bu göksel bedeni giyince çıplak kalmayacağız.
3 se, todavia, estando vestidos, não formos achados nus.
4 Şimdi içinde yaşadığımız çadır bizim için bir yüktür. Bu yük altında ah çekiyoruz. Asıl isteğimiz bu bedenimizi çıkarıp atmak değil, göksel bedenimizi giymek. Böylece sonsuz yaşam ölümlü olanın yerini alacak.
4 Porque também nós, os que estamos neste tabernáculo, gememos carregados, não porque queremos ser despidos, mas revestidos, para que o mortal seja absorvido pela vida.
5 Bizi tam bu amaç için hazırlayan ve bize garanti olarak Kutsal Ruhʼu veren Allahʼtır.
5 Ora, quem para isso mesmo nos preparou foi Deus, o qual nos deu também o penhor do Espírito.
6 Böylece her zaman cesaretimiz var. Biliyoruz ki, bu bedende yaşarken, Rabʼden uzağız.
6 Pelo que estamos sempre de bom ânimo, sabendo que, enquanto estamos no corpo, vivemos ausentes do Senhor
7 Çünkü gözle gördüğümüzle değil, imanla hayatımızı sürdürüyoruz.
7 (Porque andamos por fé e não por vista.).
8 Evet, cesaretimiz var. Bu bedende kalmaktansa Rabbin yanındaki evimizde bulunmak istiyoruz.
8 Mas temos confiança e desejamos, antes, deixar este corpo, para habitar com o Senhor.
9 Böylece, ister Rabbin yanındaki evimizde olalım, ister bu dünyada gurbette olalım, tek amacımız Rabbi memnun etmek.
9 Pelo que muito desejamos também ser-lhe agradáveis, quer presentes, quer ausentes.
10 Çünkü hepimiz Mesihʼin yargı yerinin önünde görünmek zorundayız. Öyle ki, herkes bedende yaşarken yaptığı iyi ya da kötü şeylerin karşılığını alsın.
10 Porque todos devemos comparecer ante o tribunal de Cristo, para que cada um receba segundo o que tiver feito por meio do corpo, ou bem ou mal.
11 Böylece Rabʼden korkmanın ne demek olduğunu bilerek insanları imana getiriyoruz. Allah bizi olduğumuz gibi görür. Umarım, vicdanınız da bizi öyle görür.
11 Assim que, sabendo o temor que se deve ao Senhor, persuadimos os homens à fé, mas somos manifestos a Deus; e espero que, na vossa consciência, sejamos também manifestos.
12 Kendimizi tekrar size beğendirmeye çalışmıyoruz. Ancak bizimle gurur duymanız için size fırsat veriyoruz. Böylece insan yüreğine bakmayan, yalnız dış görünüşle gurur duyan kişilere cevap verebilirsiniz.
12 Porque não nos recomendamos outra vez a vós; mas damo-vos ocasião de vos gloriardes de nós, para que tenhais que responder aos que se gloriam na aparência e não no coração.
13 Aklımızı kaçırmışsak, bu, Allah için. Aklımız başımızdaysa, bu da sizin faydanız için.
13 Porque, se enlouquecemos, é para Deus; e, se conservamos o juízo, é para vós.
14 Çünkü Mesihʼin sevgisi bizi harekete geçiriyor. Artık şu kararı verdik: madem Mesih tek kişi olarak herkes için öldü, öyleyse herkes öldü.
14 Porque o amor de Cristo nos constrange, julgando nós assim: que, se um morreu por todos, logo, todos morreram.
15 Evet, O herkes için öldü. Öyle ki, yaşayanlar artık kendileri için değil, uğurlarına ölmüş ve dirilmiş olan Mesih için yaşasınlar.
15 E ele morreu por todos, para que os que vivem não vivam mais para si, mas para aquele que por eles morreu e ressuscitou.
16 Bu sebeple artık hiç kimseye insan açısından bakmıyoruz. Eskiden Mesihʼe insan açısından bakardık. Ama artık Oʼna öyle bakmıyoruz.
16 Assim que, daqui por diante, a ninguém conhecemos segundo a carne; e, ainda que também tenhamos conhecido Cristo segundo a carne, contudo, agora, já o não conhecemos desse modo.
17 Demek, bir kişi Mesihʼe bağlıysa, yeniden yaratılmıştır. Eski şeyler sona ermiş, bakın, yeni şeyler başlamıştır.
17 Assim que, se alguém está em Cristo, nova criatura é: as coisas velhas já passaram; eis que tudo se fez novo.
18 Bütün bunlar Allahʼtandır. O, Mesih aracılığıyla bizi kendisiyle barıştırdı. Bize de barıştırma hizmetini verdi.
18 E tudo isso provém de Deus, que nos reconciliou consigo mesmo por Jesus Cristo e nos deu o ministério da reconciliação,
19 Demek istiyoruz ki, Allah Mesihʼin kişiliğinde dünyadaki insanları kendisiyle barıştırıyordu. Onların suçlarını saymadı. Bize de barıştırma sözünü yayma hizmetini emanet etti.
19 isto é, Deus estava em Cristo reconciliando consigo o mundo, não lhes imputando os seus pecados, e pôs em nós a palavra da reconciliação.
20 Bu sebeple Mesih için elçilik ediyoruz. Allah bizim ağzımızdan insanları kendisine çağırıyor. Böylece Mesih adına “Allahʼla barışın!” diye yalvarıyoruz.
20 De sorte que somos embaixadores da parte de Cristo, como se Deus por nós rogasse. Rogamos-vos, pois, da parte de Cristo que vos reconcilieis com Deus.
21 Mesih günahsızdır. Allah Oʼnu günahlarımızı bağışlamak için kurban etti. Öyle ki, Mesih sayesinde biz Allahʼın doğru saydığı kişiler olalım.
21 Àquele que não conheceu pecado, o fez pecado por nós; para que, nele, fôssemos feitos justiça de Deus.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar 2 Coríntios 5, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.