1 Samuel 2

Türkçe (BB31) vs BKJ

Sair da comparação
1 Hanna şöyle dua etti: ‹‹Yüreğim RABde bulduğum sevinçle coşuyor; 2 Gücümü yükselten RABdir. 2 Düşmanlarımın karşısında övünüyor, 2 Kurtarışınla seviniyorum!
1 E Ana orou, e disse: Meu coração exulta no ­SENHOR, meu chifre é exaltado no ­SENHOR; minha boca é ampliada sobre os meus inimigos, porque eu exulto na tua salvação.
2 Kutsallıkta RABbin benzeri yok, 2 Evet, senin gibisi yok, ya RAB! 2 Tanrımız gibi dayanak yok.
2 Não há nenhum santo como o ­SENHOR; pois não há nenhum além de ti; tampouco há uma rocha como o nosso Deus.
3 Artık büyük konuşmayın, 2 Ağzınızdan küstahça sözler çıkmasın. 2 Çünkü RAB her şeyi bilen Tanrıdır; 2 Odur davranışları tartan.
3 Não faleis mais com tamanha soberba; não deixeis que a arrogância saia da vossa boca; pois o ­SENHOR é um Deus de conhecimento, e por ele as ações são medidas.
4 Güçlülerin yayları kırılır; 2 Güçsüzlerse güçle donatılır.
4 Os arcos dos homens poderosos são quebrados, e os que são pisoteados são cingidos com vigor.
5 Toklar yiyecek uğruna gündelikçi olur, 2 Açlar doyurulur. 2 Kısır kadın yedi çocuk doğururken, 2 Çok çocuklu kadın kimsesiz kalır.
5 Os que estavam fartos alugaram-se a si mesmos por pão; e os que estavam famintos cessaram; de modo que a estéril deu à luz sete; e aquela que tem muitos filhos é enfraquecida.
6 RAB öldürür de diriltir de, 2 Ölüler diyarına indirir ve çıkarır.
6 O ­SENHOR mata, e faz viver; ele faz descer ao sepulcro, e faz subir.
7 O kimini yoksul, kimini varsıl kılar; 2 Kimini alçaltır, kimini yükseltir.
7 O ­SENHOR empobrece, e enriquece; ele traz abaixo e exalta.
8 Düşkünü yerden kaldırır, 2 Yoksulu çöplükten çıkarır; 2 Soylularla oturtsun 2 Ve kendilerine onur tahtını miras olarak bağışlasın diye. 2 Çünkü yeryüzünün temelleri RABbindir, 2 O dünyayı onların üzerine kurmuştur.
8 Ele ergue o pobre do pó, e levanta o mendigo do monte de estrume, para colocá-los entre os príncipes, e fazê-los herdar o trono da glória; pois os pilares da terra são do ­SENHOR, e ele estabeleceu o mundo sobre eles.
9 RAB sadık kullarının adımlarını korur, 2 Ama kötüler karanlıkta susturulur. 2 Çünkü güçle zafere ulaşamaz insan.
9 Ele guardará os pés dos seus santos, e os ímpios serão silenciados na escuridão; pois pela força nenhum homem prevalecerá.
10 RABbe karşı gelenler paramparça olacak, 2 RAB onlara karşı gökleri gürletecek, 2 Bütün dünyayı yargılayacak, 2 Kralını güçle donatacak, 2 Meshettiği kralın gücünü yükseltecek.››
10 Os adversários do ­SENHOR serão quebrados em pedaços; do céu ele trovejará sobre eles; o ­SENHOR julgará as extremidades da terra; e dará força ao seu rei, e exaltará o chifre do seu ungido.
11 Sonra Elkana Ramaya, evine döndü. Küçük Samuel ise Kâhin Elinin gözetiminde RABbin hizmetinde kaldı.
11 E Elcana foi a Ramá, para a sua casa. E a criança ministrava ao ­SENHOR diante de Eli, o sacerdote.
12 Elinin oğulları değersiz kişilerdi. RABbi ve kâhinlerin halkla ilgili kurallarını önemsemiyorlardı. Biri sunduğu kurbanın etini haşlarken, kâhinin hizmetkârı elinde üç dişli büyük bir çatalla gelir,
12 Ora, os filhos de Eli eram filhos de Belial; eles não conheciam o ­SENHOR.
13 — ausente —
13 E o costume dos sacerdotes com o povo era que, quando qualquer homem oferecesse sacrifício, o servo do sacerdote vinha, enquanto a carne estava em fervura, com um gancho para carnes de três dentes em sua mão;
14 çatalı kap, tencere, tava ya da kazana daldırırdı. Çatalla çıkarılan her şey kâhin için ayırılırdı. Şiloya gelen İsraillilerin hepsine böyle davranırlardı.
14 e ele o lançava na panela, ou tacho, ou caldeirão, ou pote; tudo o que o gancho de carne trazia para o alto, o sacerdote tomava para si. Assim faziam em Siló a todos os israelitas que para lá iam.
15 Üstelik kurbanın yağları yakılmadan önce, kâhinin hizmetkârı gelip kurban sunan adama, ‹‹Kâhine kızartmalık et ver. Senden haşlanmış et değil, çiğ et alacak›› derdi.
15 Também antes de eles queimarem a gordura, o servo do sacerdote vinha, e dizia ao homem que sacrificava: Dá carne para o sacerdote assar; pois ele não terá carne mal cozida de ti, porém crua.
16 Kurban sunan, ‹‹Önce hayvanın yağları yakılmalı, sonra dilediğin kadar al›› diyecek olsa, hizmetkâr, ‹‹Hayır, şimdi vereceksin, yoksa zorla alırım›› diye karşılık verirdi.
16 E se qualquer homem lhe dissesse: Que não falhem em queimar a gordura neste momento, e, depois, toma tudo quanto desejar a tua alma; ele, então, responder-lhe-ia: Não; mas tu ma darás agora; se não, tomá-la-ei à força.
17 Gençlerin RABbe karşı işledikleri günah çok büyüktü; çünkü RABbe sunulan sunuları küçümsüyorlardı.
17 Por isso o pecado dos jovens era muito grande diante do ­SENHOR; pois os homens abominavam a oferta do ­SENHOR.
18 Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, RABbin önünde hizmet ediyordu.
18 Porém, Samuel ministrava diante do ­SENHOR, sendo criança, cingido com um éfode de linho.
19 Yıllık kurbanı sunmak için annesi her yıl kocasıyla birlikte oraya gider, diktiği cüppeyi oğluna getirirdi.
19 Ademais, a sua mãe lhe fazia uma pequena túnica, e lha trazia de ano a ano, quando ela subia com o seu marido para oferecer o sacrifício anual.
20 Kâhin Eli de, Elkana ile karısına iyi dilekte bulunarak, ‹‹Dilediği ve RABbe adadığı çocuğun yerine RAB sana bu kadından başka çocuklar versin›› derdi. Bundan sonra evlerine dönerlerdi.
20 E Eli abençoava Elcana e sua esposa, e dizia: Que o ­SENHOR te dê semente desta mulher pelo empréstimo que é emprestado ao ­SENHOR. E eles seguiam para a sua própria casa.
21 RABbin lütfuna eren Hanna gebe kalıp üç erkek, iki kız daha doğurdu. Küçük Samuel ise RABbin hizmetinde büyüdü.
21 E o ­SENHOR visitou Ana, de modo que ela concebeu, e deu à luz três filhos e duas filhas. E o menino Samuel crescia diante do ­SENHOR.
22 Eli artık çok yaşlanmıştı. Oğullarının İsraillilere bütün yaptıklarını, Buluşma Çadırının girişinde görevli kadınlarla düşüp kalktıklarını duymuştu.
22 Ora, Eli era muito velho, e ouvia tudo o que os seus filhos faziam a todo o Israel; e como eles se deitavam com as mulheres que se reuniam à porta do tabernáculo da congregação.
23 Onlara, ‹‹Neden böyle şeyler yapıyorsunuz?›› dedi, ‹‹Yaptığınız kötülükleri herkesten işitiyorum.
23 E ele lhes disse: Por que fazeis vós tais coisas? Pois ouço de todo este povo sobre o vosso mal proceder.
24 Olmaz bu, oğullarım! RABbin halkı arasında yayıldığını duyduğum haber iyi değil.
24 Não, filhos meus; pois não ouço nenhum bom relato: Vós fazeis com que o povo do ­SENHOR transgrida.
25 İnsan insana karşı günah işlerse, Tanrı onun için aracılık yapar. Ama RABbe karşı günah işleyeni kim savunacak?›› Ne var ki, onlar babalarının sözünü dinlemediler. Çünkü RAB onları öldürmek istiyordu.
25 Se um homem pecar contra outro, o juiz o julgará; mas se um homem pecar contra o ­SENHOR, quem intercederá por ele? Não obstante, eles não atentaram à voz do seu pai, porque o ­SENHOR os mataria.
26 Bu arada giderek büyüyen genç Samuel RABbin de halkın da beğenisini kazanmaktaydı.
26 E o menino Samuel cresceu, e tinha o favor tanto do ­SENHOR, como também dos homens.
27 O sıralarda bir Tanrı adamı Eliye gelip şöyle dedi: ‹‹RAB diyor ki, ‹Atan ve soyu Mısırda firavunun halkına kölelik ederken kendimi onlara açıkça göstermedim mi?
27 E veio um homem de Deus até Eli, e lhe disse: Assim diz o ­SENHOR: Não apareci eu, claramente, à casa do teu pai, quando eles estavam no Egito, na casa de Faraó?
28 Sunağıma çıkması, buhur yakıp önümde efod giymesi için bütün İsrail oymakları arasından yalnız atanı kendime kâhin seçtim. Üstelik İsraillilerin yakılan bütün sunularını da atanın soyuna verdim.
28 E eu o escolhi de todas as tribos de Israel para ser meu sacerdote, para ofertar sobre o meu altar, para queimar incenso, para vestir um éfode diante de mim. E eu dei à casa do teu pai todas as ofertas dos filhos de Israel feitas pelo fogo.
29 Öyleyse neden konutum için buyurduğum kurbanı ve sunuyu küçümsüyorsunuz? Halkım İsrailin sunduğu bütün sunuların en iyi kısımlarıyla kendinizi semirterek neden oğullarını benden daha çok sayıyorsun?›
29 Por que chutais o meu sacrifício e a minha oferta, que tenho ordenado em minha habitação; e honras os teus filhos acima de mim, para fazer-vos gordos com a principal de todas as ofertas de Israel, meu povo?
30 ‹‹Bu nedenle İsrailin Tanrısı RAB şöyle diyor: ‹Gerçekten, ailen ve atanın soyu sonsuza dek bana hizmet edecekler demiştim.› Ama şimdi RAB şöyle buyuruyor: ‹Bu benden uzak olsun! Beni onurlandıranı ben de onurlandırırım. Ama beni saymayan küçük düşürülecek.
30 Por isso o ­SENHOR Deus de Israel diz: Eu disse, verdadeiramente, que a tua casa, e a casa de teu pai, deveria andar diante de mim para sempre; mas, agora, o ­SENHOR diz: Esteja isso longe de mim; pois honrarei os que me honram, e aqueles que me desprezam serão pouco estimados.
31 Soyundan hiç kimsenin yaşlanacak kadar yaşamaması için senin ve atanın soyunun gücünü kıracağım günler yaklaşıyor.
31 Eis que vêm dias em que cortarei o teu braço, e o braço da casa do teu pai, e não haverá sequer um velho na tua casa.
32 İsraile yapılacak bütün iyiliğe karşın, sen konutumda sıkıntı göreceksin. Artık soyundan hiç kimse yaşlanacak kadar yaşamayacak.
32 E tu verás um inimigo na minha habitação, em toda a riqueza que Deus dará a Israel; e não haverá um velho sequer na tua casa para sempre.
33 Sunağımdan bütün soyunu yok edeceğim, yalnız bir kişiyi esirgeyeceğim. Gözleri ağlamaktan kör olacak, yüreği yanacak. Ama soyundan gelenlerin hepsi kılıçla ölecekler.
33 E o teu homem, a quem não cortarei do meu altar, será para consumir os teus olhos, e para afligir o teu coração; e todo o incremento da tua casa morrerá na flor de sua idade.
34 İki oğlun Hofni ile Pinehasın başına gelecek olay senin için bir belirti olacak: İkisi de aynı gün ölecek.
34 E isto será um sinal para ti, que sobrevirá aos teus dois filhos, sobre Hofni e Fineias: Em um dia morrerão ambos.
35 İsteklerimi ve amaçlarımı yerine getirecek güvenilir bir kâhin çıkaracağım kendime. Onun soyunu sürdüreceğim; o da meshettiğim kişinin önünde sürekli hizmet edecek.
35 Eu levantarei para mim um sacerdote fiel, que fará de acordo com aquilo que está no meu coração e na minha mente; e para ele edificarei uma casa segura; e ele andará diante do meu ungido para sempre.
36 Ailenden sağ kalan herkes bir parça gümüş ve bir somun ekmek için gelip ona boyun eğecek ve, Ne olur, karın tokluğuna beni herhangi bir kâhinlik görevine ata! diye yalvaracak.› ›› edeceğim, yalnız bir kişiyi esirgeyeceğim. Gözleri ağlamaktan kör olacak, yüreği yanacak››, Masoretik metin ‹‹Gözlerini körleştirmek ve sana sıkıntı vermek için sunağımdan bütün soyunu yok etmeyeceğim, yalnız birini esirgeyeceğim››. olarak››.
36 E sucederá que, todo aquele que for deixado na tua casa virá e se agachará diante dele por um pedaço de prata e um bocado de pão, e dirá: Põe-me, rogo-te, em um dos ofícios dos sacerdotes, para que eu possa comer um pedaço de pão.

Ler em outra tradução

Comparar com outra

Estude este capítulo no WhatsApp

Peça à IA da Bíblia Fala para explicar 1 Samuel 2, comparar traduções ou montar um estudo — tudo direto pelo WhatsApp.